kendimizi kandırmayalım

ikibinoff

evet, inkar etmek yersiz. kültür başkenti falan olamayız çünkü hepimiz öküzüz ya da öküzlüğe izin veren kişileriz. bu yazının da devamı gelecek, daha 2010a var.

62ytl.com istanbulikibinoff projesini desteklemektedir, hem de çok desteklemektedir.

laiklik ist krieg

chp-heavymetal

turbulence 3: heavy metal filmine göre daha sevimli bir fotoğraf bu. dincilerin siktir ettiği metalcilere laisistler sahip çıktı. bazı köşeyazıları ile bir naneye yaramayacağını düşündüğüm zaman gazetesi ülkemin metalcilerini en çok gündeme getiren gazeteydi. tarih 27 temmuz, güngören’de patlayan bombalardan ve metallica’nın ali sami yendeki konserinin üzerinden bir yıl geçmiş. işte bunları alakalandırırdı zaman gazetesi. kardeşim yumuşak bir şey de değil ki kıçımızı silelim, bazen tuvalet kağıdı bitmiş oluyor. vakit daha iyi gazete yahu !

gürsel tekin 62ytl’den bugüne kadar aferin almış tek politikacı olarak da tarihe geçiyor bu esnada. bence cumhurbaşkanı olsa yaşayamaz bu gururu. eminim ailesi gözyaşlarına boğulmuştur şu anda.

r.i.p. turgut abi

Turgut abi ve diğerleri

62ytl’de ilk kez konser haberi veriyorum, o da geçmiş bir konserin. benim dikkat çekmek istediğim olayın afişi tabi. ilk defa bir afişi beğeniyorum bu da türk grafikerliğinin çağ atladığını gösteriyorum, çünkü çok önemli biriyim. dolayısıyla zevklerim de önemli.

turgut abi şöyle yapmıştır, böyle yapmıştıra girmeyelim. serbest piyasa ekonomisi, liberalizm, düşük ücretler falan demek istemiyorum yani yoksa ahmet çakar ya da ex-galatasaray başkanı özhan canaydın arasında gider gelirim, bu da önceki paragrafta bahsettiğim önemli şahsiyetimle çelişir, kendi kendimi göt ederim. derim ama demiyorum yine de ben.

bu arada melih gökçek için bir arkadaşım sübyancı dedi ama ben kesinlikle inanmıyorum ahahaha çünkü o ankaranın sevimli, çalışkan, basiretli ve güvenilir belediye başkanı, değil mi ? pazar gününe never reach home dinleyerek başlamak harika.

sıcaklardan bunalan halkımız

kocamustafapasa-sahili

yukarıdaki fotoğrafı akşam 8 sularında kocamustafapaşa sahilinde çektim. görüş mesafesi epey düşüktü. çünkü sıcaklardan bunalan istanbullu nefis mangal kokularıyla marmara denizinin kendine has bok kokusunu kombine edip hoş bir ayar yakalama uğraşındaydı ve mangallardan çıkan dumanlar görüş mesafesini 50 metreye kadar düşürmüştü. sanırım bok kokusu daha ağır basmaktaydı. hepsine afiyet olsun. kriz nedeniyle ızgaralarda köfte, pirzola görmek imkansızdı, herkes beyaz ete dönmüş. tavuk kanat en popüler yiyecek, yer yer kuzu inciğe rastladım ben. her şey thursday’in an absurd and unrealistic dream of peace şarkısındaki gibiydi adeta.

asi kız tuana

buralar nereler acep

yukarıdaki kız beyoğlu’nda yapı kredi önünü mesken edinen ilk kişiymiş diyor arkadaşım. sonradan ben de düşündüm o galiba. önümüz haftasonu, yapı kredi kitlesi için bu aktivite alternatifsiz. yılın en sıcak haftasonunu yaşayacaklarından da acayip yerlerinde oluşan pişikler, yanıklar falan onlara acısı, biberi katmerli bir pazartesi-salı-çarşamba yaşatacaktır. gidip bakacağım yarın. sonra öğleden sonra kemancıya uğrayacağım, konser var. ondan sonra da cihangir yokuşunu inerim.

canbebe ayın bebeği

canbebe

sizin de bebeğiniz ayın bebeği olsun mu ?

ignite ep’si satan korsan cd’ciler

lost adasında desmond üç sene boyunca korsan cd işiyle uğraşmış.

yok artık bu adamlar. orhan gencebay, kültür bakanlığı, zabıta üçlüsü hepsini bitirdi. korsana karşı değildim, zira alışveriş yapıyordum kendilerinden. şimdi karşıyım deyip ikiyüzlülük yapmak istemiyorum, üstelik ihanet de etmiş olurum adamlara. download hızımız dial-up bağlantıyla 4 kbps’yi geçmediğinden çok zengin ettik korsancıları.

