-- 05:45 Hikayeleri

cumartesi geceleri ve pazar özeleştirileri

rüyamda meksika sınırından kaçak geçiyorduk arabamızla. sonra farkettim ki rüya değilmiş. alkolün etkisinden dolayı halisünasyon görüyormuşuz. bu tekile ne menem bir şeyse bu kez beni sahiden meksika’ya yolladı. halbuki kendisiyle ilişkimiz başlangıçta birbirine ısınamamış çiftler gibiydi. siz de bilirsiniz bu şekilde başlayan ilişkiler ısınamama itiraflarının sağladığı paslaşmalarla başını alıp tutkulu aşklara dönüşür. ben de tekiladan böyle bir pas almış olabilirim dün gece.

o an yapılması gereken şeyin hayatımın bir bölümünü verkaçlarla geçirdiğim hatunlara “seni benden daha iyi tanıyan hindistanlılar oldu : (” diye sms geçmek olduğunu düşünüyordum. sonra “akşam napıyorsun : )” sms’ini geçtiğim hatunları eleyip bir liste oluşturmam gerektiğini farkettim. aşk hayatım ayıkken de bayıkken de bu anlamsız sms’lerin kurbanı oluyor, “gizli” sıfatını hak ediyor.

sonra kadınlara olan sevgimin bir kat daha artmasına neden olan bir düşünce belirdi kafamda. gerçekten de kadınların göğüs dekoltesiyle kolye takmanın şık olduğunu düşünmeleri güzel. refleksler zayıfladığında çatala takılı kalan gözlerin bahanesi olabiliyor o kolyeler ki durumuna göre “aaaa kolyen çok güzel miş” (miş ayrı) ya da “o ne yaa ananenin kolyesi mi o” gibi yorumlar yapılabiliyor.

sonra baktım ki bardağım boş. bu kez de kafamın içinde thursay’in “empty glass” şarkısı çalmaya başladı. bakın kadınlar, bu ekmek derdinde olan bir adamın serzenişi değil ama yine de içinizdeki anneciğe seslenmiyor değilim. özellikle jennifer connely benzeri kadınları bu açıklamalarımı dikkate alsınlar. fenerbahçe forveti gibiyim. istediğim pasları alamamaktan şikayetçiyim.

Bir Cevap Yazın