Author Archive for sivil itaatsiz

Page 3 of 7

asıl istenen açılım : kürtaj

bir baba düşünün 25 sene önce çekip gitmiş. 25 yıl sonra bugün gelmiş kapıya. elinde oyuncak dolu bavuluyla sinematografik bir şekilde “oğlum” diyor. ama sizin oyun oynayacak yaşınız çoktan geçmiş ve seneler önce evi terkeden insanın yerine bir başka baba figürü koymuşsunuz.

kapıdaki jöne ne dersiniz?
a) baba, babacığım
b) bilader aynı hızla ait olduğun yeşilçama gidiyorsun, bi daha da aurama girmiyorsun

a diyebilen malların cezai ehliyeti varsa beyinleri hava yapmış demektir. hayır, ehliyetiniz yoksa değerlendirin bunu güler sabancı çok tatlı para yardımı yapıyor böyle insanlara. ben “b” demekle kalmaz bir de elemana sopa çekerdim. o yüzden bugün kürt halkının beşir atalay’ın yaptığı pikelere taşaklarını kaşıyarak izlemesine karşı çıkmıyorum. on yıllardır ankara’dan sonrasını hiçe sayan hükümetlere alışmış hatta bu rutinden kudurmuştuk. dönem hükümeti çok şahane bir hareketle açılım yapmaya karar verdi.

açılım yaparken öyle şekillere giriyorlar öyle saltolar deniyorlarki gülerken götümü düşüreceğim diye korkuyorum. klark kent kıvraklığındaki başbakanımızı görüşmeleri akp genel başkanı kimliğiyle yaptığı için kutluyorum. nasıl iş lan o. burada başbakan orada genel başkan, sokakta böyle yatakta şöyle. sikimi evde bıraktım yanımda sucuk var edebiyatı yapılarak aslında “baba kimseyi uğraştırmayın sessizce kendinizi imha edin” mesajı mı verilmek isteniyor.

aslı entellektüel gibi sanki

özgüven şahane birşey ama mesaiye ezubesmele ile başlamak lazımmış.tora tora tora sevgili tipografik tavşanseverler. bakın daha ilk cümleden deodorant reklamı neşesiyle selamladım sizi. uzun zamandır yazmıyorum, ama farkedebileceğiniz üzere “yazamamak” gibi zavallı bir girizgahla başlamadım. çünkü yazabilirim.

velhasıl, orta halli bir anonim ortaklığında işe girdim. günlerdir iş yerindeki teknisyenlerin beni soktukları dumur pozisyonundayım. aynen cenin pozu gibi ama gözler sonuna kadar açık ve ayaktayım.  daha ikinci günden 60 yaşındaki bir amcanın “radomedaki deleminasyon en alt frame’e kadar inmiş” lafıyla sarsılmam.. bir diğerinin elinde kalibrasyon kitiyle masama kadar gelip (kit bahane tabi) bana barcelona anılarını kitlemeye çalışması.. hepsi üst üste geldi sevgili okur.

kaçamadığım dialoglardan birini şöyle paylaşayım,
teknisyen amca : hiç tanzanya’da bulundunuz mu
ben : doğrusu bulunmadım (tribe bak, doyyusu bilinmimişmiş)
t.a. : daha yaşınız genç, gidersiniz
ben : siz bulunduz galiba
t.a. : evet, giderseniz uçaktan indiğiniz gibi en yakın bara gidin ve barın en güzel kızına içki ısmarlayın. zaten hepsi naomi gibi
ben : olur mu öyle şey canım ya yüz vermezse
t.a. : saçmalamayın canım beyazsınız bi kere

yarım saat kadar serum gibi aldım bu tanzanya muhabbetlerini sevgili okur. günlerdir uyuyamıyordum ki dün dayının bir tanesi ben atölyede volta atarken “yarrak” diyiverdi. bir kelimeyi duyduğuma bu kadar sevdiğimi daha hatırlamıyorum. dayı beni farkedince öksürdü falan. ben bu arada içimden “yarrak yaa, yarrak tabi ne barcelonası mınakoyayım” diyorum. ben mühendisim, sen teknisyen. ben derim pensacola, sen de yarrak. gel gel puştluğa gel sevgili okur. hazımsızlık böyle birşey. osurduğum vakit mangalda kül bırakmayan ben, mavi yakalıları nasıl da hor görüyorum.

