Archive for the 'A Day to Remember' Category

Page 3 of 3

maçka küçükçiftlik park

14 şubat – nilüfer
21 şubat – yaşar
28 şubat – sibel can
7 mart – emre aydın
8 mart – erol evgin
14 mart – mfö
15 mart – müslüm gürses
21 mart – yalın
4 nisan – rafet el roman
11 nisan – gülben ergen
19 nisan – opeth

nasıl bir kerhane lan burası?

insanlığı öğrenin

Sağol Eylül.

hayatta değişmeyen tek şey değişimmiş

yukarıdaki sıralı sözcükler metalci gençlere phil anselmo saçlarını kestidiği için daha bir manalı geliyor olabilir. ama rte realitesini görmezden gelemem. adam harbiden gelişerek değişti. çiftçilerin anasına posta koyduğu zamanları bilirim. şimdi adam uluslararası frag yapıyor. davos tiyatrosunda sadece wpost çıkışlı bir moderatör ve şimoncuğa ayar verebildi. fırsat verilse shimon peres sikletinde daha 10 tane üst düzey bürokratı seri “van minüt”leriyle heder eder bence.

sevgililer günü

bugün sevgililergünü. birden fazla çift söz konusu sanki. bu tür çoğul sözcükler bana multiple orgy çağrışımı yapıyor. bugünün bir anlamı olsun diye bsg’yi yarın seyretmeye karar verdim. onun yerine çok romantik bir film seyredeceğim. Heper satış koymazsa yarın da alterno fortlayacağız. haaa bi de bugün istiklal’de yağmur altında mizansen yapan çift görürsem the marmara’nın üstünden avlarım allahıma.

britney & tyra

Britney Spears & Tyra Banks

TRL izlerdim eskiden, aklımda kalan sahnelerden biri buydu. MTV’nin Times Square’deki meşhur camdan stüdyosunda yanyana gelmemesi gereken iki kişi gelmişti; teen-popçu Britney Spears ve Victoria’s Secret’ta da boy gösteren manken Tyra Banks. Boy pos ararım kadında ben, onun için diyorum.

Bu arada sivilitaatsiz’in yazdıklarından bir şey anlayan var mı ?

sonradan düşündüm ve dedim ki…

britney’nin poposunun bittiği yerde tyra’nın diz kapakları başlar

 

sosyalizm/sosyalizm

  • there are two socialisms.
  • one is communistic, the other solidaritarian.
  • one is dictatorial, the other libertarian.
  • one is metaphysical, the other positive.
  • one is dogmatic, the other scientific.
  • one is emotional, the other reflective.
  • one is destructive, the other constructive.
  • both are in pursuit of the greatest possible welfare for all.
  • one aims to establish happiness for all, the other to enable each to be happy in his own way.
  • the first regards the state as a society sui generis, of an especial essence, the product of a sort of divine right outside of and above all society, with special rights and able to exact special obediences; the second considers the state as an association like any other, generally managed worse than others.
  • the first proclaims the sovereignty of the state, the second recognizes no sort of sovereign.
  • one wishes all monopolies to be held by the state; the other wishes the abolition of all monopolies.
  • one wishes the governed class to become the governing class; the other wishes the disappearance of classes.
  • both declare that the existing state of things cannot last.
  • the first considers revolutions as the indispensable agent of evolutions; the second teaches that repression alone turns evolutions into revolution.
  • the first has faith in a cataclysm.
  • the second knows that social progress will result from the free play of individual efforts.
  • both understand that we are entering upon a new historic phase.
  • one wishes that there should be none but proletaires.
  • the other wishes that there should be no more proletaires.
  • the first wishes to take everything away from everybody.
  • the second wishes to leave each in possession of its own.
  • the one wishes to expropriate everybody.
  • the other wishes everybody to be a proprietor.
  • the first says: ‘do as the government wishes.’
  • the second says: ‘do as you wish yourself.’
  • the former threatens with despotism.
  • the latter promises liberty.
  • the former makes the citizen the subject of the state.
  • the latter makes the state the employee of the citizen.
  • one proclaims that labor pains will be necessary to the birth of a new world.
  • the other declares that real progress will not cause suffering to any one.
  • the first has confidence in social war.
  • the other believes only in the works of peace.
  • one aspires to command, to regulate, to legislate.
  • the other wishes to attain the minimum of command, of regulation, of legislation.
  • one would be followed by the most atrocious of reactions.
  • the other opens unlimited horizons to progress.
  • the first will fail; the other will succeed.
  • both desire equality.
  • one by lowering heads that are too high.
  • the other by raising heads that are too low.
  • one sees equality under a common yoke.
  • the other will secure equality in complete liberty.
  • one is intolerant, the other tolerant.
  • one frightens, the other reassures.
  • the first wishes to instruct everybody.
  • the second wishes to enable everybody to instruct himself.
  • the first wishes to support everybody.
  • the second wishes to enable everybody to support himself.
  • one says:
    • the land to the state.
    • the mine to the state.
    • the tool to the state.
    • the product to the state.
  • the other says:
    • the land to the cultivator.
    • the mine to the miner.
    • the tool to the laborer.
    • the product to the producer.
    • there are only these two socialisms.
  • one is the infancy of socialism; the other is its manhood.
  • one is already the past; the other is the future.
  • one will give place to the other.
  • today each of us must choose for the one or the other of these two socialisms, or else confess that he is not a socialist.

