Author Archive for Heper

Page 2 of 11

cansu cantürk photography

MAL

cansu lisede erkek arkadaşıyla fransızca mektuplaşan bir kızdır. zorlu bir öss dönemi geçirir. sonunda öğrenim görmeyi çok istediği galatasaray üniversitesini kazanır (hangi bölüm olduğu size kalsın). lisede mektuplaştığı sevgilisi niyeti bozar ve olan olur. böylece cansu artık kendini sanata vermiştir. fotoğrafı seçer.

sosyal ağlarda oluşturduğu profille artık tanınmış bir fotoprafçı olur. okul gereği gidip geldi beşiktaş-ortaköy arasındaki yolda farklı çalışmalarını deviantart, facebook, myspace gibi sitelerde olan hesaplarının galerilerinde yayınlar. arada sırada model olur diğer fotoğrafçılara, bilyorsunuz bu mesleğin erbabları kendi aralarında sürpriz paslaşmalar yaparlar.

cansu’nun her anı artık anlamlıdır, konuludur. ölümsüzleştirdiği her saniye anlatımı ansiklopedilere sığmayacak anlama sahiptir. hala whopper menü yemeye devam etmesine rağmen hamburgerine farklı perspektiflerden bakmaktadır. rüyaları da artık bambaşkadır. asla konusuz sevişemez, partnerinin boxerlı, atkılı fotoğraflarını çeker.(bu olay sadece delikanlılığa bakar aslında). sıradan insanların dışında bir çizgisi vardır, farklı bir bakış açısıyla bakabilmektedir olaylara. çünkü o artık sanatçıdır. zaten az önce bahsettiğim sosyal ağlarda mesleği artist olarak geçmektedir, diğer bütün bilgilerini de yabancı dilde girer. henüz fotoğraf makinası ile vapurla kadıköy’e geçmemiş olmamasına rağmen uluslararası iş tekliflerine açıktır.

cansu böyledir, anası babası paniktedir.

not: friendfeed’e yolladığım bir cümle yazdır bunları bana. cansu cantürk ismi kurgu olsa da etrafımızda çok cansu olduğundan hayal ürünü diyemeyeceğim. mottosuz olmaz,  fotoğrafçıların çoğu gerizekalıdır.

nafile

fotoğraf

günlerim sanki boşa geçiyor. yıllardır tanımama rağmen bazen kendimden korktuğum oluyor. bu cümleyi özellikle yazdım. gelip biri “kendini asla tanıyazmazsın dostum. x abc’de şöyle yazmıştır…” diye bir yorum yapsın, engin dağların filozofu kesilsin diye. felsefe çok boş bir şey.

hayatın anlamını kuruçeşme sahile demirlemiş ufak bir kayıkta şarap içerken anlayacağımı hiç sanmıyordum. yağmurun hafif bir şekilde yağması yüzünden altına girdim, düşündüm ve her şey değişti. artık paraya değer vermiyordum ahahah evet gerçek bu. sonra yağmur kesildi, karaya çıktım ve başladım yürümeye. yürüdükçe gördüğüm insanlar, arabalar bana başka bir şeyi öğretti; para bu dünyadaki en önemli şey.

diyorum ya… düşünceler, duygular nafile, her şey nafile. beyhudelik öpüyor işte her şeyi.

fotoğraf

seks ürünü olmayanlar

var böyle insan toplulukları, nasıl dünyaya geldikleri konusunda herhangi bir fikir sahibi olamadığım. hareketleriyle kendilerini belli eder bunlar. halk arasında genel olarak orospu çocuğu olarak anılıyorlar ancak bu toplumsal yanılsamadan kurtulmalıyız. bunun hayati önemi var.

düşünün ben sevişme esnasında partnerim olan hatunu tokatlıyorum durmadan, üstüne bir de dünyanın en komik pozisyonlarına giren adamım. böyle “macara“lardan birinde bir gizli kamera beni kaydediyor ve görüntülerim internete düşüyor. bir de ben sürekli insan önünde olayım işin gereği, mesela hmmm ana haber bülteni sunayım, anchorman’im yani. her şeyden sonra milli sevgimle, insani değerlere olan saygımla ve atatürkçülüğümle işime devam ediyorum. bu durumda olan biri var mı bilmiyorum ama olsa ne deriz ona ?