şimdi bunun başlıkla alakası var ulan diyeceksiniz. nasıl yarak değil yarraksa. aynen o şekil, entellektüel olmalı. ayrıca taşşak da var. yine de doğrusunu tuna kiremitçi bilir, ses edemeyiz.

kenan evren gideyazdı

bir zamanların usta jokeyi kenan evren yan geldi.ettikleri hipokrat yemini paçalarından akan hekimlerimiz kenan evren’in direkten döndüğünü fakat durumun kontrolleri altında olduğunu bildirmişler. türk tabiplerinden ricam paşamı yeteri kadar iyileştirsinler. çok iyileşmesin. espri yapacak takati bulamasın mesela. nefes falan alsın işte. bakın ne kadar hümanistim. kenan yaşasın istiyorum. daha doğrusu ölemesin istiyorum.

yüreğim parçalandı

bu kargalar insan değilmevsim yaz, hava nemli olduğundan kış uykusu berraklığında uyuyamıyorum. ensede başlayan yastık bacak arasında bitiyor, sevgili okurlarım. üstelik bu dönüp, dolaşmalar, yastıklarla güreşmeler sadece yatak odasında olmuyor. arada kendimi atıyorum salona orayı tavaf ediyorum. beğenirsem salonda devam ediyorum. yok, beğenmezsem gece devam ediyor.

işte dün yine salondayım. çıtır, pıtır sesler. kanat çırpmalar falan. bütün cam, kapı açık olduğundan hışırtılar falan birbirine karışıyor. zannedersin arkada einstürzende neubauten çalıyor. uyku sersemi insanın aklına hangi sivrisinek kanat çırpar lan gibi fantastik şeyler geliyor. gözümü bir araladım ne de göreyim bir kumru. güvercin de olabilir tabi arasındaki ayrımı bilememekle beraber eksikliğini hissetmiyorum. neyse işte, göğsünün üstüne yatmış kanatları yordamıyla ordan oraya kayıyor hayvancağız. şimdi seni salsam dışarı kedilere yem olursun be yavrucuğum dedim. acaba harbiden sakat mı yoksa poz mu yapıyor diye kontrol etmem lazımdı. ona doğru iki adım attım hemen ayaklanıverdi köpoğlusu. birde flapları kontrol etmek için alkış tuttum. eleman uçmayı da becerdi. tuttum, saldım dışarı. vurdum kafayı yattım sonra.

yemek için birkaç parça nevale alayım diye çıktım. köşede kuşun cansız yatan bedenini gördüm. işte o hissiyatı kelimelerle anlatamam. osaat iştah miştah kalmadı. dağ gibi adam heder oldu. kuşun etrafında dört döndüm. temiz bi 10 dakika kedi ve kedigillerin ağzını yüzünü siktim. biraz sakinleşince daha dikkatli baktım hayvancağıza. küçük çapta bi olay yeri inceleme yapayım dedim. gözleri sivri bir aletle çıkarılmışa benziyordu. biraz düşündüm ve bu puştluğu ancak kargaların yapabileceğine kanaat getirdim. kediler için düzenlediğim merasimi kargalar için tekrarladım. ama nasıl kötü olduğumu anlatamam sevgili okur. o kadar kötü oldum işte. bu aralar çok hassasım kenan evren’den ötürü olsa gerek. 62′nin duygu yüklü sayfalarında tekrar buluşmak dileğiyle.

