Archive for the '05:45 Hikayeleri' Category

Page 3 of 5

yüreğim parçalandı

bu kargalar insan değilmevsim yaz, hava nemli olduğundan kış uykusu berraklığında uyuyamıyorum. ensede başlayan yastık bacak arasında bitiyor, sevgili okurlarım. üstelik bu dönüp, dolaşmalar, yastıklarla güreşmeler sadece yatak odasında olmuyor. arada kendimi atıyorum salona orayı tavaf ediyorum. beğenirsem salonda devam ediyorum. yok, beğenmezsem gece devam ediyor.

işte dün yine salondayım. çıtır, pıtır sesler. kanat çırpmalar falan. bütün cam, kapı açık olduğundan hışırtılar falan birbirine karışıyor. zannedersin arkada einstürzende neubauten çalıyor. uyku sersemi insanın aklına hangi sivrisinek kanat çırpar lan gibi fantastik şeyler geliyor. gözümü bir araladım ne de göreyim bir kumru. güvercin de olabilir tabi arasındaki ayrımı bilememekle beraber eksikliğini hissetmiyorum. neyse işte, göğsünün üstüne yatmış kanatları yordamıyla ordan oraya kayıyor hayvancağız. şimdi seni salsam dışarı kedilere yem olursun be yavrucuğum dedim. acaba harbiden sakat mı yoksa poz mu yapıyor diye kontrol etmem lazımdı. ona doğru iki adım attım hemen ayaklanıverdi köpoğlusu. birde flapları kontrol etmek için alkış tuttum. eleman uçmayı da becerdi. tuttum, saldım dışarı. vurdum kafayı yattım sonra.

yemek için birkaç parça nevale alayım diye çıktım. köşede kuşun cansız yatan bedenini gördüm. işte o hissiyatı kelimelerle anlatamam. osaat iştah miştah kalmadı. dağ gibi adam heder oldu. kuşun etrafında dört döndüm. temiz bi 10 dakika kedi ve kedigillerin ağzını yüzünü siktim. biraz sakinleşince daha dikkatli baktım hayvancağıza. küçük çapta bi olay yeri inceleme yapayım dedim. gözleri sivri bir aletle çıkarılmışa benziyordu. biraz düşündüm ve bu puştluğu ancak kargaların yapabileceğine kanaat getirdim. kediler için düzenlediğim merasimi kargalar için tekrarladım. ama nasıl kötü olduğumu anlatamam sevgili okur. o kadar kötü oldum işte. bu aralar çok hassasım kenan evren’den ötürü olsa gerek. 62′nin duygu yüklü sayfalarında tekrar buluşmak dileğiyle.

almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık

kadersiz milletiz, başkası yenildi diye yenilmiş sayılıyoruz. hep kahraman, hep hakkıyla kazanan bir millet olduğumuz halde.

başlıktaki yalanla ilk karşılaşmam ilkokul ikiye dayanır. devlet okulunda olduğumdan sabahçı-öğlenci uygulaması vardı, 7′de falan başlıyordu ders. zannedersem bir kış sabahı 7:15 gibi karşılaşmıştım. almanlar yenilince kendi de yenilmiş sayılan ama aslında hep başarılı olan bir devletin mirasında kurulan bir okulda işler böyle yürüyor maalesef. o zamanlar popüler olan bir çavuşoğlu koleji vardı, orada okuyan çocukların okul saatleri daha normaldi.

şimdi nereden geldi bunları yazmak aklıma. geçenlerde tegerete diye telaffuz ettiğimiz haber kanalında tarih bilgisine sahip olduğu iddiasıyla kameralara karşısına geçen yaşlı tonton bir amcamız vardı. genel olarak bu kanala çıkanlar mukaddesat sahibi insanlar oluyorlar. ancak kanalın sahibi güzel bir dolandırıcı. dolandırıcı deyip de günahsız, sevecen, masum kalplerine ağrı düşürmek istemedim, güzel dedim bu yüzden. neyse, az önce bahsettiğim tonton amca da kurdu bu cümleyi. ciddi ciddi söyledi, istemsiz kahkahalara boğdu beni.

ilkokul ikideyken bana hayatımın ilk samimi hasiktirini çektirmiş bu cümle 2009 yılında hala söyleniyor. 15 sene olmuş, arkadaşlar buradan yaşımı hesaplayabilirler. gencim, tezcanım, heyecanlıyım, ondan yazıyorum belki bunları. ama birileri bana anlatsın nasıl oluyor bu olay ???