liberty v, 10 (december 17, 1887), no. 114, p. 5.

benjamin tucker, ingilizce’ye çevirmiş. türkçe’ye çevirmek için hiçbir çabamız olmadı. ikisi arasında yazı-tura atarım diyen varsa amına koyayım.

pornoma dokunma

pornomadokunma.blogspot.com

bugün gündeme sarılamıyoruz

son zamanlarda manşet üstü verilen haberler çok dikkat çekici. “üç buçuk milyon dolar teklif aldı, bekaretini vermedi.” hüseyin obama, yeni dünya düzeni bla bla… “bakireyim ama cinsel deneyim yaşadım.” cumhurbaşkanı herkesi çaya davet etmişaanzii… “tarkan, playboy dergisine defalarca kapak olan..

normalde gündeme arkadan sarılıyoruz ama şu bakire arkadaşa birileri bizden önce sarılmış sanırım. tarkan’a gelince onu en fazla esnaf kıraathanesinden gördüğüm ani ve umursamaz baş hamlesiyle selamlarım. o da uzaktan.

metrobüsü bir hizmet harikası sanan mallar

muhabbeti çok oluyor. bugün de oldu. son 1,5 gündür yaptığım kafein yüklemesinden ötürü etrafa sırıtmakla meşgul olduğum için müdehale edemedim.

motor. metrobüs çok hızlı hayata geçirilebilecek, harika mobilize, seçim ön sevişmesi bir projedir. o çok sarı diyip beğenmediğiniz avrupalılar sera etkisi yaratmamk için elektrik motorlu araçlar kullanırken sen gidip petrol yan ürünü benzinle çalışan otobüslere kim bilir hangi kurla ne kadar dolar veriyorsun. “demiyyolu yapmek meşrefliymiş.” fizibilite çıkarırken sadece yatırım maliyetleri değerlendirilmez. 5-6 yıl gibi uzun bile sayılamayacak bir vadede kendini amorti edebilecek demiryolu dururken leylaları mazota yatırmak nasıl bir projelendirme dehasıdır lan! maliyet olayını geçtim.

e-5′te emniyet şeridi yok. çünkü metrobüsün artık emniyet şeridi. nasıl iş anlamadım. siz bütün oturup e-5 üzerine risk mi oynuyorsunuz?

bozulduğu için sağa çekmiş, durmakta olan kamyona arkadan gelip vuran motorsikletli vatandaş ölmüş. “sağa çekmiş” dediysem çok sağa çekememiş. malum emniyet şeridi yok, sağ şeride çekmiş.

ambulans, itfaiye e-5′e giremiyor. girse, yol alamıyor. nede?n metrobüs taşağını yaya yaya gitsin diye.

özet : günde 300bin kişinin taşınmasıyla haftada 2 insanın hayatını takas edebiliyorsanız; kapın kazmanızı, küreğinizi metrobüs çalışmaları devam ediyor. (bayanlar minik ev aletleriyle de katılabiliyorlarmış seromoniye)

havalar hala soğuk

çok eleştiri alıyorum soğukları sevmediğim için, hıncal bile laf yapıyor ama gelemiyorum kardeşim böyle şeylere. soğuğu sevsem gider moskovada yaşardım hem orada her şey ucuz. eminönündeki işportacılarıdan çorap satın alma özlemimi beyazıttakilerden alışveriş yaparak gideriyorum. sivil itaatsizin yazıları da çok etkileyici, maksim gorki okumaya başladım onun yüzünden. sulukule denen yer hayatım için yeni bir ışık, bir umut parçası oldu, orası da yıkılmasın mümkünse. mümkünse değil ya, yıkanın anasını sikerim, o kadar.

napalm death ecdat siker

napalm_death
başlığı bi yerden gördüm, görseli de bi yerden aldım.

veysel karani demir

5-6 gündür yılbaşı nedenli pirrip etksi nedeniyle yazamıyoruz. o nedir derseniz; yılbaşından 2 gün önce başlayan ve 3 ocak’a kadar devam eden uyuşukluk durumu. geçtim.

bu karani demir denilen arkadaş üç şey olabilir;

  1. algıda başka boyutlarda olan bir romantik.
  2. mizahi açıdan diğer ademoğullarından biraz farklı gelişmiş bir insan evladı.
  3. müslüman triplerinde olup göt kurtarmak için her türlü ayak oyununa girişebilecek bir orospu çocuğu.

