Archive for the 'A Day to Remember' Category

kılıçdaroğlu rüzgarı


pek modern ülkemiz fellah tayfasının tekeline düşmesin kafasıyla yıllardır chp’ye oy veren insanlar, gecenin şu pompaya en müsait saatlerinde büyük ihtimalle oturmuş haber sitelerini okuyarak siklerini sıvazlıyorlar. yok lan, baykal prodüksiyonla falan alakası yok. neden peki, çünkü “solda” küskünler barışıyor.

neye darıldığı artık unutulan küskün kamer genç’in mesajı vermesi, geçtiğimiz yerel seçimlerde gönlü alınan tecrübeli küskün murat karayalçın‘ın parti yönetimine pike yapması gibi haberleri ayrı ayrı sekmelerde açıp tekrar tekrar okuyup elektrobugi yapan insanlar canlanıyor gözümün önünde. peki ya cumhuriyetle yaşıt olmasına rağmen ufak bir galaksi büyüklüğündeki çantasını hâlâ ilk günkü kondisyonuyla taşıyabilen rahşan ecevit. ve rahşan ecevit’in yanında getirdiğini iddia ettiği bülent ecevit’in ruhu. her seçim öncesi chp’ye geçme sinyalleri verip son anda geçmeyen yılmaz büyükerşen‘in bu sefer harbiden altı ok’lu formayı giyeceğinin mesajlarını vermesi. oğlum(!), bir chpli bir solcunun en mutlu günü bugün olsa gerek.

tüm bu kafa tokuşturmaların, uzlaşmaların, birleşmelerin üstüne kılıçdaroğlu’nun ağzından yolsuzluk ve yoksulluk kelimelerinin ardarda çıkması ve alt komşumun garaja geçerek arabasından bize çelik’in yorumuyla 10. yıl marşı’nı son ses dinletmesi. tüm bunlar bana resmen ülke çapında bir ayinmiş gibi geldi.

merhaba. memleketin çeşitli yerlerinden anahaber bültenine bağlanan kofti spiker ağızlarına daha fazla devam edemeyeceğim. o yüzden bundan sonra söyleyeceklerim pek çoğunuzun pek hoşuna gitmeyecek. kemal kılıçdaroğlu yerinde olsam ilk iş günü itibariyle önce chp kadın kollarını sonra da chp’yi lağvetmek için gerekli olan dilekçeyi ilgili makama veririm. chp’yi genelnekten statükocu olduğu için, kadın kollarını da artık tayyörün modası geçtiği için.

yanlış anlaşılmak istemem, yanlış anlayanın da amınakoyayım : kemal kılıçdaroğlu‘yla bir sorunum yok. kendisi yolsuzluk yapanları sikertmek branşında çok başarılı bir atlet. yalnız zamanında kendi tekellerini yaratmış bir partinin taze genel başkanı yoksulluğu bitireceğiz, üzerine de tüy dikeceğiz minvalinde beyanatlarda bulunursa  “abim yavaş gel” çekmek zorunda hissederim kendimi. çıkıp şunu dimdirekt söylese : “arkadaşım hepimiz patates yetiştireceğiz, herkesin karnı doyacak ama sefalet içinde yaşayacağız”. oy vermekle kalmam götümü de veririm. borç yükü artmayacak, işsizlik azalacak, enflasyon azalacak. alice harikalar diyarı’nda amınakoyayım.

kurultay’daki bu şenlik havasına hiç şaşırmıyorum. çünkü chp delegeleri kemal sever. yakın örneği kemal derviş. uzak örneğini hepiniz biliyorsunuz. lan bu arada baykal’a da çok ayıp oldu. gerçi ben bu baykal canlısının kafasının nasıl çalıştığını halen anlayabilmiş değilim. istifa etmek için binlerce neden varken sen git aralarından seks kasedini seç. sevgili baykal, senelerdir tek iktidar hamleni o kasette gördük. tam oy verecektik, istifa ettin. oldu mu şimdi.

