
amacını anlayamadığımız bir gencin duyuru panoları, araba silecekleri, tuvalet aynaları gibi kadraja bolca girebilen yerlerden kendini ifade etme çabası. blog adresi yerine açık adresini isteyen birçok 62 okuyucusu varmış.

amacını anlayamadığımız bir gencin duyuru panoları, araba silecekleri, tuvalet aynaları gibi kadraja bolca girebilen yerlerden kendini ifade etme çabası. blog adresi yerine açık adresini isteyen birçok 62 okuyucusu varmış.
ben kimim?
ne zaman doğdum?
dedem kore savaşında ölmüş.
şimdi, ne alakası var diyeceksiniz
tanım yapıyorum canım, cümlem bitmedi ki henüz
babamı kenan paşa çağırmış huzruna
sonra da görmemiş kimse.
babannem yıllarca “koca paşa huzuruna çağırdı, öyle hemen gelmez; hasbihal ediyorlardır” derdi ben çocukken.
hala da diyor.
e ben de büyümedim ki, çocuk sayılırım hala.
sahi, ben kimim demiştim.
zaten onu anlatıyorum
yani beni.
ben ne zaman doğmuşum tam olarak bilmiyorum.
ama ölüm tarihim biliniyo,
doğum tarihim belirlemiş zaten ölüm tarihimi.
doğum tarihimi öğrenmek için çok uğraştım ama
tam tarihi öğrenemedim.
ama dedim ya, ölüm tarihimi biliyorum.
zaten dedemin de doğum tarihi bilinmiyo, ölüm tarihi kesin.
doğduğunda çok önemli değilsin zaten ki
ölürken önemlisin.
bak niye böyle, bunu da bilmiyorum.
neyse,
kendimden bahsediyordum ben
yani dedemden.
gavurdan gelirken doğmuş dedem
gözleri mavi değilmiş ama
kaşları nazımınki gibiymiş.
zaten hemşeri sayılırız,
o da selanikliymiş.
bi mandamız varmış,
o zaman ben yoktum tabi
çok öncedenmiş bu,
ama mandamız varmış.
ps. kim olduğumu düşündüm,
cihangire gittim.
sonra düşünmekten şimdilik vazgeçtim.
başucu kitaplarımın yerini aldılar. 2-3 yıldır aynı yerde ikamet eden the joy of sex serisinin üstüne koyuyorum 2-3 sene öncesinin dergilerini. sabah kalkmamın nedeni oldular adeta. en yenilerini (sanırım en yenisi eylül 2007) başucuma koydum. telefonun alarmını kapattıktan sonra ilk işim rastgele bir sayfa açıp boyları 1.40′ı geçmeyen hatunlara 10 üzerinden puan vermek ama henüz 5 veremedim. modellerin hepsi teen, velet, vıcır artık ne şekilde hitap ederseniz. bu nikitaların hepsi müslüm baba aight bu arada!
nedir kardeşim japonlardaki bu wrist cutting çılgınlığı? liselerin önlerinde bizim usturanın oyuncaklaştırılmış halini wristcutter diyip satıyorlar. paralelen muntazam şekilde çiziyorlar bu edevatlarla kendilerini. nedeni 15 metrekarelik evleri olabilir. minimalizm geyiği nedeniyle bi tavan aynası bile yok anasını satığımın evlerinde. orta boy bir hamamböceğini bile basar bu ekonomiklik.
duvarlara yazı falan yazıyorlar, biz gizli feysbukçularız diye. aralarında tanıdık isimler de var.
bir şeye sana asla ait olmayacakmış edasıyla dokunursan daha mı kıymetli gelir?
herkesin evinde çocuğunun üzerine portakal suyu döktüğü sırtı yanan zürafası olsa, kim gider mesela dali sergisine?
elinde olunca onu hoyratça kullanma hazzı, sevme hissiyatının önüne geçmemeli.
uyandığında sanki hayatında ilk defa içecekmişsin edasıyla bakmalısın ince bellinin demine. ya da her defasında geçerken galatadan arkandan birisi çıkıp “bu kuleyi de dün gece bitirmişler” dediğinde şaşırmamalısın, hatta diyen çıkmazsa sen demelisin bunu. dünyadaki ilk alg in ürettiği ilk oksijeni içine sen çekiyormuşsun gibi gelmeli.
sigarayı ağzına götürdüğünde 13 yaşında arkabahçede gizlice içiyormuşcasına titremelisin ve duman yıllar önceki gibi yakmalı ciğerini. her rakı dublesini ilk defa içiyormuş gibi ihtiyatlı yudumlamalısın. her seviştiğin kadınla sanki hayatında ilk sevişmenmiş gibi arzulu yatmalısın.
