-- Deneysel Dokunuşlar, Haşmet Babaoğlu

rakı masası

evet. güneş ışınlarının bulunduğumuz yarım küreye hepten daha eğik biçimde gelmeye şu günlerde berberimin bana “havalar soğudu neden acaba” şeklinde önce biraz garipsediğim, sonra adamın geçmişini düşününce falan hak verdiğim bir soruyu sormasıyla kafamda bazı şeyler “tak” etti. bir insanın kafasında herhangi bir şey nasıl “tak” eder o an öğrenmiş oldum. bu arada yazıya yaptığım gereksiz giriş eminim sydneyli okurlarımızı çok mutlu etmiştir hatta onlara “çıldırın çıldırın orospu çocukları” tezahüratı yaptırmıştır. bu arada geçen sene sydney’de çok okurumuz vardı, eminim buna.

havaların soğuması, balık mevsiminin başlaması, kumkapıdan geçerken arabanın camları kapalıyken bile bizim iğrenç kokuları almamız… hepsi bu aylarda yaşadığımız şeyler. bir de rakı masaları var tabi. onlar her ne kadar indoor bir aktivite haline gelecekse illa ki yine şenlenecektir. -bildiğiniz gibi asmalı mescitin de anasını siktirler- çünkü rakının özü şenliktir. rakı insanı şenlendirir. rakı içen insanın ruh bahçesinde çiçekler açar, kelebekler uçar. öyle bir şey rakı işte, anlatabiliyor muyum. rakının bulunduğu masalar da size yaşamanın zor olduğu tecrübeleri yaşatır, ulaşılması zor hedeflere ulaştırır, tanımanın kolay olmadığı insanlarla kanka yapar. nolur korkmayın ya rakıdan.

mesela hiç unutmam -yalanlar başlıyor-. “siktiğim karıların yarısı oy verse seçimi kazanırım” şeklinde bir deklerasyonda bulunan bir mahalle muhtarı adayını bir rakı masasında tanımış olmam tesadüf değil.  “topu bırakmasaydım bu ligde gol kralı olurdum” eminim sizin de çok duyduğunuz rakı masası aforizmalarından.

derin aşk acısı çekenlerin rakı masalarında üstlendiği rol ise her zaman aynıdır. önce “o kızla yürümezdi zaten” şeklinde tesellilere ikna olmuş gibi görünüp gecenin sonunda ex-manitayı arayıp kısık sesle “nağğpıyosunn” diye sormak hiçbir zaman bitmeyecek bir olaydır  -kızlara kötü haber-. her ne kadar inkar edilse de herkes yapar hatta iddiaya girerim şu yazıyı okuyanların en bir yarısı yapmıştır böyle bir şeyi. kimseyi suçlamamak lazım. alkol insanı hassaslaştırır, hassas insan da duygularına karşı daha zayıftır.

yine masadan kalkıp sokaklara çıkarak ağaçlara tırmanmaya çalışmak görülmemiş şey değildir. içip kendini camlardan atanlar da olmuştur. fil taklidi yapan da gördüm.

işte zaman yapanlar da bu mutluluğu ucuz görenler. her şey gelip geçecek, biz yine mutlu olacağız.

 

Bir Cevap Yazın