düşünün

düşünün. bugün 1700 kalori yaktığınızı ve vermeniz gereken 26 kilo olduğunu düşünün. koşmanız gereken bir maraton olduğunu ve sol bacağınızın olmadığını düşünün. göç yolunu unutan bir kuş olduğunuzu düşünün. gökyüzünden süzülerek düştüğünüzü düşünün. dönmemek üzere uzak bir yere gideceğinizi ve arkanızda bıraktığınız tek kişinin aslında sizi tanımadığını düşünün. masum olduğunuz halde idamla yargılandığınızı düşünün. günde 14 saat çalıştığınızı, emeğinizin ederinin tek somun ekmek olduğunu fakat isyan hakkınızın olmadığını düşünün. bir barış elçisi olduğunuzu ve yol kenarında tecavüze uğradığınızı düşünün. aktivist olmadığınız halde coplar altında ezildiğinizi düşünün. en kötü ihtimalle önünüzde yaşayacağınız 40 yıl olduğunu ve kamboçya’da bir mayın tarlasının ortasında olduğunuzu düşünün. alzhemir’dan muzdarip nobel ödüllü bir fizikçi olduğunuzu düşünün. eşcinsel olduğunuzu ve tek güvencenizin komşularınızın onayı olduğunu düşünün. kör olduğunuzu düşünün. müziğin hiç varolmadığını düşünün. zorunlu askerlik nedeniyle nöbette olduğunuzu, üstünüzün elinize pimi çekilmiş bir el bombası tutuşturduğunu düşünün. böyle bir durumda neyin uğruna “şehit” olduğunuzu düşünün. bir “kalecinin penaltı anındaki endişesi”ni düşünün. açlıktan kırılan bir ülkede sadece 3,5 yaşında olduğunuzu düşünün. angelina jolie’nin sizi evlat edinmeme ihtimalini düşünün. uluslararası bir silah kartelinin lideri olduğunuzu düşünün. kaşlarınızın arasında doğru gelen mermideki ironiyi düşünün. sevdiğiniz kızın hayvanlı pornosunun çıktığını düşünün. taksim’deki yılbaşı efektinden bihaber bir turist olduğunuzu düşünün. pollyana olduğunuzu düşünün. ananızın sikildiğini ve “valide için de bi’ değişiklik oldu” dediğinizi düşünün. aids’li olduğunuzu ve hamile kalana kadar haberinizin olmadığını düşünün. bir dünya para bayılıp aldığınız son model spor arabanızla levent trafiğinin içinde kaldığınızı düşünün. tek taş yüzük için şekilden şekile giren kadınları düşünün. kongo madenlerindeki çocuk işçileri düşünün. ortaçağ avrupa’sında cadı yada bugünün türkiye’sinde allahsız damgası yediğinizi düşünün. dünya görüşünüz sırf birileriyle örtüşmüyor diye yarın infaz edileceğinizi düşünün.

bir yanılgıyı düzeltmek isterim

haritada milletin sikini taşağını istediği gibi salladığı beşeri sınırları olan bir kara parçası bulamayıp kütahyalı‘nın köşe yazılarına yumulan “anarşizm sıçar baba” insanları için var, güney afrika’daki otonom komüniteler ve enstitüler, arjantin’deki antrepo alanları, manhattan’daki işgal bölgeleri, beyşehir gölündeki mada adası. yeri geldiği zaman bir kahve dükkanı bile sisteme delici bir eleştiri olabilir. bir gofreti ikiye bölen çocuk farkında olmadan ekonomik sorunlara derin bir kavrayış getirebilir. bu tip basit eylemlere de çıkıp ütopya diyebilenin insanlığından şüphe eder, yolda denk gelirsem çok feci döverim. özgürlük, basit olaylar bütünüdür. “insanca olmayan” bir açgözlülükle başkalarının kazançlarını ezmek değildir. onun adı başkadır ve orospu çocukluğudur.

  • 1911 senesinin bilmem hangi ayında peydah olduğu bilinmeyen the times gazetesi anarşizmi “bireyin her istediği haltı yemesi” olarak tanımlamış.
  • bundan 3-4 ay önce çok “ara” bir partinin pek “ara” genel başkanı, “70′li yıllardaki anarşistlerin yarısı mit güdümündeydi” demiş. “ara” da böyle bir kelime her yola geliyor.

senegal notları

eskiler bir başkaydı sanki

tatil için gittiğim senegal cumhuriyetinden kafamda bir dünya şeyle geri döndüm sevgili dostlar. hakikaten bir dünya şey, inanılmaz olaylara sebep olacağım bu bir dünya şeyle. bir de gelirken yolda paul engemann’ın “push it to the limit”i kafamın içinde döndü durdu.

senegal üzerindeki ozon epey bir incelmiş, havaalanında farkettim bunu. neyse ki beni mutasyona uğratacak ultraviole ışınlarına maruz kalmadım. canım ülkeme harika birli olarak dönme fırsatını kaçırmış oldum böylece. bu arada bu yaşıma kadar harika dörtlüden hangisi olmak istersin diye soran kızlara hep taş adam dedim, bu geyikler sadece kızlarla yapılıyor. taş adam dememin sebebi de belli etmese de içlerinde en duygusal olanı olması. eğri oturup doğru konuşmak lazım şimdi.

