-- Trivial

aslında iyi biriyim

bütün çocuklar pilot yada polis olmak istiyor. sanırım ben kırmızı halka içindeki çocuktum. hiçbir şey olmak istemiyordum lan ben. bu yazı da trivial 'e gidernaber. ben evden nadiren çıkan bir insanım. en yakın arkadaşım da şuayıb isimli bir bambu. ikea’daki benzelerinden çok daha farklı olduğunu düşünüyorum şuayıbın. kendisinin tek handikapı biraz agorafobik olması. henüz dışarı adımını attığını görmedim. bir keresinde balkona çıkartayım, dedim. sarardı, soldu, beti benzi attı. o günden sonra bırakın dışarı çıkarmayı, yerini bile değiştirmedim.

artık dışarı çıkmam gerektiği zaman solo çıkıyorum. yalnız ilginçtir o dünyalılarla ilk temas anım var ya inanılmaz epik oluyor. amelie poulain oluyorum resmen. pusetini kaldırıma çıkartmaya çalışan annelere yardım ediyorum. ikinci elizabet kılıklı teyzelerin -ki muhitimde çok var bunlardan- poşetlerini döneceğim köşeye kadar taşıyorum falan.

işte geçenlerde yine dışardayım. ne halt yiyeceksem yemiş, otobüs vasıtası ilen eve dönüyorum. yanıma da bir tane velet oturmuş ama tam oturmamış. her durakta zaten oturmadığı yerden kalkıp etrafa bakıyor. tanıyamıyor, sonra yine oturur gibi yapıyor. 5-6 durak aynı hareket yordu tabi çocukcağızı. “abi bu durak meydandan geçmiyor mu ki?” dedi, bana. geçmez dedim, demez olaydım. birden muslukları açtı. nasıl ağlıyor, nasıl ağlıyor. ben hemen teselli müptelası toplu taşıma teyzesi moduna girdim. hani vardır ya, 1,5 yaşındaki çocuk bacağını kapıya sıkıştırınca “bi şey olmadı değil mi halası. aslan gibidir benim yeğenim. seneye de sünnet olacak zaten” gibisinden teselli veren tipler, onlardan oldum.

-aa hiç yakışıyor mu sana, kocaman adamsın. ben sana tarif ederim yürüyerek gidersin meydana.
-(burun çek, göz sil) peki durak yakın mı meydana.
-var biraz mesafe.
-..
-bulabilecek misin?
-bilmiyoyum.

ulan baktım olacak gibi değil. tuttum elinden gideceği yere kadar bıraktım. adı musa’ymış. dershanesine geç kalmış. 13 yaşındaymış ve doktor olmak istiyormuş. doktor olmak istediğini duyunca er ryan’ı kurtarmış gibi sevindim. biz mühendis olduk da noldu amınakoyim. musa’dan ayrıldıktan sonra arkasından baktım, umarım kansere yada aidse çare bulur yoksa yarım saat haybeden otobüs bekleyeceğim diye düşündüm. çok sinematografik bir andı.

işte yine aynı gün uykusuzluktan ölen bi arkadaşıma gittim. aslında ben arkadaşa gittim onu uykusuzluktan ölmek üzereyken buldum. musa’yı falan anlattım işte. “sen aslında iyi birisin” dedi. öyleyim di mi lan diyip kahve yapmaya gittim. kızcağız koltukta uyuyakalmış. ben de elimde stüdyonova kahve kupalarıyla kalakaldım. sarstım, tokatladım, uyanmadı. ben de mavi asetatlı kalemle alnına “çok güzel uyuyordun, kıyamadım” yazdım ve çıktım. akşama doğru “orospusun lan sen” diye mesaj attı. ahahahah.

Bir Cevap Yazın

  1. adli tıp’a girerse, otobüsle sikerim kendisini…

    [eşlik eden the right to go insane/endgame/megadeth]

  2. adli tıp’a girerse, otobüsle sikerim kendisini…

    [eşlik eden the right to go insane/endgame/megadeth]

    Zuhahah 😀 çok komiksin 🙂