sıcak havalar

30 saniyede tırt görsel yaratma kurumuevet, havalar sıcak. leş gibi sıcak. cehennem gibi sıcak. gavur amı gibi sıcak. geçen sene de böyleydi. yeni bir haber değil yani. peki temmuz’un 20′sinde milletin “baba mübarek de bayağı sıcak yaptı ha”sına “ya yaa” reaksiyonuyla sanki her milenyumda bir kere gerçekleşen bir olaya tanıklık ediyormuşuz gibi ağız yapıyoruz ki? hoşgörüden öte gelen bu refleksimizi toplumca aldırmamız lazım. bize eziyet, onlar için de zararlı birşey. bu insanlar genel gerçekleri ahaliye popmalayıp kendine muhabbet yaratınca mutlu oluyor. mesela sadece benzinle koca bir hayat geçirmiş insan biliyorum. e abi biliyoruz anasını satayım en çok vergiyi biz veriyoruz. ondan benzin pahalı. yoksa bedava benzin. bir kere bozun bu insanları. hoşgörü mekanizmanızı 2 saniyeliğine “biliyoruz lan” için rafa kaldırın. inanın bu canlının hayatında çok şey değiştirecekseniz. araştırmaya yönelecek bu arkadaş. solvent katılmış benzinden, genleriyle oynanmış sebzelere, meyvelere geçecek. hatta iyi bozarsanız bu arkadaşı sürekli cevap arayan bir birey haline getirirsiniz. bir de bakmışsınız adam size price equation’dan bahsediyor.

bu konularda çok dolduyum. ulan bir milletin bütün kültür mirası mı hava ve su üzerine kurulmuş olur. aslında bu sorunun tek ve kesin bir çözümü var : o da baskın oran’ın gece lisesi açması. o zaman mahallenin tüm delikanlıları aydın olur. aydın partisi falan kurar bunlar. diğer partilerden korkmalarına gerek yok. rasim ozan kütahyalı’dan korksunlar yeter.

zarif bir incelik

zarif bir inceliküstüden transit geçtiğimiz kadınlardan başka bir de bizim üzerimizden geçen kadınlar var. beraber yaslandığımız duvarların aurasından geçerken kötü olduğumuz yerlerle dolu istanbul, ama biliyorum ki o duvarlar eskiyor ben de unutuyorum inceden. önceleri her saniye nefesimi kesen anımetrik nesneler artık ara sıra flashbackleri tetiklemekle yetiniyorlar.

en fenası şeydi. düştüğüm yerde stencilin vardı.

iran’da crowd surfing

şenlikler gerçekten benzersiztahran sokakları diskoları aratmıyor. bu reformcular batının ahlaksızlıklarını almış. lanetliyorum alayını. sure bilmem ama imanım tam. kalbi temiz kontenjanından beddualarımın tutacağına inanıyorum. inanmak başarmanın yarısı olduğuna göre diğer yarısı kesin rant, torpil falandır. bende bunların hepsi var. musevi kanadı boku yedi.

anarşist ülke kuruluyor

bir grup gerizekalı güdümlü yaşamaktaktan sıkıldıysanız,
herhangi bir otoriteye bel bağlamak istemiyorsanız,
sandık-seçim-kadro gibi kavramlardan mideniz bulanıyorsa,
katılın : http://groups.google.com/group/anarsistulke

an itibariyle 17 kişi olan bu güzide topluluk bir an önce dallanıp budaklanıp müsait bir kara parçasına konuşlanmak ister. projeden 62′nin diğer yazarlarına bahsetmedim ama biliyorum ki ada olayını duydukları zaman “abi anarşik gibi gidelim off-shore bankacılığı yaparız” diyecekler. hahaha şaka tabi olur mu öyle şey. bütün hükümetlerin karasuları dışında ahlaklı bir homo erectus gibi yaşayacağım.

aşkından geceleri donsuz yattım

six.six.six nambır ov dı bistböyle yaparım arada. ben böyleyim. çok kuvl ve umursamaz ama bir o kadar da masum olduğumu düşünüyorum.

