-- Anal İz

yunanistan: yarağı yemiş ülke

merhabalar arkadaşlar, konu yunanistan.

hepinizin bildiği gibi yunanistan ciddi mali sorunlarla karşı karşıya (bilmeyeniniz lütfen siktirsin gitsin, beni yormasın). kamu borç stoku rekor düzeye ulaşarak gayrısafi yurtiçi hasılasının %165’ine gelmiş durumda. yunanistan gibi ekonomisi belli dinamikler üzerinde büyüyen bir ülkenin ise bu seviyede bir borçluluğu sürdürmesi maalesef olanaksız. keza piyasalardaki gelişmelere baktığımızda da iki yıl vadeli yunan tahvillerinin %100’ü aştığını, kredi notunun ccclere geldiğini, cdslerinin rekor kırdığını görüyoruz. bunların tek tek ne anlama geldiğinden bahsetmek isterdim ama biliyorum ki kızlar çoktan bu yazıyı okumayı bıraktı. o yüzden gereksiz buluyorum bazı detaylara girmeyi.

yunanistan’ın yarağı yediğini anlamak için iktisat falan bilmeye gerek yok. resesyona yani durgunluğa yani gelirin artış göstermediği bir trende girmiş ülkenin tekrar ayağa kalkması için endüstriyel üretime ihtiyacı olur. yunanistan büyümesini genel olarak hizmet sektöründen sağlıyor. yani bankacılıktan, turizmden, armatörlükten falan para kazanıyorlar. kriz döneminde ise insanlar sadece bankalardan para çekmeye giderler. çekebilirler mi? orası ayrı konu. ama iyi bir şey değil bankacılık için. otellerin sağlayacağı hizmetin kalitesi düşer, turizm geliri azalır. yani buralardan ekmek çıkmaz alexis kardeşime. dediğim gibi şu gereken ekonomik sıçramayı yaptırtacak bir sanayisi yok adamların. bu da krizin süresini uzatacak, kardeşim alexis’in kıçına kaçtıkça kaçacak.

burada suçlu tabii ki emperyalist ülkeler diyorsanız eğer, anti-emperyalist olduğu iddiasında bulunan insanların açmış olduğu zilyon tane blog/site var. gidin onları okuyun ama tavsiye etmem. bu sorununuzun başka türlü tedavi yöntemleri var, onları deneyin bence.

sorunun temeline geri dönüyorum. yunanistan’ın borcu. yunanistan devleti bundan önce iki kez iflas açıklamış. ilki birinci dünya savaşının öncesi, diğeri ikinci dünya savaşının hemen sonrası. birinci dünya savaşına kadar kendi kuruluşunu ve güçlü bir ordu kurmasını batılılara finanse ettiren yunanistan, batılılar kendi aralarında savaşa girişince unutulmuş, siktir edilmiş. ikinci dünya savaşı sonrası abd yardımına koşmasa anası sikilirmiş doğrusu. neyse, yunanistan nato için üs kullanılması abd çıkarlarına hizmet ederken, abd de yunanistan’a mali destek sağlanması, ülkenin ab’ye alınmasının sağlanması gibi olaylarda başrol oynamış (1980 bilderberg toplantısında kapışan türk ve yunan temsilcilerin açıklamalarını isteyene yollarım). sömürüden bahsedebilir misiniz bilmiyorum ama bence tam bir win-win stratejisi. yalnız yunanlar birgün abd için hiçbir önemlerinin kalmayacağını hesap edememişler. o da soğuk savaşın bitiminin ardından oluyor.

yazıya verdiğim aradan iki gün sonra devamına geçiyorum. bütünlüğü siki tutmuş olabilir ama buraya kadar okuduysanız bu sizi zaten sabırlı bir insan olduğunuzu gösteriyor ki buradan sonra da sabredebilirsiniz.