  • bakırköy ido’ya giden köprü üstündeki korsancı çok satanlar listesi hazırlıyordu ciddi ciddi. bir numara kim dediğimde avenes dedi, evanescence ‘e dili dönmüyordu herhal. bu adam bir de pop albümleri bir sıraya, rap-r&b albümleri bir sıraya, metal-rock albümleri de başka sıraya diziyordu. megavizyonda rock-metal kategorisi yokken kendisi sahipti bu satış anlayışına.
  • yine bakırköy’de galleria’ya geçilen alt geçitte adam ignite ep’si satıyordu2002 yılında. hakikaten oha dedirtecek bi durum düşününce.
  • beyazıtta program satan adam “sede var sede var” diye bağırırdı istanbul üniversitesi öğrencilerinin bol olduğu mecralarda. kendisine abi ne var diye sorduğumda “sede var” diye cevaplardı. photoshop cs2’yi yeni çıktıgında kendisinden almıştım.
  • bir keresinde aldığı porno filmi değiştirmeye çalışan ergenle -tabi erkekti, kızlarımız hala yeterince modern değil- korsan arasındaki muhabbete tanıdık. epey cinsel içerikli nasihat verdi korsancı. bu tecrübemle de korsan cd satıcılarının gazetelerdeki haydar dümen köşelerinin müdavimi olduklarına kanaat getirdim.
  • tahtakale’deki pornocular çok komikti, o kadar komik ki anlatmayacağım. bilen biri yorum olarak geçsin alt tarafa, ben hakikaten yazamacağım. ne zaman aklıma gelse sinirlerim bozuluyo çünkü.
  • yazıcıoğlu’ndakiler korsancı değil mossad ajanıydı. hep yedinizi değil mi? bir tanesi kurt cobain’e benziyor diye umudunu yitirmiş dişi ekşisözlük yazarlarının hayallerini epey zaman süslemişti. muhtemelen askere gidip geldikten sonra evlenmiş ve ümraniye’ye yerleşmiştir.
  • beşiktaştaki veletler tam amerikan. dizileriyle bizi amerikanlaştırıyorlar. kendileri alperenlerden dayak yemeli. bir tarafına lost, bir tarafına prison break sezon dvd’si kapağı bastırdıkları beyaz tee’leriyle dolanıyorlar ortalıkta. acayipler.

iadeli taahhütlü

ülkemin sevgili kurumu petetenin hizmetinden epey yoksun kaldım. ömrüm boyunca da yoksun kalmaya razıyım. lütfen devletimizi bizi arsız petetenin kollarına bırakmasın. anarşist devlet kuracaklar karşı-petete duruşuna sahip iseler onları da destekliyorum. bu arada poison the well’in albümü hiç de iyi değil anasını satayım ama eyes set to kill ile idare edebiliyorum manita adayları sayesinde. onun nasıl bir şey olduğunu sanmıyorum. hayatım garip proses zincirlerinden kurulu.

editörün notu: bu yazıda geçen yazılarla da alakalı olaraktan oksimoron kullanılmıştır, gelecek yazılarda da kullanılmaya devam edecektir. yormayın bizi lütfen

slyvia plath’e promosyon yaptırmak

p1030167

tamam abi kriz teğet meğet geçmedi anlıyorum da nedir bu kahpe felek muhabbeti. ticarette olmazsa olmaz, bunları kafaya takmamak lazım. kafasına takan zaten kafasına sıkıyor da aynı zamanda. her şeyi anladım da “kahrolsun kriz, BİTTİK!” yazısı nedir öyle yani? şimdi müşterileriniz gelip sizin bitmişliğinizden mi istifade edecek. haydi biz açtık gelin sikin mi diyorsunuz yani? 5 milyona fiskos var, gidip eski z.burnu derman hastanesinin karşısındaki mobilyacıdan alışveriş yapın. fiskosu kullanmazsanız yakarsanız mangal için falan, odun daha pahalı.

bu arada slyvia plath neden ufak harflerle yazılmış diye gelmesin edebiyat bülbülleri, zira has bahçeninkiler hiç çekilmiyor.

kendinizi gecenin bir buçuğunda dairesinin kapısında bu ilanla karşılaşan benim yerine koyun, empati yapın biraz. empati iyidir.