5posta.org bizi kutsadı

bloglar arasında link paslaşmaları güzel olay. beşiktaş balık çarşısını düşünün, oradaki dayanışmayı. aynısını güzel bloglar arasında oluyor. okuyan da kazanıyor, yazan da. 5posta da bizi görmüş sağolsun, en güzel orgazmlarımdan birini yaşadım bizim linki orada görünce, o derece yani. bu arada harikaydın diye kandırdığım sevgilim artık gerçekleri biliyor. 5posta okuru olduğumu da. güzel site 5 posta, pornellik bu kadar güzel olmamıştı sanal elemde hatta.

kutsama işine bizim de girmemiz gerektiğinin farkındayım, yakında olacak bu.

tellak kusturan adamlar

istanbul ayıları

ibnelikte insanlar sınır tanımıyorlar. son olarak istanbul hardcore diğer adıyla da bears of turkey olarak çıkan kar amacı gütmeyen etkinlik heteroları derinden sarstı. homofobikler de artık ne olduklarını biliyorlar.

istanbul hardcore bütün radical noise fanlarını derinden yaraladı. ayrıca rebirth of istanbul hardcore pride adlı bir demo çıkaran çılgın grubumuz truth we defend dağılma kararı almış rolling stones’un son sayısında yazdığına göre. peki bears of turkey ne? hindinin ayıları. ulan hiçbir şey anlamadım ama aklıma gülhane’deki eski hayvanat bahçesi geldi.

alperenler uyumasın, memleketine sahip çıksın. ibnelikle mücadele ülkünün bir gereğidir.

güvenli karar alma rehberi

söraleksförguson bu kitabı okumuş olmalı

haber:

Manchester United’ın Endonezya’da kalmayı planladığı otele bombalı saldırı düzenlenmesi üzerine İngiliz ekibi bu ülkeye gitmeme kararı aldı.

Bence gayet mantıklı

sümer tanrıları

EXCLUSIVE - UK RIGHTS

sümerlerdeki din olayı hem insanı tarihten soğutuyor, hem de sümerlerin ulvi konularda ne kadar rahat olduklarını gösteriyor. gidip gördüm, hükümdar değiştikçe tanrı da değişiyor. yeni gelen hükümdar eski tanrıyı beğenmiyor, beğendiği isimle bir tane tanrı uyduruyor, halk da inanmaya başlıyor. valla dünyanın en taşaklı adamlarıymış sümer hükümdarları.

bu arada çoğunuz bilmez ama her ne kadar peygamber sülalesinden gelmesem de gurur duydugum bir sümerliliğim vardır. son sümer olarak da yukarıdaki bayanı tanrıça ilan etmeye karar verdim. adı adriana lima. kendisi koyu bir devrimci -pekekeli diyen oldu- olduğundan ikna etmek zor olacaktır ama güleryüzlülüğü umutlandırıyor beni. bir de tasvip etmediğim götü başı açık fotoğrafları var, onların da ortadan kalkması lazım. kendisine urukagina’nın görevini verebilirim.

günün lafı da rambodan gelsin

adriana lima ağzıma sıçsın, çatır çutur yemezsem orospu çocuğuyum

4 gün sonra

dfibs1mdpjybj8133q6k5salo1_500

4 gün sonra sigara içme yasağı başlıyor kapalı alanlarda. göreceğiz bakalım ne kadar uyulacak ne kadar uyulmayacak. sürpriz bir şekilde uygulamada başarılı olabileceğine de ihtimal veriyorum. zira türkiyede insanlığa yararı dokunan yasaların hepsinin ortak özelliği sizlerin de bildiği gibi uygulumada geçerli olamamaları.

