Kategoriler
Human Race Must Be Destroyed

selaminaleyküm abiler biz geldik

merhabalar okurlar.

öyle oldu, böyle oldu, epeydir yazamadık. ancak siz sevgili hayranlarımızın yoğun isteğine, özellikle de bayan arkadaşların yaptığı çılgınca geri dönüş çağrılarına daha fazla dayanamadık. öyle çılgınca şeylerde ki bunlar yazarak bitiremem. öyle şeyler yani.

geri dönüş şerefine bir de yeni tasarımla karşınızda bulunmaktayız pek değerli okurlar. sivil bana sitenin tipografisi kötü demişti. beklenenin aksine tipografinin ne demek olduğunu biliyordum. sonra sitenin tipografisini güzelce yaptırdık. paraya kıydık, en iyisi olsun dedik, dünyanın bi numaralı bu işlerden anlayan adamını bulduk, ona yaptırdık. hatırlayacağınız üzere babalarımız zengindi bizim.

başlığı nereden geldiğini hatırlayana, çıkarana, bulana edene bu yılın çok değerli ilk on puanını veriyorum.

daha daha sık yazacağız artık, hepinizi öptüm. şimdilik siktirip gitmem icap ediyor.

Kategoriler
Cihangir Yokuşu

balgamlı asfaltlar

herkes her şeyiyle halis olsun diye giriyor google’da başlığı arattığım karşıma çıkan ilk site. sonra halis olmak dedim google’a halis olmak ihlas ile mümkündür dedi, sonra muhabbet fedaileri adlı nurcu bir site çıktı karşıma.

hayatımda hiçbir şey yapmadan geçireceğim zamanların bana en çok şeyi öğreten zamanlar olacağını tahmin etmezdim. hiçbir şey yapmıyorum gerçekten. nedense beyazıt’ı ve eminönü’nü gezmeyi özledim. işportacıların sloganlarından best of hazırlayabilirim sizin için. trenin kalkmasını beklemeyi de, çöp toplayan çocukları izlemeyi de özledim. hüseyin avni dede’yi de özledim aslında (fotoğraf salih ağıra ait ve tabii ki yine izin almadan kullandım), ben de onun gibi acılarımın saltanatını sürüyorum şu an.

sonra internet geldi, her şey değişti. facebook’ta çok fazla takipçimiz var. eski yazıları okuyorum da bazen öyle saçma şeyler var ki, şimdi gelen reputasyonun sorumluluğu ağır. utanıyorum ey okur. aysun kayacı hala utanmıyor ama.

hayatın bana öğrettiği en güzel şeylerden biri karşıma çıkan her şeyi çok da sikime takmamam gerektiği oldu.

şimdi şuraya yazmaya gelirken aklımda bir dünya şeytanlık vardı ama avni dedenin gözleri duygulandırdı herhalde beni. bütün duygusallığım birkaç internet sitesine girince yerle bir oldu. hatta şu an fotoğrafçılarla taşak geçesim var. hislerim beni kuyumcu vitrini kulaklı metalcilere yönlendirdi. bomboş otobüslerde ayakta duranlar neden hep metalci oluyor ey okur?

formspring’ten de tonla soru geliyor. adsl olmasaydı bu kadar soru gelmeyecekti eminim. hepiniz servis sağlayıcınızın size sunduğu internet hızı kadar özgürsünüz aslında, unutmayın bunu da. sorulara döneyim, kimi sorular bana eski sevgililerimi hatırlatıyor. sevgili demişken son yazımda ankaralı kızlar üzerinden toplumsal gerçekleri gün yüzünden çıkarmıştım. o zamanki fikirlerim doğruydu, bugün bir kez daha anladım. müstakbel partnerine yatak odasının kapalarını “bu gece beni mantı gibi ye” cümlesiyle açanlar var. hayatım film şeridi olsa sevgililerimin olduğu her şeride ayrı ayrı işerim.

bu arada sevişme demişken, bu işi lüften sadece kızlar yapsın. erkekler mümkünse sikişsinler.