çizgi filmlere girmişken az önce aklıma tom ile jerry’nin kanka olduğu bölümler geldi aklıma. tom ile jerry olsalar da arada sırada olumlu paylaşımlarda bulunabiliyorlar kendi aralarında, bunu hiçbir zaman başaramayacak olan ünlü ikililer bir zahmet yorumlara gelsin.

senegal’de seks yok bu arada.

yukarıdaki fotoğraf senegal’in önemli topluluklarından biri olan baaba maal‘ı görüyorsunuz. hepsi maykılceksın ameliyatından olmuş sıradan. onlar için senegal’in bidılzı deniyor. ilkel rock soundu ile günümüzün modern shoegaze zımbırtılarını şeediyorlar, harmanlıyorlar.

gizli kahramanlarımız ı. ve m. hakkında da bir iki kelam edelim. ı.’nın götü kocaman olmuş, bence abartıyor. m.’nin götü bu akşamki derbiden sonra kocaman olacak.

yakın zamanda dünyayı kurtaracak bir başka yazıyla yine burada olurum herhalde.

kanada’ya kanamadım, obama’ya kıyamadım

ağıza oturan isimde son nokta : hüseyin barak obamaboş vakitlerimde çok fantastik türküler yazıyorum. özgeçmişimde de belirttim bu durumu. boş vakitlerinde kitap okuyan tiplerden çok daha samimi olduğumu düşünüyorum.  hemen her gittiğim iş görüşmesinde cv’mimdeki bu ayrıntıyı soruyor aylin hanımlar. mülakatlarda muhattap olduğum insanların yarısı aylin. sevda, selin, ebru, nil falan da çıkmıyor değil, ama hep o mecralarda geziyor isimler. mesela bir şefika yada raziye yok. her neyse. şirketlerin aylin hanımları “hobilerim bölümünde türkü yazdığınızı görüyorum” diyip kaşlarıyla soru işareti koyuyorlar cümlenin sonuna. evet diyorum; yöre, hava demeden türkü yazarım. son türkümü de nobel barış ödülü alan obama‘ya yaktım.

kanadalıları sevmem. yüksek standartlara sahip orospu çocuklarından başka bir şey değiller. amerikalılar öyle mi allaşkına. amerikanya’da hiçbi’ nane olmasa çeşit çeşit köprü var. çift katlı köprü var. kırmızı köprü var. kaldıki obama gibi şahane bir piresidentesi de var. nobel barış ödülünü alması için karizması bile yetti. ne karizması lan, kara kuru çitlenbik gibi herif diyenleriniz olabilir. yanılıyorsunuz dostlarım. her afroamerikalı’nın en az 20-25 santim karizması var. yok abi karizma bu ödül için kriter değil ise neden aldığını anlayamadım. ırak’tan ince ince çekiliyor diye olabilir mi acaba. ırak’tan çekilip afganistan’a yeni kuvvetler gönderenlere mi veriyor olabilir mi norveç varikoselle mücadele derneği?

anlamadığım bir şey daha var : küçük tayyip yıllardır icraat, ayladır açılım yapıyor fakat fahri doktora ünvanından başka bir bok alabilmiş değil. norveçli bunaklar sırf “al sana zenci” diyebilmek için obama’ya ödül vermedilerse ne olayım.

çok ama çok seks

ı.e. nin bloguna attığım yorum beni yordu, şimdi kendimi biraz daha yorayım dedim. yorum bu;

beğenmediğin dizinin orospu kızı ex-aşkına “kalbimin kapılarını sana açtım” diyordu. o geldi aklıma, çok güldüm yahu. şimdi bunun konuyla ne alakası var, ben de ona geliyorum. çenemi yarıyordum ben de gülerken, yarayazdım adeta deyip güzel Türkçemizin kendinden güzel güzelliklerinden faydalandım. Birgün fotoğrafını ben çekersem ancak o zaman Hürriyet fotogaleriye çıkarsın, gelgelelim bu daha gerçekleşmedi.