böyle bir yasağı insanları zorlayacağı, onları rahatsız edeceği, kısa bir zevkten mahrum bırakacağı için destekleyenlerdenim doğal olarak. ilk kez iyiliğini düşündüm okurlarımın, sayemde nefed darlığı çekmeyecekler, kalp damarları tıkanmayacak, akciğer kanseri olmayacaklar. ancaak şahsi kararım şudur ki; yukarıdaki hatun benim bulundugum kapalı alanda istediği şekilde içebilir sigarasını hatta daha da ileri gidip sigarasını istediği yerimde söndürerek en temel sosyal haklarımı çiğneyebilir. hadi ben çekerim razıyım, you’re the best, you’re the top, hadi emrine amadeyim.

sigara yasağına mekan sahipleri ne diyor peki? müşteri kaybedeceklerini bildikleri için tutuşmuş durumdalar. tutuşmuş dediğime bakmayın hepsini çok severim. hatta çok sevdiğim beşiktaşlı bir kafe işleticisi ağabeyim bizzat bana yaptığı açıklamada hislerini şu kelimelerle ifade etti:

kardeşim bu adamlar orospu çocuğu. biz de oy verdik, biz de orospu çocuğuyuz.

Haa unutmadan şu linki takip ederekten sağlık bakanlığından yapılan açıklamaya ulaşabilirsiniz. 32 sayfalık da uygulama rehberi var, götünü üşütenler onu da okusun.

kung-fu felsefesi üzerine

kader kurbanı

amerikanlar tüketim insanı. düşünmekten de acizler. halbuki doğu kültürlerine bakın bir de. o adamlar çok farklı. mesela amerikada bokstur, bir de orijinal adını bilmediğim amerikan güreşi, böyle sporları seviyorlar hayvanlar. ama kung-fu var doğuda, judo var. üstelik dövüş bile değil bunlar, savunma sanatı. üstelik kendi felsefesine de sahip bu spor dalları. allahına kadar kapitalist amerika ve japonya arasında böyle bir fark var işte. japonlar zeki, kültürlü. amerikanlar cahil, öküz. ama anlıyorum ben amerikanları.

yukarıdaki fotoğrafın olayla çok ilgisi var. serseriolcay.com’a girip de bu arkadaşın eşsiz uzak doğu kültürüyle etkileşimini hissedememek terminator olmayı gerektiriyor.

kök hücrelerden sperm üretmek

Yılan gibiyim yılannn

Newcastle’ı united’ıyla bilirim ben, bu sezon küme düştüler. Adamların bir de işe yaramaz bir üniversiteleri var. Üniversiteleri işe yaramadığı gibi okuldaki bilimadamları da boş araştırmalarla ülkenin kaynaklarını müthiş bir biçimde israf ediyor -aynı bizim ptt çalışanları gibi-. Son olarak kök hücrelerden sperm üretmişler. Ulan ne gerek var, dünyada sperm mi kalmadı? Git H1N1 midir ne sikimdir ona bir çare bul, bitsin şu domuz gribi. efendime söyleyeyim AIDS, kanser hala tedavisi olmayan hastalıklar, bunlar için uğraş. Kimi feminist akımların çıkardığı kendimizi erkeklere siktirmeyiz temelli boş bir fikrin ürünü bu zaten. Dünyada biz olduğumuz sürece üretilmiş suni sperme gerek kalmaz evelallah. En büyük Türkiye! Bir de ben hep natürellikten yanayım, ondan yani.

forexten her gün 1000 dolar kapatıyorum

AMINA KOYUYORUM PARANIN

zeki, analitik düşünen, hızlı ve doğru karar veren, muazzam bir bilgi birikimine sahip olan kısacası bir dahi olan ben forex işlemleriyle hergün ortalama 1,000 amerikan dolarının üzerinde kazanç sağlamaktayım. babalarınızın senelerce çalışıp borsada, döviz piyasasında erittiği birikimleri bilgisayarımın başından bir iki mouse tıklamasıyla hesabıma alıyorum. bu paralarla son gittiğim rio tatilinde çektirdiğim 2800×1600 çözünürlüklü jpeg formatındaki fotoğrafları size yollayabilirim. yeşil dolarların içinde brezilyalı beş-kızlarla (ah beş-kızlar, can beş-kızlar) dans ettiğim aşk dolu gecelerden bahsetmiyorum bile. haftaya st. tropez’de olacağım.