macara doluymuş amarika

62 için soyunmak

62-ytl-diehard-fanbu kadar yırtık 62 YTL hayranları varken facebook keranesinde sadece 105 adet hayranımızın olmasını aklım almıyor. 1000 hayran olunca toplanıp orgy yapacağız diyorum, hala 105 kişisiniz. join ulan!

fotoğraf albümü # 1

eskilerden bir yazı daha. bu tip hikayelerin devamı seneler sonra yine buradan gelecek, hiç merak etmeyin.

bu da benim ailem

ilk olarak şu ayakta duranlardan başlayalım, önce küçüklerimi atalım diyorum ben. solda ayakta duran kişi büyük amcam demir. kendisi tiyatrocuydu, ailede de pek sevilirdi. işinde de başarılıydı oldukça, batının en tanınmış oyuncularından sayabiliriz onu. büyük törenlere davet edilirdi, kırmızı halı üzerinde yürürdü falan. arada bir beni de alırdı yanına, takılırdık amca-kuzen. şimdilerin bekımı neyse o zamanlarda da amcam öyleydi, genç kızların yüreklerini hoplatırdı. hergün üçer beşer götürürdü hatunları, beni de kapıya dikerdi yengemi gözetlemem için. 32 yaşına kadar pekçok oyunda rol aldı, daha sonra hastalığı yüzünden işlerine ara vermek zorunda kaldı. hiv virüsü taşıyordu, üç sene sonra da yengemi dul, beni amcasız bıraktı.

ortada ayakta duran melahat halam. kendisini hiçbir zaman sevmedim hatta ifrit olurdum her hareketine, aaah ahhh sen benim halam olmayacaktın bak ben sana şimdi neler yapardım diye düşündüğüm çok olmuştur kendisi hakkında. dönemin kadın hakları derneği başkanıydı, yanına kendi gibi 15-20 kadını daha alır beraber mitinglere giderlerdi, hergün kendisini televizyonlardan izlerdim, o cırtlak sesi hala kulaklarımda. sonra kocasında tarafında aile içi şiddete mağruz bırakılan kadınların yardımına koşardı, karı-koca arasına girer, kendi girdiği yetmiyormuş gibi bizi de olayın ortasına sokardı. ağzı burnu patlak kadınları eve toplardı, geceyarısı bunları döven kocaları bizim malikaneye basardı. bahçıvan  nuri amcayla ben bu yüzden çok dayak yedim. kendisi hiç evlenmedi, şu an 189 yaşında ve büyükada’da kendi malikanesinde kalıyor. kendisine şöyle seslenmek istiyorum: “hala hala, bizi çektirdiklerin yetti, gelme adadan buraya, senin amına koyim ben siktiminin bakiresi, manyak hayvan azgın karı” ohhh rahatladım.

ayakta sağda duran küçük amcam cafer. kendisi tam bir maldı. dedemin bankada duran parasıyla girip baıtrmadığı iş kalmamıştı, tam bir sektör canavarıydı. yalnızca ticarette değil her konuda beceriksizdi. karıya kıza ağzı laf yapmazdı. bu yüzden hayatı boyunca bir sevgilisi bile olmadı denyonıun. mahallenin küçük çocukları tarafından taşak malzemesi seçilmişti. ufacık çocukları bunu sopalarla kovalar, yoruldukları zaman ise taş yağmuruna tutarlardı bu denyoyu. ailemizin yüz karasıydı. aynı zamande üstünde lanet vardı ibnenin. gittiği her yere uğursuzluğunu yayardı. babamın amerikan iş arkadaşı henry nin memleketinden getirdiği ford marka arabının bozulmasına sebep oldu. bu da bardağı taşıran son damla olmuştu. dedem bunu trablusgarpa savaşa yolladı. komutanlar bunu tek başına düşmanın üstüne salmış zaten, geberdi kurtulduk
oturanlardan sağda duran kişi dedem, pek bir muhterem insandı. hayatı boyunca haram paraya el uzatmadı. bizleri en iyi şekilde yetiştirmek için elinden geleni yaptı. babannemi de çok severdi. mithat paşanın çok yakın arkadaşıydı. en sevdiği şey rumeli türkülerinin bulunduğu taş plağı gramofona takıp babanemle dans etmekti. sonradan rock müziğe yöneldi, pink floyd ile beraber çalıştı falan, tam hatırlamıyorum orasını ama iyi adamdı.