herkesin eğilimi farklı bu coğrafyada. mesela şeytana uydum gerekçesiyle tavuk siken insan var. adam savunmasında “şeytana uydum” diyor. temennim harbiden şeytanın harbiden uymuş olması. lego gibi oturmuştur inşallah herife. düşünsenize önde tavuk, onun arkasında tavukçu, en arkada da şeytan. bremen mızıkacıları gibi olurlar allahıma.

sonra mağdurun ruh ve beden sağlığını bozmadan tecavüz edebilen bir adam var. herif bildiğin örümcek adam gibi birşey. on yıllar önce topu inşaata kaçan hüseyin üzmez radyoaktif bir amele tarafından iğfal ediliyor. önceler başı dönüyor, midesi bulanıyor ama sonra ince ince çakozluyor durumu hüseyin. mütecaviz adama dönüşüyor. bozmadan tecavüz ediyor. hapishaneye düşmüyor. düşse de bir sene rötarlı düşüyor. düşünce de yaş haddi nedeniyle erkenden tahliye oluyor.

çin malları nasıl boykot edilir

çin de seddi öyle çok fantastik birşey değil ayrıca.teorik olarak şahane, retorik olarak bile gülünç, pratik olarak yalan önermelerdir bana gülmekten karın kası yaptıran. sanayi bakanı fena adammış. ulan yerli malları boykot etsek daha az zorlanırız. ama adam da haklı. zira sanayi ve ticaret bakanlığının görev tanımı : ülkenin sanayi politikasını belirleyerek ilke ve hedefler doğrultusunda sanayinin dengeli ve süratli bir biçimde gelişmesini sağlamak. seçimdir, krizdir falan derken adamın eli kolu aylardır bağlıydı. ee bu gibi politik bir fırsat bulunca da çini kitleyip türk sanayicisinin kurtarıcısı olmak istedi.

bu taktiğin aynısını bir arkadaşım eski sevgililerine uyguluyor. feysbık, mayspeys gibi keranelerin ileti fasiliteleri sayesinde hatunlar sessiz osursa bile haberiniz olabiliyor. öyle bir çağdayız. eleman avını 3 koldan takip ediyor. hatun twitter’da bozuk çaldıysa, last.fm’e geçiyor. hoop bi de ne görüyor : hatun “better off dead” falan döndürüyor playlistte. herif de dayanıyor telefonun klavyesine. “hadi gel galata kulesine gidelim sonra cihangire iner merdivenlerde içeriz” diyor. ilgiye muhtaç yavru galata kulesi güzel bir hava değişimi olur diyerek gidiyor. bu pozlar, çılgınlıklar falan hatunu sevdiğinden falan değil boşluktaki kıza saplar kaçarım refleksiyle yapılan şeyler. ahahah sanayi bakanının yaptığı da o misal. bir dahaki kabinede romantizmden sorumlu devlet bakanı olmasını talep ediyorum kendisinin.

şimdi aslında bu bakancığın hiçbir suçu yok. çünkü tüm kriz boyunca evindeki model uçaklarıyla oynadığı için 11. cümhürbaşkanı apogülün yanında bir dolu işadamı, kayseri valisi ve antep belediye başkanıyla beraber çin’e uçup bir dünya anlaşma yaptığından haberi olmadı. o yüzden yapıştırdı anında basın açıklamasını.

ciddi şekilde sarhoş captchası, alkolmetre, birşey gerekiyor bu bloga. yukarıda görseli neden yaptım bilmiyorum, ama pacman en sevdiğim hayvandır. büyük yıldızı yedi bitirdi. küçük yıldızları da kevaşesi yapar, çalıştırır. bu arada şincan ile sincan arasındaki isim benzerliği korkutucu geldi şu an.

