hastalığın kazandırdığı hayatı siktir edebilme yetisinden midir bilinmez. artık daha bi siktir eder, daha bi KGG modundayım. insanlara karşı, topluma karşı duvarları kaldırmak mıdır bu acaba.
fotokopiden bi kitap fotokopisi istediğimde adamcağız “abicim hazır değil ama istersen diğer araya hazırlarız” dediğinde normalde “tamamdır ben 1 saat sonra gelirim” demek gerekir. ama içten içe lan şimdi olsaydı elimizde not ne güzel takip etçektik derste denir. bu iki cümleyi birleştirip “hassiktir ya. nese ben 1 saat sonra gelirim” dedim. hem hayal kırıklığı, hem sitem, hem de içtenlik barındırıyor burada “hassiktir ya” tümcesi. ne güzel.
okulda bir konferans ayarladık çok değerli bi hoca lütfedip gelecek. şu an 110 kişilik salon için feyzbukta 98 attending var. şimdiden sölüyorum attendink yapıp da konferansa gelmeyeceklerin amına koyayım.
sikiyim çok küfür etmeye başladım ak.
beni tanıyan, küfürü yalnızca duru bir içtenlikle ettiğimi bilen insanlarla konuşurken, onların nazikliği ve kibarlığının yanında hiç sırıtmıyor küfürlerim. nedense “daha dün ottum bugün koktum” modundaki insanlar çok yadırgıyorlar.
bu bencil yazıya son not: itü’deki anadolu ekolünü sikiyim. ey insanlar! size gidin sartre, kafka okuyun; edie piaf dinleyin demiyorum. nasıl ki cuma namazında soğdaki soldaki amcalardan göz ucuyla kopya çekip yedirtmeye çalışıyorsanız allaha. sağdan, soldan kopya çekin. içten yapamasanız da dıştan insan evrimine yakın durun. siktirmeyin belanızı.
en son not: gsü’deki fransızca hocası da bağcılar’da oturuyorsa 92Ş: Bağcılar – Şişli, Çağlar Arası Düğmeye Basınız kitabımı artık yazmam gerek.
geçenlerde osmanbey tarafından beyoğlu’na doğru sallanırken arkadaş, “abi liseler de açılmış be” dedi. okullar da açılalı neredeyse 10 sene olmuş. moruk biraz fanusundan çık artık, her sene güz vakti açılıyor okullar, trafiğin anasını sikiyorlar hatta oradan anlayabilirsin gibi cümlelerle basit ama hayat kurtaran tavsiyelerime girişiyordum ki arkadaş göğsünde derin bir “v” (v harfi, ama büyük harf) çizerek “öyle değil moruk. liseler açılmış diyorum” dedi. birde ne göreyim : liseler harbiden açılmış. üstten 4 düğme açmışlar. yalan olmasın, kızlar kadrajımdan çıkana kadar baktım. ama öyle fotoğrafını çekeyim akşam kullanırım bakışı değil, sabi sübyan tayfasının elinden çıkan sonbahar-yaz kreasyonuna anlam verme çabasıydı. anlam veremedim. zaten gereksizdi. açıkçası buralara yazıp o arkadaşları meşhur etmek gibi bir şey de yoktu aklımda. aşağıdaki genç, benimle feysbık arkadaşı olmak istemiş. yumuşak başlıyım ama uyusal koyun değilim. kabul etmedim. (bakın lan cool ve umursamazım aynı zamanda) ama türk gacılarındaki lise açılımı feci gerçekten.