ı.e. hürriyet fotogaleriye çıkmak istiyor, merak eden sivili’in şu postuna baksın. ahh ahhh, şu hürriyet’in sitesindeki sayfaları dolaşıp kaydebilen zaman ofis çalışanlarımız kendi işlerine ayırsalar ne kayıt dışı ekonomi kalırdı, ne ab kapılarında sürünürdük, ne de iharacat rakamları düşerdi. ama olmadı, yapamadık. bir de ı.e. çenesini yarmış, kendisine çok geçmiş olsun diyoruz.

blogumuzun diğer gizli kahramanı m.g. günlerdir laptop arıyor kendine. hala alamadı, packard bell alacak sanıyorum. bugün almaya gitti, alamadan geldi. kendisini yakında yeni zellanda notları kategorili yazılarıyla burada olsun diyenler parmak kaldırsın.

alın verin ekonomiye göt verin

faruk abinin "paket ederler adamı" deyimini 19 yıl sonra çözebildim.taa en başından peşinen belirtmek isterim ki bu reklam kampansına aldanıp koşar adım karısının bileziklerini bozudurarak çılgınlar gibi alışveriş yapan bireyler için zaten yapacak bir şey yoktur. kelleyi bünyeden sıyırmamış olup da bu kampanyaya öyle ve ya böyle destek veren koltuk çıkan varsa alayının topu orospu çocuğudur.

her şeyi sizin yerinize düşünen ekonomistler, akil iktisatçılar,  mübarek kabine üyeleri diyorlar ki; -bir şeyler almaya devam etmezseniz ekonomi çökecek. sınırlı likit ya da nakitinizle hayatınızı idame etmeyi becerebiliyorsanız zaten almanız gereken şeyleri alıyorsunuz demektir. hanginiz simit ya da peynir tüketmiyorsunuz. hanginiz su içmiyor, ekmek yemiyorsunuz. temel ihtiyaçları tüketmiyorum diyebilen uzaylı pornosunda oynatacağım. bu da benim istihdamım olsun. velhasıl, simitle, teker kaşarla simgeleştirilen şeyler devletçe onaylanmış tefecilerin avuçlarına yatırmanız istenen yastık altı birikimleriniz. bir anlamda hepinizin olağanüstü bir durumda götünüzü dayadığınız yer. kalifiye kevaşeler istiyor ki siz paralarınızı  bireysel emekliliğe yatırın ya da gidin 6 silindirli cip alın falan. bireysel emekliliğe yatırdınız mı yan bastınız. priminiz dolana kadar anaparayı çekemezsiniz. cip aldığınız zaman içinizden öyle bir vergi geçirirler ki kendinize gelemezsiniz. serbest piyasa normları aşkına nerede peki bu stabil ekonomi. yok öyle bir nane.

suyu kapatın, otobüs bekleyin, bisikletinize atlayın, 100 dolarlık tenis ayakkabısından, box office dvd’lerinden feragat edin. çocuk katili hummerlar yerine küçük ve çevre dostu bir hybridler alın. çok sıcak olursa camları açmak yerine kombiyi kapamayı deneyin. yerküredeki birçok materyalin sonlu olduğunu unutmayın. pırlanta gibi hafif karı aksesuarlarını alanlar nurettin hasman, takanlar ikoncandır. haddinizi bilin.

trivial : kaşar geldi dediği anda elini havaya kaldırıyor ya deniz gökçe işte osaat karısı mor çatı’ya doğru drift atıyormuş. bu ekonomi dehası hatunu bir keresinde hastahanelik etmişti. eee rol gereği deniz elini kaldırıp kaşar geldi diyince, kadın “girişir lan bu bana” refleksiyle yardırıyor sığınma evlerine. bunu bilin, böyle ciddiye alın.