çin malları nasıl boykot edilir

çin de seddi öyle çok fantastik birşey değil ayrıca.teorik olarak şahane, retorik olarak bile gülünç, pratik olarak yalan önermelerdir bana gülmekten karın kası yaptıran. sanayi bakanı fena adammış. ulan yerli malları boykot etsek daha az zorlanırız. ama adam da haklı. zira sanayi ve ticaret bakanlığının görev tanımı : ülkenin sanayi politikasını belirleyerek ilke ve hedefler doğrultusunda sanayinin dengeli ve süratli bir biçimde gelişmesini sağlamak. seçimdir, krizdir falan derken adamın eli kolu aylardır bağlıydı. ee bu gibi politik bir fırsat bulunca da çini kitleyip türk sanayicisinin kurtarıcısı olmak istedi.

bu taktiğin aynısını bir arkadaşım eski sevgililerine uyguluyor. feysbık, mayspeys gibi keranelerin ileti fasiliteleri sayesinde hatunlar sessiz osursa bile haberiniz olabiliyor. öyle bir çağdayız. eleman avını 3 koldan takip ediyor. hatun twitter’da bozuk çaldıysa, last.fm’e geçiyor. hoop bi de ne görüyor : hatun “better off dead” falan döndürüyor playlistte. herif de dayanıyor telefonun klavyesine. “hadi gel galata kulesine gidelim sonra cihangire iner merdivenlerde içeriz” diyor. ilgiye muhtaç yavru galata kulesi güzel bir hava değişimi olur diyerek gidiyor. bu pozlar, çılgınlıklar falan hatunu sevdiğinden falan değil boşluktaki kıza saplar kaçarım refleksiyle yapılan şeyler. ahahah sanayi bakanının yaptığı da o misal. bir dahaki kabinede romantizmden sorumlu devlet bakanı olmasını talep ediyorum kendisinin.

şimdi aslında bu bakancığın hiçbir suçu yok. çünkü tüm kriz boyunca evindeki model uçaklarıyla oynadığı için 11. cümhürbaşkanı apogülün yanında bir dolu işadamı, kayseri valisi ve antep belediye başkanıyla beraber çin’e uçup bir dünya anlaşma yaptığından haberi olmadı. o yüzden yapıştırdı anında basın açıklamasını.

ciddi şekilde sarhoş captchası, alkolmetre, birşey gerekiyor bu bloga. yukarıda görseli neden yaptım bilmiyorum, ama pacman en sevdiğim hayvandır. büyük yıldızı yedi bitirdi. küçük yıldızları da kevaşesi yapar, çalıştırır. bu arada şincan ile sincan arasındaki isim benzerliği korkutucu geldi şu an.

golden retriever dediğin harbi akıllı bi yaratık

bu hayvanlar için şu kadar iq bu kadar eq diyorlardı da inanmıyordum sonay dikkayalı ana haber bültenlerine. zaten sonay dikkaya o sikko aranjörle evlendikten sonra ana haber bültenlerini çıkardım hayatımdan. tv ekranını saçımı düzeltmek için kullanıyorumartık . sıcak gelişmelerden pek haberim yok. streaming videolarla gideriyorum komik görüntü ihtiyacımı. (#)

bizde bi laf vardı ablayı değerlendirmek diye. bizde dediysem kardeşler kıraathanesi sol dip masasından çıkma bir laftır. mesela mahallede en çirkinden daha leş ama size yanık bir abla vardır. “deerlendir olum o bahsettiğin ablayı bütün gün tavla oynamaktan çürüdün mınakoyim” der, masabeyi ahmet abi. tavlanın altında anlamlar aramayın.

@börekçinin birinde:
– olum sami. top musun sen allaşkına. kapının önüne geçiyorsun, sabahtan akşama kadar “abi buyrun, börekler taze” falan. dükkan kışla gibi oldu, sami. bi kere de bi karıya buyur çektiğini görelim. esnaf maytap yapıyor iyice olum.
– abi ondan değil. vallahi tedirgin oluyorum bayandan.

bu postaya da ortaya kustum postası diyelim. ama 11 saniyelik retriever belgeseli şahane. coni çok direk. hemen açılıveriyor hatuna.

zamanında kitabını da yazmıştım

ülkemin değişik metalci kızları

bu ülkede yolunda gitmeyen şeylerin giden şeylere oranı genel olarak iki basamaklı sayılarla ifade edilir. spss kullanmayı da biliyorum, konuyla ilgili çoklu regresyon analizlerini de en derinine kadar yaptım.

cool olmak herkesin derdi bir yerde. banna coolluk katacaksa palyaço bile olurum, karizmam için ölürüm  lakırdıları kulaklarıma pelesenk oluyor. bunları söyleyenler arkadaşlarım. beyoğlunda birlikte takıldığımız adamlar. ulan halbuki ne gereği var. duman’dan “senden daha güzel”in çaldığı bir mekanda rakı içmekten daha cool bir davranış var mı, son zamanlarda daha iyisine rastlamadım.