Kategoriler
Anal İz

birtakım olaylar

eveeet. geçirdiğim bir dizi operasyondan sağlıklı, mutlu ama huzursuz ve rahatsız biçimde tekrar karşınızdayım. istirahat süresi boyunca yine bazı olayları kafaya taktığımdan huzursuzluğum ve doğuştan olup engelleyemediğim sebeplerden dolayı rahatsızlığım devam ediyor. yine de her şeye rağmen hayat çok güzel. tekrar alemlere atılıp çılgın, halı sahalara dönüp gol ve meydanlara çıkıp kızlara laf atmak çok güzel şey.

sosyolojiye duyduğum saygı ankaralı kızların bir bireymişcesine sahip olduğu ortak özelliklerden ileri gelir. bunu daha önce milyon kez söyledim başka yerlerde, burada da söyleyeyim. bu konuyu tamamen aklımdan çıkarıp ayağı champ elysee’ye basmış, gözü londra, new york falan görmüş, e haliyle kukusu da küçük hepere hayır diyemeyecek olan bayanlarla arkadaşlık yapmaya karar vermişken, yurdumun has ankaralı kızlarını bana hatırlatanlara kucak dolusu sevgiler her şeye rağmen.

an itibariyle birkaç haber sitesine yoğunlaşıp tamamen dikkatimi oraya verdikten sonra yazıya geri dönüş yapsam da ne yazmaya çalışıyor olduğumu anlamak biraz zamanımı aldı. doktoru aradım, durumu anlatmaya çalıştım, narkozdandır dedi. neyse konuya geri dönmeli artık.

ankaralı kızlar yavaş yavaş olayın farkına varıyor çünkü önlerinde ibretlik vakalar var. ankaralı yasemin albümüne ismini veren “çıldıralım” şarkısının yanına “bitti bu flört”, “kurnazsın”, “kaldır kollarını”, “bomba” ve en merak ettiğim şarkı olan “atım arap”ı bir albümde topluyor. yorum yapmadan başka bir örnek veriyorum, o da voleybolcu neslihan demir. eskişehirli olmasına rağmen ben ankaralıyım diye bağırıyor, çin master turnuvasında türkiyeden en çok neyi özledin sorusuna “pilav üstü kuru ahaha” diyecekmiş gibi görünüyor. ayrıca kendisinden deodorant üreten şirketlerin pazarlama sorumluları da epey rahatsızmış. yapma etme neslihan, kendine çeki düzen ver.

bu konu üzerinde fazla yoğunlaşmamın bana yaşatması olası cinsel soğukluğu erken farketmem iyi oldu. blogdan sevgili okurlara iletmek istediğim bir şey var. iki, tercihen üç yabancı dil bilen, hayata pozitif bakan, sosyal yönü kuvvetli, eli yüzü düzgün bir kız arkadaşla beyazıt-kapalıçarşı- eminönü arasında dolaşığ alışveriş yapmak istiyorum, bilginize.

Kategoriler
Cihangir Yokuşu

yeterince asi olamıyoruz

kabul edelim bunu, yapamıyoruz.

bu hayatta hiçbir şeye üzülmedim istiklal caddesine döşenen kaldırım taşlarından galatasaray lisesi önüne denk gelenlere üzüldüğüm kadar. ne zaman havalar biraz ısınsa, tam kış bitti yağmur çamurdan kurtuldum derken aktivist, heyecanlı, hoplayan zıplayan gençlerin istilasına uğruyorlar. bu gençler hayatlarında hiçbir şeyi organize olarak yapmadıkları için her gün farklı bir üniversitenin isyankarlarını taşıyorlar.

bugünün programında tkp’li öğrenciler vardı. ben de daha isyankar biri olarak propagandhi dinleyerek istikalde yürüyordum. mor rengin hakim olduğu vasat bayanlardan -üzgünüm ama çok daha güzel travestiler var beyoğlunda- ve yağlı saçlı-bakımsız sakallı-aylık 10 lira su faturası ödeyen öğrenci evi sakini baylardan oluşan topluluk “akepeye boyun eğmeyeceğiz”le startı verdi ***. 50 metre ileride bekleyen polisleri kesen anlık utangaç bakışlar da gözümden kaçmadı değil tabi. bunların dışında elinde kamerasıyla “youtubea upload edeceğim” mesajı veren, upload ne demek sorusuna hızlıca cevap verebilecek, ortamın teknoloji takipçisi bilişimci çocuğuyla elinde megafonla bunlar bir şey değil msnle falan her türlü ideolojik ve sıcak sohbete varım diyen beyefendisi diğer not ettiklerim arasında.

şimdi söylemek istediğim şeyi benden çok önce ilker yasin söylemiş:

evet sayın seyirciler, elin zencisi, elin arabı ‘hat-trick’ yapıyor, bizim hakan’ımız, bizim oktay’ımız uyuyor

mustafa sarp asist yapar, siz yapamazsınız diyorum.