çok acil cem garipoğlu lazım

abertürk : em aripoğlu engel bulmacaheehhe hahaha hohohooh. habertürk gazetesi cem garipoğlu’nu görenlerin yukarıdaki numaraya bildirmesini rica ediyormuş. asıllı espiyonaj sahibine 30 bin lira vereceklermiş. tamam eyvallah da aranan adamı ne diye mozaiklediniz be yavrucuğum.

asıl istenen açılım : kürtaj

bir baba düşünün 25 sene önce çekip gitmiş. 25 yıl sonra bugün gelmiş kapıya. elinde oyuncak dolu bavuluyla sinematografik bir şekilde “oğlum” diyor. ama sizin oyun oynayacak yaşınız çoktan geçmiş ve seneler önce evi terkeden insanın yerine bir başka baba figürü koymuşsunuz.

kapıdaki jöne ne dersiniz?
a) baba, babacığım
b) bilader aynı hızla ait olduğun yeşilçama gidiyorsun, bi daha da aurama girmiyorsun

a diyebilen malların cezai ehliyeti varsa beyinleri hava yapmış demektir. hayır, ehliyetiniz yoksa değerlendirin bunu güler sabancı çok tatlı para yardımı yapıyor böyle insanlara. ben “b” demekle kalmaz bir de elemana sopa çekerdim. o yüzden bugün kürt halkının beşir atalay’ın yaptığı pikelere taşaklarını kaşıyarak izlemesine karşı çıkmıyorum. on yıllardır ankara’dan sonrasını hiçe sayan hükümetlere alışmış hatta bu rutinden kudurmuştuk. dönem hükümeti çok şahane bir hareketle açılım yapmaya karar verdi.

açılım yaparken öyle şekillere giriyorlar öyle saltolar deniyorlarki gülerken götümü düşüreceğim diye korkuyorum. klark kent kıvraklığındaki başbakanımızı görüşmeleri akp genel başkanı kimliğiyle yaptığı için kutluyorum. nasıl iş lan o. burada başbakan orada genel başkan, sokakta böyle yatakta şöyle. sikimi evde bıraktım yanımda sucuk var edebiyatı yapılarak aslında “baba kimseyi uğraştırmayın sessizce kendinizi imha edin” mesajı mı verilmek isteniyor.

travesti ışıl

ı.e. blogumuza gizlice katkıda bulunan bir arkadaşım. diğer bir gizli kahramanımız m.g. mg’yi boşverin de ı.e. bana son olarak seksicazibe.com adlı bir siteyi pasladı. şişli taraflarında oturan bi travestinin müithiş marketing açılımı bu site. sağlam linklere sahip galiba. çok özel yerlere kutsanmış olacak ki üst sıralarda çıkıyor google aramalarında.

ı.e. nin de bir blogu var, size buradan pasladım onu da.

old school grindcore dalla turchia

beyoğlunda bakırköy-yeşilköy dolmuşlarına dönerken grindcore nazi siker yazısını görürdünüz. türk grindcore’u italya’ya faşist sikmeye gidiyor

not: bu yazı hiaxi nickli arkadaşımızın blogdaki en dalyarak -ve en güzide- okur olduğunu ispatladığından apayrı bir önem kazanmıştır, kendisini kutluyoruz. yalnız en güzidenin ne olduğunu ben bilmiyorum.

kenan evren gideyazdı

bir zamanların usta jokeyi kenan evren yan geldi.ettikleri hipokrat yemini paçalarından akan hekimlerimiz kenan evren’in direkten döndüğünü fakat durumun kontrolleri altında olduğunu bildirmişler. türk tabiplerinden ricam paşamı yeteri kadar iyileştirsinler. çok iyileşmesin. espri yapacak takati bulamasın mesela. nefes falan alsın işte. bakın ne kadar hümanistim. kenan yaşasın istiyorum. daha doğrusu ölemesin istiyorum.

anarşist ülke kuruluyor

bir grup gerizekalı güdümlü yaşamaktaktan sıkıldıysanız,
herhangi bir otoriteye bel bağlamak istemiyorsanız,
sandık-seçim-kadro gibi kavramlardan mideniz bulanıyorsa,
katılın : http://groups.google.com/group/anarsistulke

an itibariyle 17 kişi olan bu güzide topluluk bir an önce dallanıp budaklanıp müsait bir kara parçasına konuşlanmak ister. projeden 62′nin diğer yazarlarına bahsetmedim ama biliyorum ki ada olayını duydukları zaman “abi anarşik gibi gidelim off-shore bankacılığı yaparız” diyecekler. hahaha şaka tabi olur mu öyle şey. bütün hükümetlerin karasuları dışında ahlaklı bir homo erectus gibi yaşayacağım.