hepinize hayatta bol şans, beni kendinize örnek alın, çok çalışın.

o bikiniyi giymem lazım diyeti

sabah, öğle, akşam; sigara, kahve, meyveli yoğurt.

ss totenkopf

nazipatchtotenkampfbundan sonra çok değişik bir adam olmayı hedefliyordum haftasonunda ama hafta başında grip oldum. aklımda kaçırdığım hatebreed konseri var. bir de konserden çok konuşulan svastika dövmeli adam. america history x izlemek, skrewdirver dinlemek, aryanwear.com’dan giyinmek gibi huyları var arkadaşın galiba. bunlar yetmedi bir de safkan diye yerli bir grubumuz çıkmış. www.myspace.com/sakfanturkiyeden dinlenebiliyor.

türkiyedeki nazi gerçeği mi olsa son kitabımın adı diyorum, ahaha diye karizmatik biçimde gülüyorum. kozmos insanları akıldan fikirde uzakta tutmasın.

volkswagen bi araba çıkarmış

siz de duyuyorsunuz bunu son günlerde sürekli değil mi? arkadaşınız gelip “abi vw bir araba çıkarmış, böyle nasıl anlatsam, arkası yuvarlağımsı, acayip bir şey ya” diyor size değil mi? bence diyordur, ben çok şahit oluyorum çevremde.

araba da acayip yalnız hakikaten. arkası da yuvarlak. modeli ne bilmiyorum, yeşil rengini gördüm. araba manyağı arkadaşım çok ama arayıp öğrenmek istemiyorum. zira araştırma sonucu elde edilmiş veriyi buraya yazdığım herhangi bir yazıda kullanmam. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı, araştırmadan yargıya varmayı seviyorum burada. aksini düşünmek popülist gerizekalılık zaten.

ya ne güzel arabadır o ya…

alo aşkım metrobüsteyim

aheyheyheyhey diye gülüyorum bu olaylara, bu ne çarpık sevda lan…

olur muya böyle bir şey, telefonun çalıyor ve sen alo aşkım metrobüsteyim diye cevaplıyorsun. kalıbının üstüne maymun çarli işesin. bir de googledan otobüsteki kimdi diye aratın, ya da benzeri bir keyphrase’i. otobüslerde birbirini gören ama konuşamayan çifte kumruları sanal çiftleşmesine şahit olacaksınız bulduğunuz sitede. tabi bulursanız, o yüzden size kolay gelsin diyorum ve başka bir konuya geçiyorum.

eminönü çok güzel yer kardeşim ya, ilçeliği nasıl düşürülür buıranın. kriz dönemlerinde esnafın tadından yenmiyor. valla adamlar her şeye rağmen şen. soludukları havadan mı yoksa hepsi “kokoyin”e mi üflüyor bilmiyorum diyerek ibrahim tatlıses’e göndermemi yaparım. bunu anlamayan gerizekalılar için yakında bir yazı daha yazacağım, o zaman onlar da anlayacak…

hayat beni kızdırıyor da, güldürüyor da. hadi bakalım.

seo orospuluğu ve web 2.0 işler

internet alemi çok seri manevralar yapıyor. erkut sezgin olsaydı “bileşik şebeke mecraları anlam veremediğim şekilde devinimler içersinde” derdi. ahahhaha neyse ki erkut sezgin yok. diyeceğim şu ki daha dün millet meta tag falan kasarken, bugün sosyal imleme ve sikleme servislerin de artmasıyla networklere akılıyor. tabi türk blogküresinde bunun bokunu çıkaran gerizekalı bloggerlar var. çaktırmadan yapanlar da var. mesela adam gidiyor x filmi vizyona giriyor haberiniz olsun diyor. target keyword density hususuna çok önem veriyor bu arkadaşlar. hitin içinden geçiyorlar haliyle (please all hail to google). bu arkadaşlar çok okunabilir ama aynı okuyucu tarafından iki kere okunmazlar. mesela hit orospusu olan bloglardan birine bugün bakıyorum o kadar fason ki, tumblr yazacağına “tumbrl” yazmış, eleman. insanlık hali, mallık durumu, olur öyle, siz typo yapmıyor musunuz lan keraneciler falan derseniz, iki kere “tumbrl” yazma başarısını göstermiş, bu amcoğlu.