***(burada da parantezi açmak şart oldu şimdi, lütfen bağırıp ses tellerinize zarar vereceğinize fanzin falan çıkarın, söz uçar yazı kalır, değil mi ama, olmadı sivilin yazılarına yorum yazın. bu arada eğer üniversite birinci sınıftaysanız fanzin çıkarıcam diye boşuna kendinizi de etrafınızdakileri de -özellikle mail listenizdekileri- kasmayın, önce bir dersleri verip ikiye geçin, bi nefes alın hele)

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

hayat sevince güzel

bu lafı kim söylemişse baştan savma iş yapmış, çünkü detaya girmesi gerekiyordu. onun yerine detaya ben giriyorum, ayşecik’ten böyle bir şey beklememek lazım.

mart ayının gelmesiyle birliket… ehehehe yazının devamını tahmin etmek zor olmamalı. istanbullu okurlarım eğer kedi konulu bir yazı bekliyorsa daha vahşi olmalarını önerir ve en yakın hayvanat bahçesinin darıca’da olduğunu hatırlatmak isterim.

efendime söyleyeyim, otobüslerde metrolarda manitalara abanmalar, değdirme uğraşları, naz kırışlar, hadi ama nolurlar, fast food restaurantlarda menünün yanında manitayı götürmeler, kafelerde kıstırmalar, yalan romantizmler, öğrenci evlerine hadi akşam bize içmeye gidelim davetleri… hepsine son zamanlarda çok daha rastlar olduk değil mi?

yaz da geliyor. güneylere inmeler, festivallerde coşmalar, 35 derecede piyasa yapma çalışmalarına az kaldı. hayvanat bahçesine göndermediklerime şöyle gelsin de onlarla insanat bahçelerini konuşalım (a tribute to  otomatik portakal).

evet güzel insanlar, çok da bokunu çıkarmadan verin veriştirin birbirinize. aman köşe yazarı olacak kadar dolu olmayın yaşananlardan sonra. en sonunda da deftones olun bir güzel, diamond eyes tüm müzik marketlerde.

bir de insanın başka biriyle yeni ayrılık yaşamış eski sevgilileri tarafından aranmaya bu mevsimde başlanması ilginç bir durum. ben gelişine vurmaya devam edeceğim siz geldikçe.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

üniversiteyi kazandırıyoruz

Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü…

Sevgilisiyle üniversite yerleştime sınavı tercihi formunu doldurabilmiş şanslı erkeklerdendim ve bana yukarıdaki bölümü yazacağını söylemişti. Bu olayın aklımda kalması ise o an zihnimde beliren şeylere dayanıyor. Normal bir insan acaba o bölümün eğitimi, hocası nasıldır; mezunu ne çıkar diye düşünürken ben sevgilimin o zamana kadar bana neden vermediğini düşünüyordum.

evet, yuvarlakları taşırmadan…

Kategoriler
Cihangir Yokuşu

konstantinapol’lüler çok sevinçli

62ytlkulturbaskent

an itibariyle kültür başkenti olmamıza 11 saat var. konstantinapollüler olarak bugün yine bok kokan sahiller, sidik kokan caddelerde olacağız kenan doğulu tarafından kavırlanan onuncu yıl marşıyla coşarak.

aliyle ahmet yılbaşına taksim’de turist kızı mıncıklayarak girecek. ayşeyle zeynep 2010 için yepyeni bir çift ugg bot dileyecek. istanbul da kültür başkenti olacak.

bir dakikalığına kendimize gelelim.

elimizden geldiğince bu olaya köstek olalım.

Kategoriler
Cihangir Yokuşu

7kule burası, ferman yazılmaz…

banliyo_treni copy

delikanlı yuvasıdır, çakallar diye gidiyordu ki duvar yazısı, sanırım bu delikanlı anarşizmini benimsemiş arkadaş spreyinin azizliğine ya da tcdd bekçisinin gazabına uğradı.

onuncu yıl marşında ana yurdu demir ağlarla dört baştan ördüğümüz söyleniyor ama bunun üstünde 70 küsür sene geçmesine rağmen demir ağın üstünden geçen trene binmeyi öğrenemedik. ikinci işlem daha kolay halbuki. bu arada bu konunun başta bütün dünyanın saydığı başkumandan ile ilgisi var mı bilemiyorum.