Eskilerde yazdığım bir yazı, burada da olsun istedim. o zamanlar biraz narşisttim ama hakediyordum böyle davranmayı
Ben kesinlikle ama kesinlikle çok iyi bir insanım, bugün bunu bir kez daha anladım. Bunu nasıl anladığımı şimdi size anlatmayacağım, belki ilerde. Örnek alınması gereken bir kişiyim. Önemliyim ve etrafımdakilere hep fayda sağlarım. İnsanlar benimle birlikte olmaktan mutludurlar. Söylediklerimin çoğu doğrudur. Aksini iddia eden varsa buyursun çıksın karşıma. Çıksın ki alayım hemen onun aklını. Bu yüzdendir ki idealist insanları severim. Onlara da bir çift lafım olacak: “Beni örnek alın kendinize”
tahran sokakları diskoları aratmıyor. bu reformcular batının ahlaksızlıklarını almış. lanetliyorum alayını. sure bilmem ama imanım tam. kalbi temiz kontenjanından beddualarımın tutacağına inanıyorum. inanmak başarmanın yarısı olduğuna göre diğer yarısı kesin rant, torpil falandır. bende bunların hepsi var. musevi kanadı boku yedi.
“öğlüm en harbi din islamiyet. tüm dünya halkı müslüman olacak, hepimiz ara pası gibi cennete gidicez” geyiği bel bağladığım bir şeydir. yalnız michael jackson müslüman olursa bu işte bir terslik var diye düşünürüm. ertuğrul özkök dün michael jackson yazısı yazdı diye değil, kendi irademle düşünürüm bunu. michael jackson kadar orospu çocuğu adam görmedim. çocuk istismar etmek için evinin arkasına disneyland yaptıran adamdan ne hayır gelir be.
- ama o disneyland fasilitesi, evlatlık çocuklarını eğlendirmek için yapıldı.
- e be gerizekalı, madem öyle neden gardırop içinden mınakodumunun minidisneyinin girişi.
görebileceğiniz üzere itinayla göt ediyoruz, günlük mj fanlarını. şeyler var bide “ne olursa olsun michael bir döneme damgasını vurdu”cular. hitler de bir döneme damgasını vurdu hatta o dönemin içinde çevirdi. antiparantez. hitler hayranı ne kadar beyaz üstünlükçü varsa pakistan’a düşsün. bakın antiparantez dedim, demek ki yan cümle yapamayacağım kadar gereksiz ama söylemeden yapamayacağım kadar da önemli bir bilgi verdim sizlere. kıymetini bilin antiparantezlerin.
eric clapton var bide. titresin diye gün saydığım ünlüler arasındadır kendisi. son görevimi deniz piyadesi hüvviyetinde ciddiyetle yerine getirip, en oynak ispanyol çingenesinden daha kıvır kıvır bir şekilde pasodoble yaparım eric clapton’ın tabutu üstünde. hohoho. ölse de helvasını yesek.
since we are offensive assholes with no life (yea, one of the fans says from mi inbox), we keep fugging anything holy in glamorous world of women. well we were about to get rid of that freaking skimo apparels (uggs*), but now got a new irritating footwear cause the summer sun has shown up lately. oh yea, this orospi audrey-fucking-hepburn-years-old skimmers is everywhere in istiklal st. i feel like puking zillion times a day cause of them. the shoes are amare stoudemire ugly, even uglier than converse. geeeeeezz.
milano moda haftasından önce görüşlerimi belirttik ki yeni kreasyonalra ona göre bi ayar çeksinler. ingilizce yazmamızın nedeni cavalli ve şurakasını çevirmen masrafından kurtarmaktır. özünde düşünceli insanlarız vesselam.
ingilizce bilmeyip de 62 okuyucusu olan mallar için google translate çevirdi :
çünkü hiçbir yaşam ile saldırgan assholes (evet, biri taraftarların mil gelen kutunuzdan söylüyor), bu konuda hiçbir şey kadınların büyüleyici dünyasında kutsal fugging tutmak vardır. iyi biz ilgili freaking skimo apparels (uggs), ama kurtulmak artık yeni bir rahatsız edici ayakkabı yaz Pazar neden var son kadar göstermiştir elde etti. Oh evet, bu orospi Audrey Hepburn-lanet-yaşında skimmers her yerde İstiklal st.i olarak zillion kez bir gün neden puking gibi feel. Ayakkabılar Amare Stoudemire, hatta sohbet daha uglier çirkin vardır. geeeeeezz.
hindistan’da 1 milyardan fazla insan, yaklaşık 226 milyon iyi durumda büyükbaş hayvan var. bu hayvanlar ecelleriyle ölmedikleri sürece ölmüyorlar. ingiltere’deki akrabaları şarbondur deli danadır derken telef oluyorlar. ölmeyenleri nolur nolmaz diyerekten itlaf ediliyor. hindistanlı inekler bu durumun farkında olsalardı hemen bir tanrı figürü yaratıp, şükrederlerdi ama değiller. öyle tombeki gibi yatıyorlar. üstelik orada yitip giden hemcinsleri için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar.
böyle kutsal hayvan mı olur. kutsalsa ırkı için birşeyler yapar hayvan. bak isamusamuhammed kardeşlere. peygamberler hayvandır demedim. insan bir çeşit hayvandır dedim. hatta onu bile demedim, aristo dedi. hülasa, hepsi kavimlerini zulümden kurtarmış. isa’nın milleti kurtarıyım derken kuyruğu titretmiş olması kutsallığından birşey kaybettirmez. en nihayetinde kutsal adam böyle olur.
hindular şu muhakemeyi yapabilse olay yerinde kesip mangala atıvericekler hayvanları ama onlarda en az inekler kadar moloz. çoğu vejetaryen olan bu arkadaşların da üstüne gitmek ne kadar doğru. çok doğru. bi de bu adamlar soft vejetaryen. yani “yemem ama kutsalsa yemem.” tavuk, balık dayanmış heriflere. zaten bombay’da adım başı kfc varmış. kazandıkları 3 kuruş parayı onları seneler senesi sömürmüş milletlerin şirketlerine geri veriyorlar.
tabi sapına kadar vejetaryen olanları da var ama onlar tipolojik olarak nasıl insanlardır bilemiyorum. aşina olduğumuz bollywood karakterlerinin allahına kadar vejetaryen olmadıklarına eminin. bütün gün kereviz sapı yiyerek o kadar saçma hareketler yapılmaz.

