makarna ve yağmur

bana makarna öncesi “yoğurt senin için bir vazgeçilmez midir?” diye soran sivil’e “hayır. aynı kadınlar gibi.” demiştim (işte yoğurt ve kadının benim açımdan ortak özelliği). dilimi arı sokaydı da demeyeydim demeyeceğim ama geçen gün uzaklardan, çok ama çok uzaklardan bir lokantada gördüğüm kız zarafeti ve güzelliği ile beni kendine hayran bırakmakla kalmayıp, adeta pişmanlık çöllerinde seyyaha çevirip avustralya sahillerine vurmuş balina hissiyatıyla söküklerimi dike dike gitmeme sebep oldu derken dün sürekli olarak ellerinde şemsiyesi, bacak boyları kadar çizmeleri ve mağaza vitrinlerine kusursuzca teslim ettikleri zihinleriyle beni yavaşlatan 2,5 litrelik pet şişeden farksız dişiler beni net bir ruhsal bulanıklığın içerisinden bıraktı ve bu kadar uzun bir cümleyle kafanızı sikmeyi planlattı.

ağırdan ağırdan uyku düzenimi kurmaya başladığım bugünlerde güne akşamüstü merhaba deyip ne yapıyorsa gece yapanlara karşı olan kıskançlığım yerini kasvetli önyargılara bırakmakta. uyanık olduğum takdirde tek yapmak isteyeceğim aktivitenin boş parklarda toprak kokusuna bürünmüş havayı solumak olduğu bir saatte insanların bilgisayar oyunlarından elde ettiği scoreları paylaşmaları bence çok “özel” bir olay, sırf bu yüzden sosyoloji okumuş olmayı ve edinmiş olduğum altyapının üzerine inşa edeceğim değerlendirmeler birtakım bulgulara erişmiş olmayı dilerdim. çok güzel şey sosyoloji.

şu an kurmakta olduğum cümlelerin iki sene sonra tekrar okuduğumda beni güldüreceği, o zamanlar salak olduğumu düşündüreceği yönünde bir beklentim var. bu beklentiye iki sene önce de sahiptim ama şimdi görüyorum ki yazmış olduklarım beklentilerimi karşılamaya yetmiyor, avrupa ülkelerinin pmi endeksleri gibi. yeri gelmişken bloga ilk yazı 7 aralık 2008′de düşülmüş, 3 yılı geride bırakmış bulunuyoruz.

beyaz bir sayfa herkesin ihtiyacı. yeni başlangıçlar yapmak, değişmek, gerçekten olmak istenilen kişi olmaya yaklaşmak. herkes bir gece yatar ve ertesi sabah bambaşka bir benlikle uyanmanın hayalini kurar ve hepinizin bildiği gibi bu hayal olarak kalır. sanırım ben bunu başardım ama tabi bir gecede değil. uzun zaman harcamam gerekti bunun için ama başardım. evvelce söylediğim bir şey vardı balgamlı asfaltlarda yürürken, hayatım film olsa belli başlı şeritlere işerim diye. sanırım temiz kalacak şeritler son zamanlarda dönmeye başlayanlar.

2 Responses to “makarna ve yağmur”


  • yağmur ve makarna

    O yazı yağmur ve makarnaydı canım. Ayrıca özel bir yazıydı, duygu vardı içinde. Senin yazdığın duygunun yanından bile geçmediği gibi bazı kadınları aşağılamaktan ibaret olmuş. Yaptığına esinlenmek diyemiyorum, belki bir çeşit kopyacılık, belki orjinal yazıyla dalga geçmek bilemiyorum. Anlam veremediğim şey neden kendinizle aynı düşünmeyen kadınları (ki genelde kadınlar erkeklerden çok farklı düşünüyor) saygı duymak yerine küçümsemeye çalışıyorsunuz.
    He bir de o yağmur ve makarnayı yiyen iki kişiden biri benim. Seni gerçekten severim heper ama anılara saygı duy lütfen.

  • “yağmur ve makarna”. varsa böyle bir metin gerçekten, yukarıda yazıyı başlıklarken acı tesadüfü geçtim, direkt trajedi yaşamışım. Yanından sağından solundan önünden arkasından duygu geçsin diye yazmadım. Kadınları sevmesem saygısızlık edeceğim anılarım olmazdı.

Leave a Reply