kaleci saçının modern versiyonu olan kıvırcık enseyle ulaşım için tren kullanan arkadaşlar bunun ispatı. sarı çizgi kuralını ihlal edip ofsaytta kalmalarına ve trenin burunlarının dibinde durmasına rağmen herhangi bir hareketlilik göstermezler. o esnada trenin içindeki bir iki elemana kaş göz hareketiyle gerekirse mevzu olur mesajı verirler. sonra tren duraktan ayrılmak için hareketlenmeye başladığı anda takibe başlarlar, delikanlılığa zarar vermeyecek kadar kısa adımlarla koşarak müsait bir kapıya dışarıdan asılmak suretiyle tren yolculuğuna başlarlar. yolculuk sırasında şu matematiksel kural onun için geçerlidir.

bu şekilde yolculuk yapmanın verdiği zevk > içeride kesişme ihtimali olan hatunlar karşısındaki karizma kaybı

yukarıdaki eşitsizlik bana insan ırkının temel eksiklikleriyle alakalı bir takım paradoksları zihnimde canlandırsa da bunu ayrı bir yazıda sizlerle paylaşacağım.

tren istasyonları büyük ayrılmaların/kavuşmaların yaşandığı bir sahne olsa da bizde daha çok balici ortamları, underground rap sanatçılarının klip çekmeye çalıştığı yerler, tren altında kalıp ezilenler ile bilinir. inanıyorum ki istanbul için bunu tamamlandığında yenikapı-hacıosman metro hattı bitirecek.

ne diyelim… tüğürke durmak yaraşmaz, tüğürk önde, tüğürk ileri.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

eşeğe de bindiniz mi ?

ringoringo

bugün de  cinsel içerikli bir yazıyla karşınızdayım.

demem o kiyle giriyoruz yazıya, gazete köşelerinde karşı cinsle olan münasebetlerini özgürce anlatabilip kadınlığını doyasıya yaşayabilen şişman hatunlara fena kılım. basen genişliğini ülkedeki gelir adaletsizliğine bağladığım bu organizmalar fantastik kurgu hikayeleriyle de epey bir okur sahibi, bu duruma da kılım.

ilişki olarak one-night stand düzeyini aşamamış, hiçbir zaman sevilmemiş olmanın acısıyla geçen yıllardan sonra vakit doğum tarihini 35 seneyi geçeyi bulduğu zaman neden bu tip kadınlar piyasaya çıkıveriyor, anlamıyorum. samimiyetten tamamen uzak, ben adamın altında üçüncü orgazmımı yaşarken herif hala boşalamamıştı hikayeleri nasıl ortaya çıkıyor? ben belli senelerin acısına vermiş olmama rağmen çocukluğa kadar inilmesinde de fayda görüyorum.

bir de sanal alemin overrated bloggerları var tabi. 135 göğüs ölçülü, ayva göbeğe rahmet okutturan bira mamulü, sumocu vücutlu bu choq sheker hatuncuklar google earth ile bile gidemeyecekleri mekanlardaki hikayelerle sosyal networklerde bol bol ekmek yiyor. yazılarda da konular belli.

x mekanına kız arkadaşlarımla gönlümce eğlenmeye gitmiştim. birkaç beyefendinin dikkatini çekmiş olmalıyım ki yanlarında kız arkadaşları olmasına rağmen gözleri üzerimdeydi. adeta penisler için bir çekim gücü, bir paratonerdim o gece. nasıl da komiklerdi bir bilseniz.

ama hikayenin özü aslında şöyle olmalı.

hayatımdaki tek erkek gerizekalılığım yüzünden whiskas crunch! ile beslemeye çalıştığım köpeğim fino olduğu için akademiden benim gibi evde kalmış kız arkadaşlarımla dışar çıktık. bizi orada sikmek istediler. giderim olmamasına rağmen bu isteğin varlığı ise kesinlikle mide bulandırıcı.

hızlı beslenme ve tüketim alışkanlıklarını bırakırlarsa kendilerini primitive-anarşizmin yaşandığı zamanlara göndermek için dr. emmett brown olmayı taahhüt ediyorum.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

cumartesimiz şenlensin

yerlerdeyim ulann

sabah sabah msnde online olur olmaz bir arkadaşımdan aldığım dosya iletim uyarısıyla günün çok hızlı başladığını farkettim. yerlerdeyim ulan.jpg adlı dosya açıkçası ilk anda adrenalimi artırmıştı. ama dosya iletimi daha tamamlanmadan neyle karşı karşıya olduğumun farkına vardım.