sağda oturan ise babannem, adı elanor, kendisi rum orospusuydu, yaşı biraz kemale ermeye başlayınca masabaşına geçti ve pezevenkliğe başladı. sonra onun haline üzülen dedem onu bu bataklıktan kurtarıp evinin hanımı yaptı. lakin uslu durmayan babannem bu işlere el altından devam etti, dedem de karşı çıkamayacağını anlayınca “eh napalım abi, beterin beteri var” felsefesiyle hareket ederekten ona izin verdi. tez zamanda istanbulun en büyük genelev patroniçesi olan babannem bu işin ithalatına başladı. istanbula yığınla baserabyalı eflaklı boğdanlı devşirme orospular geliyordu. karaköy’de 5 şubeyle hizmet veriyordu babanemin kerane zinciri. yenimahale, laleli ve üsküdarda birer şube daha açıldı. benim düşüncelerim pek net değildi babannem hakkında, acayip bir kadındı babannem

çok iyi bir insanım ben

Eskilerde yazdığım bir yazı, burada da olsun istedim. o zamanlar biraz narşisttim ama hakediyordum böyle davranmayı

Ben kesinlikle ama kesinlikle çok iyi bir insanım, bugün bunu bir kez daha anladım. Bunu nasıl anladığımı şimdi size anlatmayacağım, belki ilerde. Örnek alınması gereken bir kişiyim. Önemliyim ve etrafımdakilere hep fayda sağlarım. İnsanlar benimle birlikte olmaktan mutludurlar. Söylediklerimin çoğu doğrudur. Aksini iddia eden varsa buyursun çıksın karşıma. Çıksın ki alayım hemen onun aklını. Bu yüzdendir ki idealist insanları severim. Onlara da bir çift lafım olacak: “Beni örnek alın kendinize”

bu adamlar ne yapıyor ?

grup9

en sağdakinin katlanmış bira göbeği ortamsal bir gerginlik yaratsa da demeliyim ki bu arkadaşlar hakikaten fena black metalci. eskişehirli olduklarını bilmesem derdim ki burası istanbul teknik üniversitesi maslak kampüsünün ormanlık kısımlarından biri ama diyemiyorum çünkü eskişehirli olduklarını biliyorum.

atmosferik black metal en sevdiğim metal müzik türlerinden biridir. adeta kana atılmış zehirdir bu müzik. karamsarlığa yöneltir insanı. ters yan etkili bir kutu xanax gibidir. dağ, orman, bayır dolaştırmak ister insanı. bütün soru işaretlerine cevap arayışıdır insanı buna iten.

yazarken ben bile kasıyorum kendimi sevgili okur. yok yok devam edemiciim, son olarak her zaman söylediğimiz bir şeyi tekrarlıyorum ve mevzu bahsi kapatıyorum.

ormanlarımızı black metalcilerden koruyalım.

bir de allah bu adamların bütün dualarını kabul eylesin.

gelelim daha ciddi konulara. ı.e. ki ben artık ı. diyorum ona, onla bayağıdır görüşemiyoruz, yalnız m.g. ki artık m. desem anlarsınız, o m. yeni zelandaya gitti, ondan yazı isteyeceğim.

günün anlam ve ehemmiyeti üzerine black sundayinizde svartnar dinleyiniz. one man project suicidal black metal çok güzel arkadaşlar hakikaten.

karnıyla konuşan adam

karnıyla konuşan bir adam var mı bilemiyorum, yoksa ben olmak istiyorum. orijinalliğimden ödün veresim yok zira.şöyle demek istiyorum karnıma;

birazdan doyucaksın

karnını seven bir adamım. belli oluyor hemen değil mi? acaba gastronomi uzmanı zeynep ağaoğulları saçlarının kahkülüyle oynamak dışında karnıyla da konuşuyor mu? e bir de karnıyla konuşacak yüzü olmayanlar var. bu yazı devam ederse levent kırcaya piyes yazıyormuşum gibi hissedeceğim, o yüzden kısa kesiyorum. aklıma bir de merter e-5 kenarında gördüğüm akp yiyor yiyor doymuyor yazısı geliyor.

adaletini, kalkınmasını, cumhuriyetini, milletçisini, partisini, komple sikeyim. rahatlamam lazımdı.