basın, işin trajik boyutuna ölen üniversite öğrencilerinin yakınlarının 360 dereceden aldıkları kayıtlarını blurlu blurlu montajlayarak zaten değiniyor. karani demir, biraz az saçmalayarak makamını koruyabilirdi. hızlandırılmış tiren projesinin mimarı ulaştırma bakanı binali yıldırım, zamanında projesinde verilen zayiat ile ilgili*(çev. notu : yazar burada zayiat kelimesiyle 36 ölüyü kastediyor) “ölenlerin yakınlarına baş sağlığı diliyorum, istifa etmeyi düşünmüyorum” demişti. bak adama hala kütür kütür ulaştırma bakanlığı yapıyor. sende içindeki orospu çocuğunu dışına çıkartmasaydın bugün koltuğunda olabilirdin karani demir.

bir çok soru;
karani demir : çok soru almayalım, malum bugün cuma.
sivil itaatsiz : başkent doğalgaz cuma günü mesai yapmıyor mu. hem yapmasa bile senin namazından daha az mı önemli malın oğlu estéban. (cevap verme, retorik)

soru : sizin kravat takmadığınızı görüyoruz. özel bir nedeni var mı?
karani demir : bir kravat hediye et de takayım, gençlerin üzeri yarı çıplaktı.
sivil itaatsiz : nasıl yani. gençlerin üzeri çıplaktı, ölsünler; gençlerin üzeri çıplaktı, şartlar çok zor; gençlerin üzeri çıplaktı, kravat uyduramadım. bunlar gibi zilyon çeşit varyasyonu düşündüm. modeller oluşturdum, venn şemaları yarattım. akla yatkın bir açıklama bulamadım.

afgan emekçi

afganistan_proleter

gazze şeridinde demlenmek istiyorum

iyakşamlar. ortadoğu’da ters giden hiçbir şey yok.
nato, çok organize bir örgüt. karagrahların girişine şey yazıyorlar; you cannot defeat us, so you may as well join us. çoğu ülke bu moloz işi blöfü çiğnemeden yiyor.
birleşmiş milletler çok güzel birleşmiş. tek gereken çocukları mutlu etmek. hiçbiri ağlamasın. hepsinin konuşan ekşinmenleri/asansörlü barbi evleri olsun. makam otomobillerinin arkasındaki intertoy şubesinin uluslararası bir önem taşıdığını biliyordum allahıma.
happy hanukkah sevgilim. piknik sepetim yanımda. içindekilerin hepsi de kosher.
merry xmas. bugün bugün savaş olamaz. çünkü bugün şükran duyarız.

inceden sarhoşum. çünkü hava çok soğuk(gereksiz bir neden olabilir evet). sabah gazeteye baktım, israil haritanın bir bölümüne sıçmış. bilin bakalım zürriyet isimli yüksek tirajlı yazılı basın organında spor sayfasından hemen önce kim yazıyor.
e-e-e ertuğrul özkök. oh yea!

bugün filistin’de kimse ölmedi, dün de ölmedi. yani ölmedi herhalde.
(#,ertuğrul özkök, aralık 2008, hürriyet)

yazı dağınık olabilir. ben de öyleyim.

i am a gay in san francisco..

..a black in south africa, an asian in europe, a chicano in san isidro, an anarchist in spain, a palestinian in israel, a mayan indian in the streets of san cristobal, a jew in germany, a gypsy in poland, a mohawk in quebec, a pacifist in bosnia, a single woman on the metro at 10pm, a peasant without land, a gang member in the slums, an unemployed worker, an unhappy student and, of course, a zapatista in the mountains.

-marcos

sivilitaatsiz yaslamış

bundan sonra ben de yaslayacağım, yazıyı tabi. başka bir şeyi değil.

kardeşimizsin alexis

gözümüz aydın, nur topu gibi bir kardeşimiz öldü. genelde birisi doğar da kardeşimiz olur, bu kez bir ölü var olayda, ölen de çiçeği burnunda kardeşimiz alexis. polisler öldürdü bu arkadaşı yunanistanda, sonra da yunanistan pek acayip olaylar oldu, sivilitaatsiz nikneyminin hakkını vererekten sessiz kalmadı olaylara. tabi kalmayacak amına koyim. taksim tayfası da sessiz kalmadı ve badanacıları zengin etmeye başladı. çıkın taksime, sağınıza solunuza bakın, ne demek istediğimi anlarsınız, her neyse. bugün en sevdiğim arkadaşlarımdan birinin hiç beklemediğim şekilde havaymetyormadır fanı olduğunu öğrendim ve bir havaymetyormadır fanı olarak benim arkadaşım yazısı yazmak istiyordum ki koşullar beni bu garip yazmaya yönellti, ortada bir ipnelik var kesinlikle.


Switch to our mobile site