sinan coşkun adlı hesap orijinal midir bilemiyorum ama son zamanlarda gördüğüm en vurucu ifadelerle anlatılmış bir profil kısmına sahip. feysbuğğkun böyle orijinal şeyleri yok mesela, burada maysipeysden dayak yiyor.

profil fotoğrafı bir çapkına o kadar da yakışmayan sinan profil bilgisinde şu ifadelere yer veriyor:

ist kadıköyde kendi evimde oturuyorum.yalandan nefret ederim..evliyim.sağlıklı ve zindeyim…kacamak yapacak olgun bayan arkadaş arıyorum.zengin değilim.eşim tam bir buzdolabı olduğundan seks hayatım cok az..yatakta harikalar yaratırım.gizli ve hijyen seks arıyorum..resimlerimi sinan.40@hotmail.com adresinden görebilirsin..0536 239 68 13 tlfon numaram..bir cağrı veya bir msj at ben ararım..sinan coşkun kesinlikle jigolo değildir.zevkine seks istiyorum

eminim ismini vermeyeceğim arkadaşım şu anda sinan ile seks konuşuyordur.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

iki birayla değişir her şey

bira çok kötü şey

iki biranın çok hükmü var. özellikle de haydi beyler ortamlarda feci hükmü var. erkeksel bir konuya değiniyorum bugün.

erkek erkeğe dörderli beşerli biralı vodkalı ev toplantıları söz konusuysa bilin ki o akşam tvde güzel bir maç vardır. çorap-boxer-atlet kutsal üçlemesiyle birlikte hemen abi biz böyle erkek erkeğe iyiyiz, bekarlık sultanlık geyiklerine girilir. o sıralarda şen olan atmosfer bir iki saat için leylalık aktivitesiyle depresif bir hal alır. semih geriden çıktı, arda çizgiden çevirdi, bu hakem orospu çocuğu, federasyonun anası sikişmiş diyalogları alkolün etkisiyle hararetleşeli ve konu kapatılalı bir iki saat olmuştur. sultanlık olan bekarlık ruhları kemirir, abazan ruhlar duygusallaşır.

sonra eski ya da yürürlükte olan manitalara dalgalar halinde smsler gönderilir.imsomniak tripler dahilinde çekingen ve masum üsluplarla atılan bu smsler hedefe yaklaşmak bir yana adamı hatunun gözünce acınası bir pozisyona sokar. demem o ki yapmayın böyle şeyler. köftesiz bir hayata merhaba demek zorunda kalırsınız.

ertesi gün içki etmeme sözleri verilir. herkes birbirine ne yaptığını sorar felan filan. çok kötü muhabbetler bunlar.

amına koduğumun insanoğlusu binlerce yıldır alkolle beraber ancak interneti felan bulmasına rağmen şunu içip içip sapıtmamaya karşı bir önlem bulamadı. bu da ayrı bir can sıkıcı durum.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

70 milyon hadisesi

serdarpakirel_70_milyon_bizi_izliyo

hemen bir konuya açıklık getireyim. şimdi nereden aklına geldi diyeceksiniz ama ben narsizmin dibine vurmuş program sunucusu görmek istemiyorum güzel televizyonlarımızın ekranlarında. “70 milyon bizi izliyor…” bu ne demek şimdi kardeşim? 70 milyon nufüsun tamamı sizi mi izliyor? herkesin bakışları sizin kanalın açık olduğu televizyonun üzerinde mi? beni niye bunu söylüyorum. ahmet çakar çıksın, 70 milyon hadisesi yalan kardeşim desin diye söylüyorum. bu delikanlılığı bir tek  o yapar.

bu olayın diğer bir boyutu da türkiyede nüfusun bu tip söylemlerle belirlenmesi. misal hatırlıyorum televizyonlarda bizi 60 milyon izliyor dendiğini. 65 milyon oldu, 70e çıktı. bir delikanlı daha çıksa da 75e bağlasa şunu. ama zor sayın okur, zor. bu ülkede tabuları yıkmak zor.

son olarak, arkadaşım ben senin programını seyretmiyorum. lütfen bizi şu kadar kişi izliyor diye tuttuğun hesaba beni katma, katarsan da ananı sikeyim senin. özellikle şu evlenme programı sunucuları falan hiç yapmasın böyle şeyleri. kızmaya başlıyorum.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

dünden bugüne silikonlu memeler

92896899nv8

güzel şey meme, çoğumuz sever. lakin insanoğlunun kompleksi öyle noktalara vardı ki artık bu güzellik de yetmiyor insanlara. sevmediğimi falan düşünmeyin silikonu, sansasyonel olması hoşuma gidiyor. şimdi ülkemizdeki uygulamalar üzerine yaptığı kısa bir araştırmadan sonra edindiğim bulguları paylaşacağım sizle. kronolojik gidicem.

