-- Trivial

avatar’a gittim

mavi karakterleri bi' türlü içselleştiremedim yahu.aslında gideli bayağı oldu. gittiğim vakit hava 17 derece falandı, hesap edin artık. neden  mi gittim? adamlar ciddi masrafa girmişler, yazık lan. hani böyle çok samimi olmadığınız hatta sizin için dış kapının mandalı hüviyetinde olan insanlar jiks bir otelde yemekli düğün yaptıkları zaman “ayıp olur” der, iştirak edersiniz ya filme aynen o gariban gibi düşünerek gittim.

öncelikle matriks, xmen, cesur yürek gibi filmlerin kırması ama çoğacayip filmdi harbiden. piksele grafiğe harcadıkları ne kadar para harbiden perdeden akıyordu vesselam. yalnız oyuncuya figürana para bağlamamak için gece gündüz broadway’de takılıp prezentaabıl insan aradıklarına eminim. koca filmde sadece 2 karaktere aşinaydım ki zaten biri helikopter pilotu olan kızdı. ben yapımcı olsam ve casting amiri helikopter pilotu olarak bu karıyı getirse, o herifin çıkışını derhal eline veririm. zaten kariyerindeki her filmde ya polis ya asker yada mahallenin erkek fatması o kızcağız. nasıl bizde erol taş kötü adam, hulusi kentmen taşaklı iş adamı, bu karı da maskülen gacı oluyor her prodüksiyonda. fatih’teki erler kıraatanesindeki ali dayı’ya sorsam yine tutar bu kızı getirir kokpite oturtur. ee neyleyim lan böyle castingçiyi ben.

kurgusu da çok iyidi. gavur, sıfırdan gezegen yaratmış, evren yaratmış. güzel de yapmışlar allahıma. ortalarda dolanan iti eniği olmasa, gidilir yaşanır. üstelik böyle düşünen sadece ben değilim. yeni zelanda’ya yerleşen bi arkadaşım fellik fellik pandora bileti arıyormuş. ormanları bile acayip bi disko ortamı.  hiçbir şeye gülmesem ortamda uçuşan mevlana böcekleri falan. bir de mistik işlerin peydahlanacağı vakit ortamda süzülmeye başlayan şeytan tüyü gibi şeyler var. fantastik.

diğer taraftan o kabile hayatı beni hiç çekmedi diyebilirim. türkiye’deki seküler yapıya alışmış herhangi bir kimseye de cazip geleceğini sanmıyorum. taş düşse allah’a dönüyor gezegen halkı. olur mu lan öyle. nerede kaldı laisizm. gezegenlilere de kızamıyorum. henüz şartlar olgunlaşmamış oralarda. cumhuriyet gibi basılı bir yayınları olsa insan evladını beklemeden o ağacı kendileri odakka kendileri köklerlerdi.

bi’ de filmdeki bütün kareleri at kuyruğuyla birbirine bağlamışlar. ata bineceksin, saçını ata takıyorsun. kuşa bineceksin, kuşa takıyorsun. sevişirken kıza da taktı mı göremedim. zira yerli pornosuna hazır olmadığım için bi 5 dakkalığına gözümü kapatmıştım. nemelazım. ama takmıştır garanti. film sonrası kritik yaparken -“bi bana takmadı lan esas oğlan” şeklinde espriler falan yapıyordum. arkadaş girerken verdiğimiz 15 lirayı hatırlattı. meğerse bize peşin takmışlar.

bu arada verdikleri hüdaverdi gözlüğünün üzerinde “made in usa” yazıyordu. ilk defa amerikan imalatı bir şey gördüm. o benim proleterliğim tabi.

20 günde 1 milyar dolares gişe yapmış film. gitmeyin lan artık. zaten bu yazıyı okuduktan sonra gitmezsiniz. henüz izlemeyenlere gülecek bir şey bırakmadım zira.

sizi seviyorum.

Bir Cevap Yazın

  1. dişi yaratık “necati nen var” bakışı verirken erkek olanında “babam evlenmemize izin vermeyecek galiba melahat” mimiği alıyoruz. pandora da yalan, çamlıca tepesi orası.

  2. jason cameron bugün itibari ile titanic’in hasılatlarınıda daşşaklarının altına almış bulunmakta…adam zıçtı içine “koklayın lan” diyor resmen….

    sapnot: başlık pek bi yakın maziye götürdü bizi…
    “Avatar’a gittim şahitlerim var” hey gidi hey…

    Kavatar yerli versiyonu çekimleri var aklımda …teknolojinin tillahını zikecek cinsten…
    hadi hayırlısı…