Archive for the 'A Day to Remember' Category

Page 2 of 3

istanbula vize konsun

istanbulavizekonsun1

insanlar eşit olarak doğmuyor ki, olmuyorsa olmuyor, zorlamamak lazım. misal şu fotoğraftaki çocuk, yazık ne işin var yavrum büyükşehirde. bu şanssızlıkla travesti olarak biter hayatın, kader seni kötü yerlere sürükler, şehrin acımasızlığı seni bir sokak kedisine çevirir, ömrünün her anı boklu dere gibi akar gider. soner sen de çok sağol, fotoğraf onundu, izin almadım tabi kullanırken.

bir mayısta meydanlaraaa

gitmeyin, mal mısınız?

22 temmuz 2007 olimpiyatlarından önce tüm sendikaların katıldığı bir toplantıda bülent arınç’ın manisa adlı bir caddeden ibaret şehrimizin sendika bölge başkanlarını çocuk gibi azarlaması hatta ileri gidip ağızlarına sıçması, içlerinde gezdirmesi ve ak partinin köylü, işçi ve zeus otel personelinin oylarının yüzde60 küsürünü alması.

işçiler ve işçi aileleri, köylüler ve narodnik fraksiyonlar.. kim size ne yapsın. elazığlı ülkücü işçiler derneğinin 1 mayısımı kutlaması kadar hoş bir olay olamaz diğer taraftan. bu taraftan da besim tibuk’un marksist olduğu günlerde sanırım tayyip erdoğan halısaha ayakkabısı için para biriktiriyordu.

sınıfsal bir gayret içerisinde olan bütün gruplar, birleşiiiin. kitle lideri beklemeyin artık. ayın bir günü de sendikalar için çalışmayı bırakın, bi boka yaramıyor nasıl olsa. prim alamayabilirsiniz ama çok büyük forsunuz olur haddehanede.

helikopter enkazı bulan köylüler

bölge savcısı bunların hakkında inceleme başalatacakmış. gerekçesi de “devleti aciz duruma düşürmek” olacakmış. ergenekon savcısından daha andaval hukuk adamlarının nefes aldığını bilmek çok güzel bir duygu. ayrıca o köylüler olmasaydı muhsin yazıcıoğlu ve tayfasından geriye kalanları bundan birkaç bin yıl sonra bulan insanlar “tarihin ilk site sakinleri bulundu” şeklinde haber yapabilirdi. isviçre’ye ya da artık o zaman muadili hangi devlet olursa oralara gönderip karbon-12 yaparlardı muhsin yazıcıoğlu’nun mumyasına.

köylüler, “devleti aciz durma düşürmek”le kalmadı, insanoğlunun gerçek atasının kim olduğunu öğrenmesini de engellediler.

sandığa koyacağım şeyler

figür 1.a : nah genel seçimden önce her türlü şekli yapan meclise girdikten sonra akepe’nin plasesi olan mehape’nin billboardlara verdiği reklamlar harika. üstü kapalı biçimde bize oy verme mi diyorlar bana mı öyle geliyor. gerçek ülkücülerin bu komediye prim vereceklerini düşünmüyorum. bu arada bbp’nin süper kahramanları, seçim günü muhsin yazıcıoğlu anısına binlerce mermi yakacaklardır. pazar günü yorgun kurşunlardan ölebilirsiniz, ama bilinki bu kurşunlar maganda kurşunu değil.

ek : ülke benim, karar benim; ülkem için, mhp’nin amına koyayım.

evde mario jardel gibiyim

onsekiz içinde affetmiyorum. siyah boxer’lı mario jardeli oldum evimin. gol üstüne gol, gol üstüne gol, şahane goller şahane

seçim bayraklarını koparmak

ÖTVERENLİĞİN RENKLERİ

inanın çok zevkli olduğunu göreceksiniz. yetişebileceğiniz mesafedeki bayraklara zıplayın ve onları koparın. bizim de sosyal hareketimiz bu olsun istanbul’daki mitinglere devasa insan sürülerinin aktığı bugünde. siyasetin ucuzluğuyla paha biçilemeyecek zevkler edinmek isteyenlere tavsiyem budur en azından.

one free trip to allah

amerikan askeri espri yapıyor.