resimde samimi pozisyonda inceden yiyişen bir çift görmektesiniz değil mi? işte bu görseli amerikan traşlı minyatür kreş çocuklarımız 9 adet yunus balığı fair-play kuralları içinde şebeklik yapıyorlarmış gibi görüyorlar. 2-3 saniye kadar dikkatlı bakarsanız, sizin beyinciğiniz de yunusları algılayacaktır.
eğer çocuğunuz şekildeki 2 kişilik faaliyeti süzebilmişse yatak odanızın kapısını kapatmayı öğrenmek için geç kalmışsınız derim. çocuğunuz kızsa, vay halinize. erkekse, en kısa yoldan muşamba denilen doğum kontrol yöntemiyle tanıştırın.
ve eğer siz ilk bakışta yunusları görüyorsanız, libidonuzu müsait bi yerde bırakıp, troodos dağlarındaki irili ufaklı kiliselerden birine zangoç olarak girin. piyasada oğlancı olmayan papaz açığı olduğu için kısa sürede köyünüzün padrési olabilirsiniz.
seksenler türk film endüstrisinin yaptığı en iyi şey afiştir. aslından daha iyi afişler çıkarmışlar zamanında ama filmler olmamış ya da olmuş ama eşşeğin siki gibi olmuş. (#)

sapıtılır, tamam, bir yere kadar anlarım ama bu kadarı da olmaz. içmesini bilmiyorsan içme kardeşim. insanlığın bi onuru var.

fotoğraf myspaceden, üzerinde hiç oynamadım. alt kısımda sessizlik kemikler & isyan yazıyor. ben bir şey çıkaramadım ama elbet çıkaran olur. var mı bu gizemli arkadaşları tanıyan ??
bu arada hayır, soldaki selçuk şahin’in lise dönemlerindeki hali değil.
sevgili benjamin’in zaman çarkını döndürdüp sağ kalan ada tayfasını 1977 yılına postalaması diziye yeni bir boyut kazandırdı. 77 yılı sakattır. asit, alkol, sigara, diy, grup seks varken müziğini önşevişme sayabileceğim bir dönemdir. zaten tsol‘in tersinin lost olması beni hep korkutmuştur.

Kaburga kemiklerini aldırıp kendine sakso çektiği için değil this is the new shit (bu yeni bok- is ve the kelimelerini çözemedim) şarkısı avrupa güreş şampiyonasında çaldığı için
bakire bir orospuyum,
üzerinize afiyet.
küçükken babam hep
koca kafa diye sevdiği
için mi kocaman
yoksa orospu amcığı gibi
seçici geçirgenliği mi yok.
mücadele bu iki nezih muhit arasında sefer yapan otobüste gerçekleşmeli… neyin mücadelesi derseniz ona alt paragrafta değinicem, yazıya tersten başlamak istedim.
memleketim giderek alternatifleşiyor. bakırköy hardcore pride, taksim ist krieg, gaziosmanpaşa emo scene, ümraniye tehditkar metali, true maslak black metal, hapçı kadıköy thrash metal ameleliği gibi terimler kimi entel ağızlara sakız olmuş. gurur murur kalmamış millette vallahi. hele bir de tophane teknocusu diye bir terim var ki dile getirene buradan karanfiller sunarım… çiğnesin, gitsin kokusu.
kadıköy’de malın teki sattığı korsan cd’lerdeki müziklerden etkilenip tipini geberik grunge yıldızı ve götürdüğü hatunların sayısının haddi hesabı olmayan -vatan gazetesi bunu bumin doğrusöz’e sordu ama cevap alamadı- kurt cobain’e benzetmiş olabilir… cümleyi uzun bulup anlamayanlar için tekrarlıyorum… kadıköyde cobain tipli bir adam vardı korsan cd satan. evet, böyle bir adam olabilir ama karşı yakada, mediciyeköyde varg vikernes tipli bir adamın olmasını gerektirmez bu. mecidiyeköy’e giden her otobüste rastlayabilirsiniz o adam, biraz şansınızı zorlayın. benim tahminim varg’a benzemesi onu üniversiteli kızlar için benzersiz kılıyor -halbuki adam varga benziyor ahahah- veee evlerine atıyorlar. adam da her gün farklı evde kalıyor ama işi mecidiyeköyde. farklı yerlerden mecidiyeköye gelmek zorunda kalıyor. farklı geceler, farklı orgazmlar, farklı otobüs hatları… her şey farklı adamın hayatında, değişmeyen tek şey var. o da mecidiyeköy.
beni düşündüren metalci kızlar… hangisine aids, hepatit b, bel soğukluğu gibi hastalıkları bulaştıracağını şaşırmış durumdalar. üzülüyorum ya.