gözlerini kaparken ilk defa uyuyormuşsun gibi huzurla dolmalısın. sabah uyandığında, birileri çıplak kıçına tokat atmasa da, dünyaya yeniden gelmiş olmak için ağlayabilmelisin bu umut dolu güzel günün aşkı uğruna.
rapper ceza’nın “fark var”ı saadet partisi’nin seçim şarkısı olmuş, snoop dogg bunlardan etkilenmiş olsa ki islamı seçmiş. rap camiasında daha ne hidayet eriş hikayeleri göreceğiz bakalım. söz konusu saadet ise hepimiz birer yaşar alptekiniz.
bunu yapabileceğiniz en iyi yer istiklal caddesi. çevreyollarında da yapılabilir ama ben tavsiye etmem. bağdat caddesinde yaparsanız canınız ikinci dönüşte sıkılır muhtemelen. iyisi mi gidin istiklal caddesine, atın voltalarınız. uzunluğu size kalmış. sağlık için de iyi zaten. ayaklarınız şişene kadar yürüyüen bence, hatta yılmayın devam edin. bana çok mantıklı geliyor.
metrobüse binerek. başlıktaki sorunun cevabı bu. öğrencl akbiliyle 85 kuruşa mal oluyor. yattığım kadınların üçü 25 yaşın altındaydı da 55 yaşlarındaki kadına hakikaten ayıp oldu. gerçi kaçınılmaz olduğunu düşündüğünden zevk almayı bilmesi gerekir, zira metrobüs komple fuhuş ve şehvet aracı olmuş. istemeseniz de oluyor, geçemiyorsunuz önüne. olmaması gereken ters ilişkilere mahal verse de metrobüste çocuk yapıp aile kuranların olduğu geliyor kulağıma. bu teknoloji harikası toplu taşıma sisteminde araç başına düşen 6.262,62 yolcu sayısı düşmezse bu hikayelerin sonu gelmez.
bundan sonra gerçekleşebilecek en ulvi olay kadir topbaş içindeyken belediye binasının ilericiler tarafından yakılıp yerine kebapçı açılmasıdır. bu eylem için de vurucu bir tarih seçilmelidir. 3 mart geçti, 4 nisan da yapılmasın bu, olmadı 5 mayıs. tarihte rakamsal ikileme olsun.
ayriyetten sivil itaatsiz taşakları yalanacak adammış, bir daha anladım bunu. sebebi de burada gizli, aslında pek de gizli değil.
bir daha gidenin aklını siksinler
geceleri dürüm yemekten daha sevdiğim bir şey varsa hepinizin ölüsünü göreyim. son zamanlarda bütün gecelerim onları aramakla geçti ama bulamıyorum onları. gecelerim dürümsüz geçiyor fakat çok ihtiyacım var dürüme. ey dürümcüler! nerdesiniz lan? gece açık dürümcü bulan insaniyet namına yorumlasın bu post’u, yoksa çok ayıp şeyler yapacağım.
verimli gündü. otobüste tanımadığım bir kızın saçlarını falan okşadım, hoşuna gitti galiba. okulda feci yazışlar oldu, bol ekmek yerim bu dönem yine. dönüş yolunda milf geldi bi tane, şirinevlere kaç durak var, sen nerede ineceksin dedi, sarıldı, falan filan oh ohhh güzel gündü.
lütfen davutpaşa’ya git ve yıldız tek. üni. kimya-metalurji fakültesine bi uğra. bizi kurtar bu dertten, gerekirse feda et kendini.
imç’nin önündeki seyyar pilavcı füll çekiyor. füll dediysem; 25 kişi ring oluyor pilavcının etrafında ve adeta ayin yaparcasına pilav-tavuk yeniyor. tapınıyor lan terbiyesiz herifler. işin tekniği chopstick denen mereti kullanmaktan daha zor : kaşığı sapından tutmak yok. ayrıca baş parmağın bir kısmı kaşığın içinde olacak gibi dölden döle aktarılan genelekçi bir anlayış hakim imç önü pilav boyunda. görsel reseptörlerimle belgelediğim bu panoramanın benzerini en cevval savaş muhabiri bile ancak rüyasında görmüştür. grup, turşudalırz turşudalırz şeklinde bir ritüele girişince sokak lambası ışığında pilav teknesine tapınan bu tarikattan kaçızlamanın zamanının geldiğini anladım. zira bu eyes wide shut değil ben de tom cruise değilim.
içiyoruz biz bundan hep, ekşisözlük klonları sağolsun. odtülülerin kıro olmadıklarını ispatlamaları için “aaa bizim özenti sözlüğümüz yok ama” şeklindeki veryansınlarını işitmeyeceğimiz için mutluyum bu kez en azında. onlar da sözlük açmış, facebook’a da reklam vermişler. kurtaramazlar bence götlerini. sözlükleri irdelemek istiyorum
diğer sözlüklerin de hımanağ oym.