hesap işletim ücreti

işlerimiz çok diYgaranti denilen yeşil ve tonlarındaki kerane vadesiz hesaplardan yıllık 58 lira hava parası çekiyor. tahsil edilen bu para bizim iyiliğimiz içinmiş. aksi halde gece ayazında ATMsiz kalırmışız. hadi güç bela bulduk ATMyi. kirli, yağlı, paslı olurmuş ATM. tabi birde kaydedilip saklanan veriler de varmış. bunlar hep parayla oluyormuş.

madem öyle kartlarımızı kullanmaya devam edelim. çünkü malız biz.

golden retriever dediğin harbi akıllı bi yaratık

bu hayvanlar için şu kadar iq bu kadar eq diyorlardı da inanmıyordum sonay dikkayalı ana haber bültenlerine. zaten sonay dikkaya o sikko aranjörle evlendikten sonra ana haber bültenlerini çıkardım hayatımdan. tv ekranını saçımı düzeltmek için kullanıyorumartık . sıcak gelişmelerden pek haberim yok. streaming videolarla gideriyorum komik görüntü ihtiyacımı. (#)

bizde bi laf vardı ablayı değerlendirmek diye. bizde dediysem kardeşler kıraathanesi sol dip masasından çıkma bir laftır. mesela mahallede en çirkinden daha leş ama size yanık bir abla vardır. “deerlendir olum o bahsettiğin ablayı bütün gün tavla oynamaktan çürüdün mınakoyim” der, masabeyi ahmet abi. tavlanın altında anlamlar aramayın.

@börekçinin birinde:
- olum sami. top musun sen allaşkına. kapının önüne geçiyorsun, sabahtan akşama kadar “abi buyrun, börekler taze” falan. dükkan kışla gibi oldu, sami. bi kere de bi karıya buyur çektiğini görelim. esnaf maytap yapıyor iyice olum.
- abi ondan değil. vallahi tedirgin oluyorum bayandan.

bu postaya da ortaya kustum postası diyelim. ama 11 saniyelik retriever belgeseli şahane. coni çok direk. hemen açılıveriyor hatuna.

o bikiniyi giymem lazım diyeti

sabah, öğle, akşam; sigara, kahve, meyveli yoğurt.

michael jackson ahirette müslüman olacaksa bırakıyorum bu işi

Michael Jackson fanları kadar gerizekalı insanlar görmedim.“öğlüm en harbi din islamiyet. tüm dünya halkı müslüman olacak, hepimiz ara pası gibi cennete gidicez” geyiği bel bağladığım bir şeydir. yalnız michael jackson müslüman olursa bu işte bir terslik var diye düşünürüm. ertuğrul özkök dün michael jackson yazısı yazdı diye değil, kendi irademle düşünürüm bunu. michael jackson kadar orospu çocuğu adam görmedim. çocuk istismar etmek için evinin arkasına disneyland yaptıran adamdan ne hayır gelir be.
- ama o disneyland fasilitesi, evlatlık çocuklarını eğlendirmek için yapıldı.
- e be gerizekalı, madem öyle neden gardırop içinden mınakodumunun minidisneyinin girişi.
görebileceğiniz üzere itinayla göt ediyoruz, günlük mj fanlarını. şeyler var bide “ne olursa olsun michael bir döneme damgasını vurdu”cular. hitler de bir döneme damgasını vurdu hatta o dönemin içinde çevirdi. antiparantez. hitler hayranı ne kadar beyaz üstünlükçü varsa pakistan’a düşsün. bakın antiparantez dedim, demek ki yan cümle yapamayacağım kadar gereksiz ama söylemeden yapamayacağım kadar da önemli bir bilgi verdim sizlere. kıymetini bilin antiparantezlerin.

eric clapton var bide. titresin diye gün saydığım ünlüler arasındadır kendisi. son görevimi deniz piyadesi hüvviyetinde ciddiyetle yerine getirip, en oynak ispanyol çingenesinden daha kıvır kıvır bir şekilde pasodoble yaparım eric clapton’ın tabutu üstünde. hohoho. ölse de helvasını yesek.