turyol aşıkları

taytanik

yukarıdaki fotoğraftaki olayı yaşamak her genç kızın hayali. hayallerini kısmen de olsa gerçeğe dönüştürenler var. kimlerden mi bahsediyorum? söyleyince hemen anlayacaksınız. turyol’un vapurları ile yolculuk eden aşk açı hatunlardan bahsediyorum tabii ki de. tek ihtiyaçları olan sinsi sol açık riera bakışlı bir erkek. istanbulda yaşayanlar için anlatıyorum. eğer zeytinburnu-kabataş tramvay hattında yolculuk ediyorsanız bu hattaki araçlarda bol bol riera mevcut. eminönü durağında inip aktarma yaparsanız ekonomik açıdan da elverişli. hesaplı bir şekilde romantizm dolu anlar yaşamak isterseniz tek yapmanız gerek bir turyol yolculuğu.

bu işin ekstraları var. turyol aşkınızın evine gidip onun nu çalışmalarına model olabilirsiniz. bence yapın, sanata faydanız dokunur. eminim ertesi gün de bol bol gülümseyen surat görürsünüz. konuyla alakadar pekçok paylaşım sitesi mevcut. unutmayın, porno da sanattır.

haydi kızlar, ne kadar gerizekalısınız, gösteriniz kendinizi.

arzular şelale yine

çok özlemişim yalın, yalnız dolaşmayı amına koyim.

bir de istanbul çok değişken. kimi zaman arsız bir çocuk, kimi zaman kollarını açan bir sevgili, off amına koyim offf

kale küçük, ayı büyük

ayı

pekçok insanın aksine sevimli buluyorum ayıları. kaba insanların ayı, kaba davranışların ise ayılık olarak tanımlanması apayrı bir olay. bu kelimeyi kullananlar hayatlarında bir kez olsun herhangi bir ayıdan zarar görmemiştir ama bütün insan hatalarını ayılara mal ederler. bu bir reha muhtar yazısı olsa sonuç kısmında “ben bunlara öküz bile diyemiyorum” cümlesi olurdu son paragrafta. ama bu yazının zaten tek paragrafı olacak, ayrıca ben reha muhtar da değilim. reha muhtar okumak isteyenler vatan gazetesi alabilirler. ayrıca bu kişiler blogdan siktir olup gidip bir daha da gelmemesini istediğim kişiler arasında önemli bir yere de sahip olduklarını bilsinler. sonuç olarak ayılar iyidir, reha kötüdür.

kısa kısa bayram notları

  • artık el öpememek, hasılat yapamamak kötü. yaşlandıkça nerede o eski bayramlar demeyenlerdenim ama.
  • jakartadan tatil dönüşü yapan istanbul özürlüsü bir arkadaşı beklerken umreden akrabası dönecek olanları gözlemledim de dışarıdan türkiyeyi bir islam ülkesi olarak gören birinin ilk giriş yaptığında bu kadarını tahmin etmemiştim diye düşüneceğini hisseder gibi oldum, ya da olmadım bu önemli değil. önemli olan arada dar ve vücüt hatlarını saran pantolon, topuklu ayakkabı ve derin dekolteleriyle modern iş kadınlarımızın da imaj düzeltici olarak orada oluşuydu. kendilerini çok seviyor hatta hadi gelin karşılıklı sevişelim teklifimi yolluyorum. kadınını mangala atılmış kozalağa çeviren erkeklerdenim, teytey.
  • istanbulda son birkaç gündür hafif aralıklarla yağan yağmur epey güzel.
  • ı. bana banyo videosuyla meşhur olan sulugöz ismail’in saba tümerin programına çıkacağını yazmış, ama duştayken cevaplayamadım, kusura bakma beybi. program yayınlandığı saatlerde muhtemelen bomboş gayrettepe sokaklarında çizburgerimi yemekteydim. izleyen yorumlasın.
  • lastefem ile maysipeys’in kapatılmasını hala aklıma almıyor. bu yasakçı faşizan zihniyete bir sözüm var: götünüz yiyosa bizim siteyi kapatın bakalım.
  • bayramlarda varoşlardan akan genç kızlar oğlanlar çareyi lunaparklarda gondollarda alıyor. bakırköy incirli metro durağının yanındaki lunaparkın gondolunun etrafından bile geçmeye korkarken o çürümüş makinanın etrafındaki kuyruk beni dehşetlere düşürdü, sonra sevindim ama.
  • aklıma bu sıralarda a’in nothing’i takıldı. bu grubun başka şarkısını bilmeyenler ya da bu şarkının videosunu kusana kadar mtvde izleyenler diye bir grup açsam facebookda tutar mı acaba?
  • m. cuma günü epey uzaklara gidiyor, nereye gideceğini sonra söyleyeceğim.
  • bir de jason statham’ın bank job’ı pazartesi gecesi, italian job’ı da salı akşamı türk televizyonların da yayınlandı. bu yayıncıların anneleri sevişmek için iyi tercihler yapıyor.