insanlar çok değişik

KKK

götünde pireler uçuşur dedikleri insanlar, bir de huzuru bulamayanlar var. bulamadığı halde yanlış yerde arayanlar var. ben mesela zamanında huzura doğru programını çok seyrettim, programın giriş jeneriğinde yer alan denizin üzerindeki hızlı yolculuğu da huzura giden yol diye bilirim. bu yüzden uçakla kıta değiştiren arkadaşları da çok kıskanırım. üç beş saat atlantik üstünden bulabilirler huzuru, tabi bulutlardan başka şeyler görürlerse. okyanus bitince amerika gelir, orada da huzur yoktur, orada kkk elemanları vardı. japonlara sik kafalı derler ama bunlar japonlara rahmet okutturur.

huzura doğru izlemiyorum artık, hiç alakam bile yok. dağlara tırmanıp oralarda bulacağım mutluluğu sanırım. ciddi ciddi de fikirlerim var. bu fikrimi bazı kız arkadaşlarıma açtım sadece, zevkle gelebileceklerini söylediler. bir dağlar kalmıştı benim için, müthiş maceralarımı yine burada paylaşırım.

aşkından geceleri donsuz yattım

six.six.six nambır ov dı bistböyle yaparım arada. ben böyleyim. çok kuvl ve umursamaz ama bir o kadar da masum olduğumu düşünüyorum.

herkesin eğilimi farklı bu coğrafyada. mesela şeytana uydum gerekçesiyle tavuk siken insan var. adam savunmasında “şeytana uydum” diyor. temennim harbiden şeytanın harbiden uymuş olması. lego gibi oturmuştur inşallah herife. düşünsenize önde tavuk, onun arkasında tavukçu, en arkada da şeytan. bremen mızıkacıları gibi olurlar allahıma.

sonra mağdurun ruh ve beden sağlığını bozmadan tecavüz edebilen bir adam var. herif bildiğin örümcek adam gibi birşey. on yıllar önce topu inşaata kaçan hüseyin üzmez radyoaktif bir amele tarafından iğfal ediliyor. önceler başı dönüyor, midesi bulanıyor ama sonra ince ince çakozluyor durumu hüseyin. mütecaviz adama dönüşüyor. bozmadan tecavüz ediyor. hapishaneye düşmüyor. düşse de bir sene rötarlı düşüyor. düşünce de yaş haddi nedeniyle erkenden tahliye oluyor.

iran değil ayran

in aşağı lan taşaksıziran’daki sikim yeşili akımın taraftarları sapır sapır ölüyor. sikim yeşilini simgesel hale getirdiler diye ölmesinler tabi. kimse ölmesin. çocuklar ölmesin. genç kızlar ölmesin. genç aktivistler ölmesin. olmuyor tabi öyle. ölmekle kalmıyorlar sapır sapır ölüyorlar. bak neda soltani’ye nasıl öldü. hatta ölümünü feysbık denilen keranenin vidyo fasilitesi marifetiyle izledim(izledik). allah mesnetli siyasetten daha gereksiz birşey varsa o da reformizmdir. reformcular her yola gelir. şudakka iran’da musevi ve tayfası dizginleri ele geçirse ilk işleri amerika ve ingiltere’ye masa altı yapmak olur. insanların galeyana gelmesinin nedeni de seçimlerde hile yapılmasıymış. ulan denyo iranlılar, türkiye gibi yeri geldiğinde derin dekolte verebilen hatun kişilerin olduğu bir ülkede bile insancıkların %47′si allahına dönük oy veriyor. bayanların araba kullanması yasak olan bir ülkede ahmedinejat %67 almış çok mu? sevgili hajılar ölmek ya da polisten dayak yemek istiyorsanız; dimdirek kadın haklarını bahane edin, ne biliyim toplatılan kitapları, mapushanelerdeki düşünce suçlularını bahane edin.

stalin iyi içerdi. ayrıca bilmiyorsanız öğrenin. “it’s not who votes that counts. It’s who counts the votes.” yani olay oyları kimin verdiğinden çok verilen oyları kimleri saydığı. yalnız çocuklara yavaş girsin lan bu polisler.