iran değil ayran

in aşağı lan taşaksıziran’daki sikim yeşili akımın taraftarları sapır sapır ölüyor. sikim yeşilini simgesel hale getirdiler diye ölmesinler tabi. kimse ölmesin. çocuklar ölmesin. genç kızlar ölmesin. genç aktivistler ölmesin. olmuyor tabi öyle. ölmekle kalmıyorlar sapır sapır ölüyorlar. bak neda soltani’ye nasıl öldü. hatta ölümünü feysbık denilen keranenin vidyo fasilitesi marifetiyle izledim(izledik). allah mesnetli siyasetten daha gereksiz birşey varsa o da reformizmdir. reformcular her yola gelir. şudakka iran’da musevi ve tayfası dizginleri ele geçirse ilk işleri amerika ve ingiltere’ye masa altı yapmak olur. insanların galeyana gelmesinin nedeni de seçimlerde hile yapılmasıymış. ulan denyo iranlılar, türkiye gibi yeri geldiğinde derin dekolte verebilen hatun kişilerin olduğu bir ülkede bile insancıkların %47′si allahına dönük oy veriyor. bayanların araba kullanması yasak olan bir ülkede ahmedinejat %67 almış çok mu? sevgili hajılar ölmek ya da polisten dayak yemek istiyorsanız; dimdirek kadın haklarını bahane edin, ne biliyim toplatılan kitapları, mapushanelerdeki düşünce suçlularını bahane edin.

stalin iyi içerdi. ayrıca bilmiyorsanız öğrenin. “it’s not who votes that counts. It’s who counts the votes.” yani olay oyları kimin verdiğinden çok verilen oyları kimleri saydığı. yalnız çocuklara yavaş girsin lan bu polisler.

milanodaki totoşlara açık mektup

10 üzerinden puanlayamıyorum bu insanlarısince we are offensive assholes with no life (yea, one of the fans says from mi inbox), we keep fugging anything holy in glamorous world of women. well we were about to get rid of that freaking skimo apparels (uggs*), but now got a new irritating footwear cause the summer sun has shown up lately. oh yea, this orospi audrey-fucking-hepburn-years-old skimmers is everywhere in istiklal st. i feel like puking zillion times a day cause of them. the shoes are amare stoudemire ugly, even uglier than converse. geeeeeezz.

milano moda haftasından önce görüşlerimi belirttik ki yeni kreasyonalra ona göre bi ayar çeksinler. ingilizce yazmamızın nedeni cavalli ve şurakasını çevirmen masrafından kurtarmaktır. özünde düşünceli insanlarız vesselam.

ingilizce bilmeyip de 62 okuyucusu olan mallar için google translate çevirdi :

çünkü hiçbir yaşam ile saldırgan assholes (evet, biri taraftarların mil gelen kutunuzdan söylüyor), bu konuda hiçbir şey kadınların büyüleyici dünyasında kutsal fugging tutmak vardır. iyi biz ilgili freaking skimo apparels (uggs), ama kurtulmak artık yeni bir rahatsız edici ayakkabı yaz Pazar neden var son kadar göstermiştir elde etti. Oh evet, bu orospi Audrey Hepburn-lanet-yaşında skimmers her yerde İstiklal st.i olarak zillion kez bir gün neden puking gibi feel. Ayakkabılar Amare Stoudemire, hatta sohbet daha uglier çirkin vardır. geeeeeezz.

morrissey kısa zamanda bitse süper olabilir

bu insan albüm falan çıkarıyor. müzisyen bi yerde. yine çıkardı. çıkarsın ama ceri fin prodüktör olsun mu bu adama? ceri fin dedimse bad religion ile albüm kaydetmiş bir insan evladı. şimdi bad religion ile morrissey yan yana güzel duruyor mu sevgili okur?