öncesini hatırlamıyorum. türkiyede kendine güvenip silikona varım diyen ilk kadın sevda demirel olmuştu. 0900lü hat reklamlarında tanımıştım kendisini hatta dönemin cumhurbaşkanıyla olup olmayan akrabalığını sorgulamıştım. 80de yapılan askeri darbeyle özgürlükleri kısıtlanmış bir toplumun cinsel haykırışı olmuştu sevda demirel. vamplığıyla kültürler üzerine zincir ören militarist ağları sıcaklığıyla eritmesi bir yana adeta cumhuriyet tarihine geçmişti. işte neden ilkokul müfredatlarına yakın tarihimizi almıyoruz da çocuklarımıza cumhuriyetten sonrasını öğretmiyoruz sorusunun da cevabı  budur.

sevdanın silikonları kendisine pek hayır getirmedi ama. çünkü ameliyatla daha yeni yeni gelişen televolelere ağır bir haber olarak düşen sevdanın silikonlarının patlaması adeta özel televiyonlarda infial yaratmıştı. sonrasında da doktorlar mahkemelik olmuşlardı tabi. mahkeme sonucunda patlamanın hor kullanma sonucu gerçekleştiğinin ortaya çıktığı söylenegelir.

memeye silikon yaptıran hep manken. manken olduğu için güzel memeleri olması gerektiğini düşünüyor insan ama öyle değil. silikon tarihimizde diğer önemli bir olay doktor muzaffer çelik’in yaptığı açıklamalar. ebruyu, şenayı, özlemi, denizi, güzideyi ve bu arkadaşların manitaları zan altında bırakan bu açıklamaları burada paylaşmıyorum.

neyse ben sevdaya dönüp bitireyim. önce şu haberi okuyalım. sonra kıssadan hissemizi çıkarıp naturellikten yana olalım.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

pembe dizilerle olan aram

çocukluğumu, ergenliğimi, gençliğimi, her şeyimi çürüttü bu pembe diziler, hala da aynı uygulamaya devam ediyor. bir kere pembe dizi ne lan, izleyene izletene hakaret. salak kız dizisi gibi.

efendim, her şey yalan rüzgarıyla başladı. ardından cesur ve güzel geldi. bunlar çocuk halimin psikolojisine ilk top atışları yaptılar. murat yakın vari derinlemesine paslarla ruhuma indiler, kızcası benden bir victor hugo yaratmanın ilk adımını attılar. emosyonel gelişimim brezilya dizisi marimar ile devam etti. ama orada öğrendiğim taktikleri bu yaşta bile kullanıyorum manitalara karşı.

ortaokula gelip olgunlaşma, kıllanma dönemlerime girdiğimde büyük yanlış yapıp ben de sardım fena serilere. orta 1 hollyoaks, orta 2 dawsons creek, orta 3 passions izleyerek geçti. artık orta 3 öğrencisi olup ileride yapacağım öküzlüklerin farkına vardığım halde nasıl oldu da passions gibi bir diziyi izledim, bilemiyorum. cehenneme gidip gelmeler, cadı karı ile yanındaki bücürü, yavşak sevgili ethan, tenisçi salak kız, serseri zenci dj, kindar polis memuru, süper zengin ailenin ciddi sırlarının olması durumu… ne bok ararsan vardı lan.

lisedeyken argentinoslu natalia oreironun dizisi çok popülerdi, ben artık bırakmıştım pembe diziyi. limp bizkit fanı olduğu için devamlı ters taktığı kırmızı şapkalı hizmetçi kızlan sarışın zengin oğlanın aşkıydı, bir bölüm çaklıt sıtarfiş albümünün dördüncü şarkısı çalmıştı. googleda aradım da natalia’nın baya baya kukusunu gördüğüm fotoğrafları gördüm, rahatladım…

sene 2009, artık yerli pembeler trend oldu. boğaz manzaralı yalılar birer aşk yuvası oldu. misal aşkı memnu. kural tanımayan anarşist aşıkları stalin rusyasından etkilenip ver allahım ver yapıyor, aman sabahlar olmasın. şimdinin çocukları şanslı, böyle dizileri izleyip pornel olayları öğreniyorlar, modernleşiyorlar.