dns ayarlarımız

türk öğün, çalış, güven ve dns ayarlarını değiştir

böyle başlayıp giden hikayenin ortasındayız. myspace, last.fm elimizden son gidenler oldu ama 62ytl olarak hep buradayız.

bu ülkede mutlu olmak

mutlu eşekler

bu ülkede mutlu olmak yukarıdaki gibi yaşamak-tı, artık değil. değil çünkü kesinlikle modern bir toplumuz. bunun göstergesi ne peki derseniz yaptığımız TV dizileri. farkında mısınız, artık dizilerimizde daha iyi sevişiliyor. gazetelerde dizi dönemiyle birlikte erotizmin ve şehvetin geri döndüğü yazılıyor. artık kız arkadaşlarınız da böyle cümleler kurabiliyor.

seni yatakta uyutmam

uyutma, uyumayalım. şehvet sarsın dört bir yanı, aşk şarkıları mırıldanalım. umarsızca ve eşekçe. işte bunlar modernliğin ve gelişim işaretleri. gaylere, lezbiyenlere karşı da eskisi kadar tutucu değiliz, saygı duymayı öğrendik. sevgiyi de öğrendik tabi, bütün dünyanın sevicileri, birleşin! yakında sev-iş olarak meydanlarda olacağız.

sevmiyorlarmış onu

öğlen vakti zor uyandım ama bir de ne göreyim, sevmiyoruz lan seni başlık bir video. sevmedikleri adam da mustafa kemal.

neyse, friendfeed dalgamız olmuştur bir tane. aman aman diyelim, bizim sitede böyle şeyler yayınlanmaz. kapattırmayalım siteyi mahkeme kararıyla. hiç alakamız yok bu olaylarla. dozunda pornellikle yola devam ediyoruz biz.

terbiyesizliğin lüz-mu var

var tabi canım, biye olmasın. yok yok diye gelmedik mi bu hallere. ticaret hayatındaki karaborsacılık, syokçuluk anlayışımız toplum hayatın her köşesinde adeta sayın okur.

şimdi bu konuya nasıl bağlarım bilmiyorum ama aklına gelince de söyleyeyim. toplum olarak güzel ticari geleneklerimiz var. karaborsa ve talep fazlası yaratmaya yönelik stok bizim işimiz. sonrasında maliye ilr ilişkiler güzel, en güzel muhasebeci az vergi ödeten. kısa vadeli borçlarda ödeme süresi esnekleştirilip lastik gibi uzatılır. çalışana ücret ödemeleri de geciktirilir. zaten 5 kişinin yaptığı işi yapan işçi beklediği üç kuruş paradan da olur. e tabi modernlikten uzak işletmeler. ne küresel ısınma uğradı buraya, ne de ingilizcesi institutionalisation olan şey. merak eden suicidal tendencies dinlesin.

son günlerde oynadığım futbolun kötü olmasının sebebi bozuk zemin sayın okur. pas alışverişinde bulunmak zor, topla gitmek de zor. zorlanıyorum son günlerde hep.

dün marmara üniversitesinde, imza günündeydim. imza gününe otobüsle giden yazar olarak tarihe geçtim. benim gibi otobüslerle gelen öğrenciler de boş bırakmamış hiçbir yeri. iki-üç bin kişi vardı neredeyse, hepsinin gözlerinden öpüyorum.

the secret life of sofia diye yazmıştım zaten, onu dinliyorum hep. geleceğin radiohead’i olabilir bu arkadaşlar, niye olmasın ki zaten.

çok ama çok seks

ı.e. nin bloguna attığım yorum beni yordu, şimdi kendimi biraz daha yorayım dedim. yorum bu;

beğenmediğin dizinin orospu kızı ex-aşkına “kalbimin kapılarını sana açtım” diyordu. o geldi aklıma, çok güldüm yahu. şimdi bunun konuyla ne alakası var, ben de ona geliyorum. çenemi yarıyordum ben de gülerken, yarayazdım adeta deyip güzel Türkçemizin kendinden güzel güzelliklerinden faydalandım. Birgün fotoğrafını ben çekersem ancak o zaman Hürriyet fotogaleriye çıkarsın, gelgelelim bu daha gerçekleşmedi.