ortaokulda bi kıza “tak sepeti koluna herkes kendi yoluna” diye mesaj atmıştım. öyle telefonla falan değil. kağıda yazıp fırlatmıştım önüne. tenefüs olunca geldi : -ne yazıyor burada dedi? (evet, yazım kötüdür ve o zamanlar aralara tenefüs deniyordu) bu harikulade lafı bi de dışımdan söylemem gerekti. çünkü yan yana güzel durmuyorduk. bak, sik kadar aklımla hatuna nasıl yol vermişim değil mi? sınıfta göğüsleri ilk beliren kızdı kendisi. kimsede yokken iyiydi de diğer kızlarda inceden hat vermeye başladığında pek bi numarası olmadığını anladım. şimdi düşününce bayaa anlıyormuşum o zamanlar. şimdi o kadar anlamıyorum. bir ayda ilk defa o an anladığım şey sayısı 3′ü geçmiyor.

jagermeister fena birşey. bloga 8 haneli sarhoş captchası koyacağım.

i like snogging better than sex

i cant help it.

ulan ingilizce ne kadar “kubilay uygun” bir dil be. nereye çeksen oraya giden birşey. zannediyorum ki evvela dili dil yapan, o dili konuşan insan. mesela amare stoudemire diye bir herif var. adam ismiyle kendi altını çiziyor. vurguluyor kendini. ben buradayım ey türk insanı diyor. ebeveynlerinin bu çabası boşa gitmesin diye ben de kullanıyorum bu çocukcağızın adını.

örnek : it is amare stoudemire good. yani, it is unbelievably good gibi. ama, it is so good değil, ondan öte birşey.

k2 ile güçlendirilmiş 62ytl

yaratılış olarak kullanıcı dostu olmayan tasarımımız çok beta. o mausun deydiyi yerler hep bita.

evet yavaş ama el emeği kolajlarımı için save for web yapamıyorum. yüreğim el vermiyor. hem 3 saniye fazla bekleyin kristal berraklığında badem gibi hatunlar görürsünüz. silent bob was a sensible man.

bir diyet olarak hinduizm

hindistan’da 1 milyardan fazla insan, yaklaşık 226 milyon iyi durumda büyükbaş hayvan var. bu hayvanlar ecelleriyle ölmedikleri sürece ölmüyorlar. ingiltere’deki akrabaları şarbondur deli danadır derken telef oluyorlar. ölmeyenleri nolur nolmaz diyerekten itlaf ediliyor. hindistanlı inekler bu durumun farkında olsalardı hemen bir tanrı figürü yaratıp, şükrederlerdi ama değiller. öyle tombeki gibi yatıyorlar. üstelik orada yitip giden hemcinsleri için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar.

böyle kutsal hayvan mı olur. kutsalsa ırkı için birşeyler yapar hayvan. bak isamusamuhammed kardeşlere. peygamberler hayvandır demedim. insan bir çeşit hayvandır dedim. hatta onu bile demedim, aristo dedi. hülasa, hepsi kavimlerini zulümden kurtarmış. isa’nın milleti kurtarıyım derken kuyruğu titretmiş olması kutsallığından birşey kaybettirmez. en nihayetinde kutsal adam böyle olur.

hindular şu muhakemeyi yapabilse olay yerinde kesip mangala atıvericekler hayvanları ama onlarda en az inekler kadar moloz. çoğu vejetaryen olan bu arkadaşların da üstüne gitmek ne kadar doğru. çok doğru. bi de bu adamlar soft vejetaryen. yani “yemem ama kutsalsa yemem.” tavuk, balık dayanmış heriflere. zaten bombay’da adım başı kfc varmış. kazandıkları 3 kuruş parayı onları seneler senesi sömürmüş milletlerin şirketlerine geri veriyorlar.

tabi sapına kadar vejetaryen olanları da var ama onlar tipolojik olarak nasıl insanlardır bilemiyorum. aşina olduğumuz bollywood karakterlerinin allahına kadar vejetaryen olmadıklarına eminin. bütün gün kereviz sapı yiyerek o kadar saçma hareketler yapılmaz.