olmadı pembe dizilerle aram. çok uğraştılar, yapamadılar.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

itiraf

Insomniac geceler

iyi bir uyurgezerim. buraya yazdığım her şeyi de uyuyup gezerken yazmıştım.

bunun dışında kontrol edemediğim bir şey var, o da günden güne artarak yoğunlaşan kasımpaşaspor sevgim. bir de berberim ne zaman elinde makasla, makineyle favorilerime yaklaşsa inanılmaz triplere giriyorum, maske takmıi jim carrey oluyorum. sevgilime de bol dikenli bir gül almak istiyorum.

uyuyamamak kötü.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

fotoğraf albümü #2

Farkındalık buradaki olay

gizli sandığımdan çıkardığım tozlu, yıllarca el değmemiş fotoğraf arşivimin en nadide eserlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyorum saygıdeğer okurlarım. ahh yeniköy sahilleri ahhh. cumhuriyetin ilk kurulduğu zamanlarda istanbulun yeniköy semtine zekaları ve güzellikleriyle nam salmış katenaçyo kamuran‘dan ve küçük kardeşi açıkfutbol meral‘den bahsetmenin vakti geldi.

vaktiyle istanbulun asilzadelerinden birinin -ismini güvenlik sebebiyle zikretmiyorum- kızları olarak dünyaya gelen katenaçyo kamuran ve açıkfutbol meral çocukluklarından beri hem yeniköy esnafının sevgilisi hem de cumhuriyet ilkokulu öğretmenlerinin meda-i iftiharı oldular. liseye geldiklerin memeleri çıkmış, basenleri ise ilgi çekici bir hal almıştı. güzellikleriyle de istanbul’un bütün delikanlılarını peşlerinden koşturdular. ne zaman kamuran ile meral dışarı çıkacak diye bir haber çıksa otuzbircisinden lamerine, teknocusundan headbangerına bütün oğlan çocukları sahildeki lunaparkı doldururlardı, ta dudulludan bile gelenler olurdu. o zamanlarda gençler edeplice lunaparklarda eğlenirlerdi, şimdiki sevişmeli kafeler, arapaslı barlar o zamanlar yoktu.

farklı özellikleri de vardı tabi güzel prenseslerin. ah ne güzeldi onlar. fotoğrafta yukarıda duran katenaçyo kamuran daha asosyal, genel olarak da tarih, arkeoloji, ilahiyat, arkeoloji, astronomi, gastronomi, gibi içine kapanık salak bir kızın merak saracağı ilimlerle ilgilenen bir kızdı. sahilde tek başına gitar çalardı, lisede öğrendiği ingilizceyle fragile dreams, forgotten hopes gibi şarkılar yazmıştı. üniversitede endüstri mühendisliği okudu. sonra amerika’ya colorado universitesinde işletme master’ı yaptı. brand management adlı teziyle o zamanların iş dünyasında büyük yankı uyandırdı. procter and gamble adlı bir şirkete de consulting gibi bir şey yapıyordu, öldü orada.

açıkfutbol meral ise sanatla, tiyatroyla ilgilenirdi. zehir gibi çalışan kafası sayesinde istanbul üniversitesi fizik bölümünü bitirdi. fizik bölümündeki zeki oğlanları da sevindirdi hep, üzmedi onları. sonra princeton üniversitesi diye bir yerde adını hatırlayamadığım ama ünlü birinin asistanlığını yaptı. dur bakayım, einsteindı galiba adı. neyse önemli değil. sonra da öldü meral. esasında görgüsü yüzünden kamuranı daha çok sevdiğimden onu bu yazıda kayırmak istiyorum ve meral faslını kısa kesiyorum. oley.

yeniköy’deki halı sahada her yıl cemrenin havaya düştüğü gün  mahallenin gençleri bu iki zeki ve güzel kızın anısına dostluk maçı yapar. ahh ne çok severdik biz onları.