gelelim diğer bir konuya. yunan halkının bedava yaşaması sorununa. evet gerçekten de diğer diğer avrupa ülkelerindeki insanlarla kıyasladığımızda yunanlar gerçekten boş beleş bir hayat sürüyor ama bunun standardı nedir. şimdi herhangi bir ülkedeki politikacılar normal koşullarda halkının daha iyi yaşamasını ister. zaten bu görev için iş başına gelen politikacıların hedefi her zaman bir sonraki seçimleri kazanmaktır. bunun için popülist politikalar güderler ki ekonomi yönetimi açısından baktığımızda bunlar geniş sosyal haklar, sübvansiyonlar, vergi teşvikleri, çeşitli destekler, gevşek para politikaları falan olur. yunanistan’da da gelen başkanlar aynen bunları yapmış. iş yerlerinin açık olduğu saatlerden kıyak memurluğa kadar her şeyi biliyorsunuzdur zaten bu ülkeyle ilgili olarak. yunan halkı aslında sahip olmadığı standartlar ile yaşadı uzun süre, şimdi bunların bedelini ödemek zorundalar ki aslında tam olarak da ödemeyecekler, bildiğiniz gibi yeni kemer sıkma önlemleri karşılığında borçlarının bir kısmı silip kredilerden faydalandırıyorlar yunanistan’ı.

sonuca geleyim. yunanistan borcunun silindikten sonraki kısmını bile asla tam olarak ödeyemeyecek. gayrıresmi olarak iflas etmiş bir ülkenin resmi görüntüsünün de aynı olmaması için ab ülkeleri, başta fransa ve almanya olmak üzere geciktirici önlemlerle zaman kazanmaya çalışıyorlar ama bunların işe yaraması imkansız. insanları çok da ürkütmeden acı gerçeklere yavaş yavaş alıştırıyor olabilirler. yunan halkı ise daha çok sokaklarda olur, bundan sonra da peksimete talim eder.

başka önemli konulara da değineceğim. değişiklikler olsun arada böyle.

Bir Cevap Yazın

  1. “burada suçlu tabii ki emperyalist ülkeler diyorsanız eğer, anti-emperyalist olduğu iddiasında bulunan insanların açmış olduğu zilyon tane blog/site var. gidin onları okuyun”

    bu kısmına bayıldım, eline sağlık…

  2. Kadın halimle üşenmedim, sıkılmadım okudum bilmediğim bir şey öğreneceğim deyü mamafih elim boş dönüyorum. cık cık
    Şüphesiz, Yunanistan’ın başına gelenlerden gören gözler için pek çok ibret var. Adamlar rahata alışkın olduklarından zahar, hemen celallenebiliyorlar, sokaklara örgütlü bir şekilde dökülebiliyorlar. Bizim o taraklarda bezimiz yok, hayat gailesi bizi çok yormuş ki babamızı sikseler gıkımız çıkmıyor.
    Pornomuzu elimizden alıyorlar diye bir hareketlenir gibi olduk, o da fos çıktı. Olay rahatlıkta zannımca.

  3. yunan halkı hep öyleydi. yani hep örgütlenip karşı duruş sergileyebildi. anarşizm yunan halkının hamurunda var. bu ülkedek çoğu insan 29 ekimde cumhuriyet bayramı kutlarken -biz winona günü kutluyoruz-, yunanistanda 28 ekim hayır günü kutlanıyor (hayır dediğim olumsuzluk anlamı veren) 1940’tan beri.

  4. Yunanistan ve mali krizi hakkında bulabildiklerimi okuyorum , fırsatım oldukça da ekonom,istleri dinliyorum..En sinir bozucu olanıysa bir den bire anti kapitalist olu vermeleri , o paraları borç alıp çatır çatır yerken anti-kapitalist miydin gardaşım , anti-kapitalist halinle mi yedin o paraları , o kadar anti-kapitalistsen almayaydın o borcu..
    Bana yollarmısınız 1980 bilderberg tartışmasını …