Kategoriler
05:45 Hikayeleri

dust kuruyorum beyler

hani sibel kekilli diyor ya, “porno benim isyanımdı“.  bir dönem gençliğin de isyanı counter strike idi. ben de counter ile isyan etmiştim hatta. birgün mal arkadaşım mucit osman’ın “olm gel kantır oynayalım” demesinin o an hayatımda çok şeyi değiştireceğini bilmiyordum. sonradan bu oyun bir şekilde isyana dönüştü işte. sniper açıp binaların tepelerinden falan atlıyordum. aynı sibel’in lafı gibi büyük bir lafmış osmanınki de halbuki (okuyorsan senin amına koyim, hala ev telefonundan arıyorsun beni. bunu sana ilk kez 2005te söylemiştim, sene 2011 oldu).

oynadık, çok kelleler aldım -headshot da diyoruz-, çok götler kestim falan. baktım böyle olmuyor. bu arada şuraya kadar sibel kekilli (porno), eski sevgili, osman ve kantır başlığını hakeden saçmasapan bir yazı oldu farkındayım. ben olsam bundan sonrasını okumam.

Ancak ben böyle puştluk yaparım işte. Güzel bir sibel fotoğrafıyla okurun devamlılık göstermesini sağlarım. bu arada internette sibel’in samanlıklar üzerinde anlamsız fotoğrafları varmış, az önce gördüm. Hee sakın pornoyu kötülediğim falan düşünülmesin. Sonuçta hayatının bir bölümünde counter strike oynadığını itiraf etmiş bir adamım. Kendimle çelişirim eğer pornoyu kötülersem, iyi bir şey porno, yararlı.

Bir de kızcağız nasıl isyan ettiyse ödemede ciddi bir gecikme olmuş.

Şu an en çok düşündüğüm şey birkaç sene evvel epey meşhur olmuş bilim adamı ÇETİN BAL’ın ne yapmakta olduğu. Kendisi Zamanda Yolculuk Araştırma Merkezinin başındaydı bilindiği üzere, şu an nerenin başında acaba? Japonya depremiyle ilgili ne düşünüyor? İstanbulda aynısı olur mu? Travestiler Merter’i neden terk etti? Neden kendisinin ismini duyamıyoruz? Bir takım orospu çocukları mı küstürdü onu bilime?

Neyse, biraz uyayım, yine yazacam.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

hayat sevince güzel

bu lafı kim söylemişse baştan savma iş yapmış, çünkü detaya girmesi gerekiyordu. onun yerine detaya ben giriyorum, ayşecik’ten böyle bir şey beklememek lazım.

mart ayının gelmesiyle birliket… ehehehe yazının devamını tahmin etmek zor olmamalı. istanbullu okurlarım eğer kedi konulu bir yazı bekliyorsa daha vahşi olmalarını önerir ve en yakın hayvanat bahçesinin darıca’da olduğunu hatırlatmak isterim.

efendime söyleyeyim, otobüslerde metrolarda manitalara abanmalar, değdirme uğraşları, naz kırışlar, hadi ama nolurlar, fast food restaurantlarda menünün yanında manitayı götürmeler, kafelerde kıstırmalar, yalan romantizmler, öğrenci evlerine hadi akşam bize içmeye gidelim davetleri… hepsine son zamanlarda çok daha rastlar olduk değil mi?

yaz da geliyor. güneylere inmeler, festivallerde coşmalar, 35 derecede piyasa yapma çalışmalarına az kaldı. hayvanat bahçesine göndermediklerime şöyle gelsin de onlarla insanat bahçelerini konuşalım (a tribute to  otomatik portakal).

evet güzel insanlar, çok da bokunu çıkarmadan verin veriştirin birbirinize. aman köşe yazarı olacak kadar dolu olmayın yaşananlardan sonra. en sonunda da deftones olun bir güzel, diamond eyes tüm müzik marketlerde.

bir de insanın başka biriyle yeni ayrılık yaşamış eski sevgilileri tarafından aranmaya bu mevsimde başlanması ilginç bir durum. ben gelişine vurmaya devam edeceğim siz geldikçe.