öyle demek istemedi

sevgili ödepe

büyükşehir ve ilçe adaylarını açıkladığın için oldu. hiç açıklamasaydın da olurdu. kemikleşmiş seçmenin sana nerede oy vereceğini biliyor zira. üşenmeyip çıkardığın 5 büyükşehir adayına şehrimin serhâtleri muhalefeti nedeniyle oy veremeyeceğim. bölgeme düşen adayına da oy vermiyorum : kim ki o, amına koyayım. aday çıkarmadığın ilçe, belde ve semtlerde tkp’yi, hatay’dan sonraki yerleşim birimlerinde dtp’yi destekliyormuşsun diye duydum. yanlış duymuş olabilirim. dikkatli dinlemiyordum çünkü ufuk uras’ın sadece içki masasında yapabildiği rakibin “sol”undan atıp sağından geçme hareketine takılmıştım.

geçtiğimiz genel seçimlerde ufuk uras, 3. bölgeden aday olmadığı için ne kadar şükretsem azdır. hatta yine ediyim.

our father in heaven,
we give thanks for
not misleading us
to vote for ufuk uras.
save us from the time of trial
and deliver us from evil.
amen.

(matthew, bilmem kaçıncı cüz)

bu arada padişah arayıp durmayın lan köpekler : ccc haluk ulusoy ccc

290309

29 mart 2009 yerel seçimleri

yurtiçi kargonun radyolu kalemi

anket doldurmuştum da hediye yollamışlar sağolsunlar. radyosu ik günde bozulur da kalemin karizması yüksek. eminim itü maçka fakültesinde çok hatun peşime düşebilir kalem sayesinde. hediyenin kendisi tırıvırı da evime kadar getirmeleri çok büyük incelik. bu kadarını hak etmiyorum ben.

herkes hata yapabilir

ugg-all-ads6

en azından “allahım, ben nerde yanlış yaptım” şarkısı winamp’taki listeme hiç girmedi ve girmeyecek. çünkü ben burada yaptım yanlışı. zaten kimse artık kayahan dinlemiyor.

ytl değil de tavşan olsaydı mı?

en başta söyledim içim rahat o yüzden. konsepte uymam sikerim istemeden ortalığı. 
laf açılmışken bu sitede en güzeli rahat rahat sağı solu sikebiliyo olmak ve de taaaşdağdaki fotodan anladığım sigara içebilme özürü.

vehlasıl.
ilk aklıma gelendi sitenin aslında gayet beğendiğim adını duyunca.
böle yeri geldiğinde hepimiz pelin batu kıvamına gelmeye çalışırız ota boka itiraz edip, kapitalizmden dem vurup. 62den tavşan olsaydı daha güzel olmaz mıydı sevimli falan. pileyboy tavşanı da olabilirdi popüler kültür falan.

peki ben hep alkol-sigara-nekadınlarsevdımzatenyoktular üçgeninde gezerken mi geliyor bu bloglara davet edilme hevesleri. yoksa ben hep öyleyim de arada bloglar mı açılıyor anlamış değilim.

ilkokulda şiir okuyan veledülzina gbi hissediyorum şu an kendimi. 

kibrit bitmiş, alıp geleyim.

pa pa pa pağğ raise your voice!

şu postla ağlarken : kibarca reddedilmek çok fena
bu postla gülüyorum : pa pa pa pağğ raise your voice!

konformizm karşıtı süper bir insanı kadromuza kattık. lisans hayatının sonuna kadar yazmayı kabul etti. mukaveleyi de kanıyla imzaladı. evet mukavele bizden yana opsiyonlu. ve hayır bu insan tony wilson değil.

maçka küçükçiftlik park

14 şubat – nilüfer
21 şubat – yaşar
28 şubat – sibel can
7 mart – emre aydın
8 mart – erol evgin
14 mart – mfö
15 mart – müslüm gürses
21 mart – yalın
4 nisan – rafet el roman
11 nisan – gülben ergen
19 nisan – opeth

nasıl bir kerhane lan burası?

insanlığı öğrenin

Sağol Eylül.

hayatta değişmeyen tek şey değişimmiş

yukarıdaki sıralı sözcükler metalci gençlere phil anselmo saçlarını kestidiği için daha bir manalı geliyor olabilir. ama rte realitesini görmezden gelemem. adam harbiden gelişerek değişti. çiftçilerin anasına posta koyduğu zamanları bilirim. şimdi adam uluslararası frag yapıyor. davos tiyatrosunda sadece wpost çıkışlı bir moderatör ve şimoncuğa ayar verebildi. fırsat verilse shimon peres sikletinde daha 10 tane üst düzey bürokratı seri “van minüt”leriyle heder eder bence.