onu geçtim, blogödülleri saçma seçme yapan bir aparat var. inanılmaz bir alet. bu arkadaşlar 62′yi, türk aile yapısına ve toplumun ahlak anlayışına zarar verdiğini belirterek yarışmaya almamışlardı. çok umrumda olma da inceden üzülmüştüm ama ağlamadım. sol yanağımdan bir damla göz yaşı süzüldü, o kadar. ama o da gereksizmiş, ne kadar sikim blog varsa ödüle layık görmüşler.

yaptığımız şey değildir ama o ödüllerin doğrusunu biz dağıtalım dedik;
62.blogödülleri.com

ahahha gelişine yaptığımız işlere ödül vermeyi de ekledik, semtimin abecileri. unuttuklarım olabilir, eklerim çok zor değil. çok önemli de değil. zira kazanacağınız şeyler kutu prezervatif, kiloluk yoğurt gibi şeyler. kargoyu da ödemeli olarak gönderiyoruz. hiç bi boka benzemiyor aldığınız hediye.

son : yakında 62′nin tasarımı değişiyor. andy warhol ile anlaştık. kendisinin bu proje için tayyip ve kamer genç’in fresklerine başladığını biliyorum. bu gibi işlerle meşgul olduğumdan ve fbuddymin triplerinden ötürü fazla yazamayabilirim. Heper abi bu boşluğu dolduracaktır. pa, fazla yazmaz ama keşke yazsa.

çok korkuyoruz

bu yüzden de yazılarımız kısa kesip tadında bırakıyoruz. dünyanın en güçlü kalemleriyiz, sizler gibi biz de bunun farkındayız. ancak yazılarımızın derin anlamlarının etkisinde kalıp topluma zararlı bireylere dönüşmenizi istemiyoruz. bu yüzden yazılarımızı fazla uzatmıyoruz. bundan da zevk alacağınızı biliyoruz.

bizi sevin, öyle yapmalısınız zaten.

narcoleptic sleepwalker

dust brothers şarkısı vardı, corporate world diye. ulan seneler geçtikçe içime işledi şu olay. endüstri devrimini okuyorum uzun zamandır, şimdi nasum’un çıkardığı human 2,0 albümünü eskisi kadar dinlemesem de ne demek olduğunu daha iyi anlıyorum. nelere koşullandırılıyoruz şu hayatta lan, sivil itaatsiz’in sikerler united yazısına yolluyorum sizleri.

benim eski manitalar vol. 2

no_bigger_than_720_540

geçmişim acayip, pek de abartmayı sevmiyorum. bu kızlarla evimin farklı farklı odalarında farklı farklı şeyler yaşadım, hepsi çok severdi romantizmi. eminim siz de yaşamak istiyorsunuzdur ama dünyada şanslı diye nitelendirebileceğiniz insan sayısı ne kadar az ise o kadar anlam kazanıyor “şans” kelimesi. zaten olay bu.

bu kızlarla lojistik faaliyetlerim de oldu. insanların istek, talep ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere hammadde, yarı mamul ve mamullerin ve bunlarla ilgili enformasyonların kaynak noktasından son varış noktasına ulaşmasını ve depolanmasını planlayan, uygulayan ve kontrol eden sürece biz lojistik deriz. dersime de iyi çalışmıştım, hepsi bu kızlar sayesinde olmuştu.

çok değişik şeyler

evet, bazı şeyler çok değişik

bir mayıs bayram gibi kutlansın

her sendika 1 yıl boyunca hazırladığı sporcusunu pangaltı üzerinden taksime göndersin.

pangaltı-cumhuriyet caddesi > düz koşu
cumhuriyet caddesi-meydan > engelli
orada da çelenklerini savurup atatürk ve silah arkadaşlarına geçirmeye çalışsınlar.

bu triatlon yapılırsa bi sene yapılır, sonraki sene the marmara’nın üzerinden avlayıverirler allahıma.


Switch to our mobile site