Kategoriler
Human Race Must Be Destroyed

ben burger king yiyeceğim

aclik

başlıktaki sözü hemen hemen her burger king’te hafifçe kilolu bir kız tarafından duyuyorsunuz değil mi? çok çekici olmadığı için ekonomik yönden fazla güçlü olmayan biriyle çıkmak zorunda kalan bu kız kendisini kilolu göstermediğine inandığı dar paça siyah pantolonu ve dünyanın önemli insan sömürücü şirketlerinden biri olan nike tarafından üretilen converse’in malum modellerinden biriyle sevimsiz bir şekilde zıplarken ben burger king yiyeceğim diyor. işte ben o zıplamanın hastasıyım. bayılıyorum ona. geceleri resmediyorum kafamda. şu an monitöre bakarken inanın onun imgesini kuruyorum. haydi zıpla tombul kız, haydi ye can kız.

Hadi besleyelim bu kızı. diyelim ki kendisi çok aç. sevgilisine ağır bir darbe vurup big king xll menü alıyor, hem de mega boy. yetmezmiş gibi yanına 8li onion rings’ide alıyor. sebebi burger öncesi gittikleri kafede gereğinden fazla öpüşmeleri olsun. hadi hadi bu kızlar hesabı iyidir bu konularda. muamele esnasında nasıl çalışıyor o beyinler. neyse biz kızımızı besleyelim. verdiğim menünün kalorisini hesaplıyorum official siteden aldığım datayla:

Big King XXL 1023
Patates Kızartması, Mega 600
Pepsi Classic, Mega 378
Onion Rings (8’li) 410

etti mi sana 2411 kalori. e kızım büyür diye siktirmediğin göt oldu mu şimdi tarlasının rekortmen patatesi. tam flash tv ana haberi konususunuz, diyecek şey bulamıyorum. inandığınız her şeyi napalm death dinleyerek rekortmen organınıza yerleştirmek yapabileceğim en içten şey kuzularım, seviyorum sizi (L).

Kategoriler
A Night to Forget

telefon

pig_flu

– alo, naber canım ?
– iyiyim, seni sormalı ??
– iyiyim ben de, napıyorsun
– uzanıyorum
– sesin kötü gibi, hasta mısın
– bir şeyim yok da gribim biraz
– dıt dıt dıt

bu korku bana önümüzdeki 2 ayı şevişmesiz geçirtir.

Kategoriler
Human Race Must Be Destroyed

sev bizi güzel amerika

[podcast]http://www.62ytl.com/wp-content/uploads/2009/10/04-Republican.mp3[/podcast]

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

galactica bizim olacak

bizim de starbuckımız var

soldaki bizim kız, öz mü öz bizim kız. ankarada çekilen bir gençlik dizisinde başrol sahibi. sağdaki before the fall döneminde caprica’da ev hanımıyken second war erasında galacticanın asi pilotlarından biri olmuş, en sonunda earth denilen yerde angellığa terfi etmiştir, arada bir gelip gidişleri de olmuştur. cvlerine baktığımızda sağdaki sarışın olmasının dışında epey bir başarı sahibi. ayrıca kendisinin dehşetül vahşet bir sevişme sahnesi vardır ki merak edenler katee sackhoff nip tuck sean mcnamara diye google’lasın. spor onun için bir yaşam tarzı diyebiliriz.

bizim kızın gözlerine baktığımda aha bu kara “starbuck” thrace lan dedim, pozu yakalayınca yazı geçmek farz oldu. orijinal millet değiliz, hep kızıyoruz ama sevilenler kontenjanından birinin çakması söz konusu ile kullanılacak en ağır kelime anımsatmak olur. onlara de ki biz her zaman haklıyız.

konuyu değişiriyoruz, gözleri göbeklerden alabilmek için. iki ay önce askere gittim diye söğüşlediğim eski arkadaşlarımdan birini bu sabah “yeraltından notlar”ın arkasında yaptığımız imza çalışmasını “bu imza dostoyevskinin” diye kandırdım. istanbulda inanılmaz kapalı bir hava var, insanın bir şey yapası gelmiyor, benim de durumum öyleydi.

geçen gece nazar duası blogu yazarlarıyla yaptığım sanal zirvede bir şeyin farkına vardım ama insanları kızdırmamak için söylemiyorum ahahaha  :  )

eskilerden demolition racer diye bir oyun var, bilen bilir. oyunun başında trafik kazalarından alınmış görüntüler ve fear factory performansını mix edip sunarlar bize. 99 yapımı oyuna tekrar başladım ki metalciliğim de tuttu biraz. oynamamış biri için söyleyeyim, demolition racer bu dünyada yapılmış en farklı oyunlardan biridir.

son olarak sağlık için spor yapınız.