ı.e. hürriyet fotogaleriye çıkmak istiyor, merak eden sivili’in şu postuna baksın. ahh ahhh, şu hürriyet’in sitesindeki sayfaları dolaşıp kaydebilen zaman ofis çalışanlarımız kendi işlerine ayırsalar ne kayıt dışı ekonomi kalırdı, ne ab kapılarında sürünürdük, ne de iharacat rakamları düşerdi. ama olmadı, yapamadık. bir de ı.e. çenesini yarmış, kendisine çok geçmiş olsun diyoruz.

blogumuzun diğer gizli kahramanı m.g. günlerdir laptop arıyor kendine. hala alamadı, packard bell alacak sanıyorum. bugün almaya gitti, alamadan geldi. kendisini yakında yeni zellanda notları kategorili yazılarıyla burada olsun diyenler parmak kaldırsın.

googlechromeblog.net abd’de islamı yayıyor

ABD'de hızla yayılan İslam

GoogleChromeBlog.Net arkasında kimlerin olduğu belli olmayan bir oluşum. Amaçları ise ABD’de virüs gibi İslam dinini yaymak. Bunun için web sitelerinde Google Chrome temaları, eklentileri falan yayınlıyorlar. Ancak görüyoruz ki amaçlarına böyle farklı ve şeytanın bile aklına gelmeyecek bir stratejiyle de ulaşabiliyorlar.

İşte şok harita! Yukarıda da görülüyor ki California’da siyahi çoğunluk sayesinde hak din İslam hızla yayılıyor. Bence çok şanslılar. Çünkü tek ve gerçek din olan İslam’a inananlar cennete giderken de diğer dinlere mensup ademoğulları şeker gibi insanlar olsalar da cayır cayır yanacaklar cehennemde. Çünkü İslam hatasızdır ve Müslümanlar her zaman haklıdır. Diğerleri ise haksızdır, hiçbir şey yapmaya hakları yoktur, ahirette de sürüm sürüm sürünecekler.

Sevinin ey Amerikalılar! Sevinin amına koduğumun gerizekalıları! Boş beyinlerinizi tek tek fikirlerle dolacak. Barack Obama Amerika’sı İslam sancağının şahlandığı yer olacaktır. Cihad çok yakın!

heil google

blackpeoplestolemycar

gün geçmiyor ki “vay a.q.” dedirten bir olayla karşılaşmayalım internette. google’ın son yediği halt bu işte. yani bugüne kadar türlü türlü ipneliklerini görsek de bu kadar büyüğünü görmemiştik. bu hareketiyle bana taksimin ünlü simalarından ramazan ablayı hatırlattı google. newcastle united forması giymiş emre belözoğlu kadar masum değiller, hiç olmazsa o “gördüğüm zencilere selam veriyorum abi” ben diyordu. ama google’ın kindarlığı bambaşka. ÖZÜR BEKLİYORUZ !

manitalar politize olmuş obarey

en son cumhuriyet mitingleri döneminde yaşamıştık böyle bir şeyi. kumral saçları, güneş gözlükleri, kırmızı tişörleri ve elinde bayraklarıyla yazın bodrum seferi öncesi piyasalarını yaptı kızlarımız meydanlarda. akabinden gelen 22 temmuz seçimleriyle de tatilden kentlere oy vermelere dönen bu hanımkızlar seçimden sonra “bu ülkenin yüzde 47si salak, orospu çocuğu türk milleti” şeklinde msn iletisi sahiplerinin ağlarına düşüvermişlerdi.

o seçimle tek başına yönetime gelen akape hükümeti atılımlarıyla sulandırmaya devam ediyor, pardon açılımlarıyla. ne açılımı derseniz adı da var, kürt açılımı. mesela ben facebookda ‘-Çağla ‘-Tılsım ।ઁ♪ adlı denklemvari isme soyisme sahip bir vıcır tarafından Kürt Açılımına Karşıyız ! Protesto Ediyoruz ! grubuna çağrıldım. daha bombası da var, o da şu yazı sayın okurum

Kürt diye bir millet yoktur, bugün biz milletiz diyerek kürdistan hayali için yahudilerle iş birliği yapan kürtler ülkemizi bölme oyunlarının baş oyuncağı olmuş vatan hainlerinden başkası değillerdir…

Adamın anasını eşeklere kovalatsaydın daha iyiydi.  şaka bir yana gün geçtikçe daha da tiksindirici hale gelen bir toplum oluyoruz, sizce de öyle değil mi ?