kan-ada genel valisi

genel valisi michaelle jean katıldığı eskimo festivalinde taze katledilmiş bir fok balığının yüreğini söküp yemiş. kıçımdan falan da uydurmuyorum. eylem görsellerle sabit. -yemiş, -yememiş, -yok yalayıp yerine koymuş muhabbetine girmeye gerek yok. yedi işte. hayvan hakları konusunda ediz hun duyarlılığım yoktur. mesela uzak doğu ve uzak kuzeydeki penguenlere uygulanan yıpratma politikası yokmuş gibi yaparım. ama bu ne lan böyle. biz türk milleti olarak kanada’yı bol bol ormandan, tek katlı evlerden, dingin ve huzurlu insan evlatlarından oluşmuş kara parçası olarak biliriz. fok katilami yapıyorlaarrmıış. nasıl medeniyet bu sikerim öyle işi falan demeyeceğim. zira biz de dünyanın ineğini, öküzünü, davarını öldürüyoruz. katliam dediğin şey illa hayvan sevimli olunca mı oluyor? birçok kız arkadaşım fok ve penguen katliamına karşı. yunuslara da çok üzülüyorlar. ama yeri gelince koca steakhouse’u götürüyorlar, bilader. o da mandıra katliamı.

velhasıl, asıl mühim manevra valinin yaptığı. foku yedikten sonra “eskimo geleneği olduğu için yaptım, yoksa işim olmaz” demiş. harbiden eskimo geleneğiyse sokarım öyle barış toplumu modeline. eskimoca’da “savaş” kelimesi yokmuş, çünkü bu herifler her daim barış içinde yaparlarmış. iyi de sevgili skimolar siktiniz canım hayvanları. canlı foka otopsi yaptınız. valiye kanlı kalp yedirdiniz. niye barışçıl insan ayaklarına yatıyor sunuz ki?

ayrıca eskimoca’da yarrak kelimesi olmasa alaska’da bölünerek mi çoğalacaksınız mnakoym.

doğum günleri

bunları kutlamak çok yaygın bir hal aldı. herkes kutluyor. hediyeler alınıyor. parti planları yapılıyor. “belki parti sonrası kız düşürürüm”cüler o güne özel temiz iç çamaşırları giyiyorlar. bayanlar zaten olası bir kaza ihtimaline karşın herzaman temiz iç çamaşırı giyerler. black metalci kızlar ve 68′in çicek kızları hariç tabi ki.

işin beni düşündüren kısmı aslında bu konuda türk kızıl komünistlerinin duruşu. bu herifler de camel paketleriyle, yeşil parkalarıyla iştirak ediyorlar bu doğum günü organizasyonlarına. hatta bazen doğum günü çocuğu bile oluyorlar. okulu bitince bask yöresinde gerilla eğitimi alacak kolektiflere birşey demiyorum*. onlar sınıfın tek kurtuluşu, böyle işlere girmezler. marks, engels diye yanıp tutuşan birçok djonov kardeşim, bir yıl daha yaşlanmasını kutluyor amına koyayım. olur mu öyle şey. nerde kaldı marksist diyalektik nerde kaldı metafiziği inkar eden devrimci ruhu. sistemin işlediği her bir fazla dakika için oturup ayrı ayrı ağlamaları gerekirken her geçen yılın aynı gününü kutluyor bu menşevik puştlar.

liman-iş sendikasına bağlı sapır sapır ölmekte olan internet sörfçüsü güverte kaynakçılarına sesleniyorum; gençler doğum günü falan kutluyor, siz ekmek yiyemezken onlar pasta yiyor. hatta şampanya bile içiyorlar. öyle kitle lideri, arazi vitesi falan beklemeyin. bi de mola noktalarına bırakılmış sendika fasiküllerinden uzak durun. illa meşkale istiyorsanız gorki’nin anasını deneyin.

make a wish

make a wish,
it’s for you bliss,
enter the world of pink dreams,
here are the keys.

bir türk grubunun yazdığı en iyi ingilizce nakarat, sözlerin hangi gruba ait olduğunu bulana mersedes. mercedes değil ama mersedes.

almanyada bir mayıs günü

may day alman polisipolisler çok büyük insanlar. türkiyede olsun almanyada olsun bir hareketleriyle insanları rükuya sokabiliyorlar. biz de polis abilerimize toplum olarak saygılıyız icabında.

n.k.p.v.a.s.