sevgililer günü

bugün sevgililergünü. birden fazla çift söz konusu sanki. bu tür çoğul sözcükler bana multiple orgy çağrışımı yapıyor. bugünün bir anlamı olsun diye bsg’yi yarın seyretmeye karar verdim. onun yerine çok romantik bir film seyredeceğim. Heper satış koymazsa yarın da alterno fortlayacağız. haaa bi de bugün istiklal’de yağmur altında mizansen yapan çift görürsem the marmara’nın üstünden avlarım allahıma.

britney & tyra

Britney Spears & Tyra Banks

TRL izlerdim eskiden, aklımda kalan sahnelerden biri buydu. MTV’nin Times Square’deki meşhur camdan stüdyosunda yanyana gelmemesi gereken iki kişi gelmişti; teen-popçu Britney Spears ve Victoria’s Secret’ta da boy gösteren manken Tyra Banks. Boy pos ararım kadında ben, onun için diyorum.

Bu arada sivilitaatsiz’in yazdıklarından bir şey anlayan var mı ?

sonradan düşündüm ve dedim ki…

britney’nin poposunun bittiği yerde tyra’nın diz kapakları başlar

 

sosyalizm/sosyalizm

  • there are two socialisms.
  • one is communistic, the other solidaritarian.
  • one is dictatorial, the other libertarian.
  • one is metaphysical, the other positive.
  • one is dogmatic, the other scientific.
  • one is emotional, the other reflective.
  • one is destructive, the other constructive.
  • both are in pursuit of the greatest possible welfare for all.
  • one aims to establish happiness for all, the other to enable each to be happy in his own way.
  • the first regards the state as a society sui generis, of an especial essence, the product of a sort of divine right outside of and above all society, with special rights and able to exact special obediences; the second considers the state as an association like any other, generally managed worse than others.
  • the first proclaims the sovereignty of the state, the second recognizes no sort of sovereign.
  • one wishes all monopolies to be held by the state; the other wishes the abolition of all monopolies.
  • one wishes the governed class to become the governing class; the other wishes the disappearance of classes.
  • both declare that the existing state of things cannot last.
  • the first considers revolutions as the indispensable agent of evolutions; the second teaches that repression alone turns evolutions into revolution.
  • the first has faith in a cataclysm.
  • the second knows that social progress will result from the free play of individual efforts.
  • both understand that we are entering upon a new historic phase.
  • one wishes that there should be none but proletaires.
  • the other wishes that there should be no more proletaires.
  • the first wishes to take everything away from everybody.
  • the second wishes to leave each in possession of its own.
  • the one wishes to expropriate everybody.
  • the other wishes everybody to be a proprietor.
  • the first says: ‘do as the government wishes.’
  • the second says: ‘do as you wish yourself.’
  • the former threatens with despotism.
  • the latter promises liberty.
  • the former makes the citizen the subject of the state.
  • the latter makes the state the employee of the citizen.
  • one proclaims that labor pains will be necessary to the birth of a new world.
  • the other declares that real progress will not cause suffering to any one.
  • the first has confidence in social war.
  • the other believes only in the works of peace.
  • one aspires to command, to regulate, to legislate.
  • the other wishes to attain the minimum of command, of regulation, of legislation.
  • one would be followed by the most atrocious of reactions.
  • the other opens unlimited horizons to progress.
  • the first will fail; the other will succeed.
  • both desire equality.
  • one by lowering heads that are too high.
  • the other by raising heads that are too low.
  • one sees equality under a common yoke.
  • the other will secure equality in complete liberty.
  • one is intolerant, the other tolerant.
  • one frightens, the other reassures.
  • the first wishes to instruct everybody.
  • the second wishes to enable everybody to instruct himself.
  • the first wishes to support everybody.
  • the second wishes to enable everybody to support himself.
  • one says:
    • the land to the state.
    • the mine to the state.
    • the tool to the state.
    • the product to the state.
  • the other says:
    • the land to the cultivator.
    • the mine to the miner.
    • the tool to the laborer.
    • the product to the producer.
    • there are only these two socialisms.
  • one is the infancy of socialism; the other is its manhood.
  • one is already the past; the other is the future.
  • one will give place to the other.
  • today each of us must choose for the one or the other of these two socialisms, or else confess that he is not a socialist.

liberty v, 10 (december 17, 1887), no. 114, p. 5.

benjamin tucker, ingilizce’ye çevirmiş. türkçe’ye çevirmek için hiçbir çabamız olmadı. ikisi arasında yazı-tura atarım diyen varsa amına koyayım.