bundan böyle bugüne kadar “scorer” olarak getirdiğim yaşantımı en azından bir süreliğine “nerd” olarak devam ettireceğim sözünü hepinizin huzurunda verdiğimden a night to forget kategorisi benden ekmek yiyemecektir.

zamanında yazdığım kitap

facebook ortamlarına daldık

şimdi bizim facebookta bir grubumuz var. duyuyoruz sağdan soldan, millet ekmeğin kralını yiyormuş. e bize de düşsün bir şeyler artık, bitsin şu yalnızlığımız dedik sonra hahahaha diye güldük. güldük ama haketten yalan değil.

grubumuza buradan gidin üye olun, sonra sevişin, çocuklarınızı üye yapın. bir şekilde sayımız 1000 olsun ki biz de kullanıcı adı alalım. şerefsiz facebook yöneticileri 1000 üyesi olmayan gruplara kullanıcı adı vermiyor, hepimizi üzüyor.

kalabalık cadde manevraları

hareket halindeki insanları omuzlamaktan kaçınan biriyim. 40yılda1 çarpıştığım olur, ona da pardon derim. hata bendeyse o pardon orada kalır. yok, çarpışmanın diğer parçasının marifetiyse pardondan iki adım sonra annesi üzerinden yaftalarım kendisini. kibar bir insanım yani. bu gibi olaylara mahal vermemek için vücut çalımı atarım cadde insanlarına. aralarında çok tecrübeli caddegezerler var. mesela karşımdakinden kaçmak için sola devrildiysem, kendi soluna mini bir koşu yapıyor ve geride bırakıyoruz birbirimizi.tam yan yana olduğumuz anda aramızda oluşan yalandan rüzgarı hissetmeyi hiç birşeye değişmem.

konuyla alakası yok ama paket taşlı yollarda belediyenin adam gibi döşeyememesinden ötürü kenar vermiş taşlar vardır. inceden kenar verir bunlar. takılırsanız, düşmezsiniz ama yalpalarsınız. belde bi soğukluk, kuryukta bi titreme olur. işte o fenadır.

perşembe pazarının nazik çocukları

kendilerine çocuk deseler de bu adamlar bildiğiniz satıcıdır, esnaftır. genelde tekstil ürünü satarlar. satış taktiği gereği çok naziktirler. günde bi dünya hatunla diyalog halindedirler, bol ekmek yediklerini tahmin ediyorum. gideri var modeli kızların arkasında “pardon bayan bakar mısınız?” diye seslenmek onlar için sorun değildir. valla nazik adamlar bunlar, daha çok şey söylüyorlar ama yorgunum, yazamam şimdi.

beş senedir gizlice dinlediğim şarkı

karaoke de yapıyorum bazen bu naneye…

It’s so hard to see when your eyes are rolling in the back of your head
It’s even harder to speak when everything you say just comes out wrong

hangi şarkı olduğunu bulana beyoğlunda ücretsiz sarhoş olmayı vadediyorum

sivil itaatsiz neden 1 mayıs yazısı yazmıyor ?

ben de anlamadım. yoksa o da mı taksimdeki türkçü afişlerden etkilenenlerden? yoksa o da mı nihal atsız’in uç fikirleriyle dolanlardan? yoksa o da mı büyük türkeline inananlardan? yoksa işi mi var da yazmıyor? bunları akşama öğrenicez.

bir kere öyle bir bira bardağı yok kardeşim

gemide1999dvdripxvid-frame-101082

kardeşim ister laleli’de takıl, ister tophane’de farketmez. böyle bir bira bardağı olmaz. ne lan o el bombası gibi. bir de bu tip bardaklardan bira içerken porno film izleyenler var, onların hayatlarının tez zamanda tır altında son bulmasını umuyorum. amelelikte üstünüze yok, amınıza koyim sizin.

bir zamanlar istiklalde ağaçlar vardı

nuri bilge ceylan - iklimler snapshot
iklimler

neye istinaen kesildi bu ağaçlar bilmiyorum, kaldırım taşları da yenilendi, yerlerine çok sikko olanları yerleştirildi. hatta kadir topbaşın içine sinmedi, bir kez daha yaptılar. şu fotoğrafa bir baksa, bir de caddenin şimdiki haline baksa hangisi içine sinerdi acaba? benim yıllardır içime sinmiyor.

iklimler’i izlerken aklıma geldi -fotoğraflar oradan snapshot’tır- caddenin eski hali maalesef ama sanırım artık devamlı aklıma gelmesi gerekiyor. gerçi bizdeki orospu çocukluğundan kaynaklanıyor olsa gerek ufak taşları söküp birbirine atıyordu millet. bunu yapacak adamın da amına koyim zaten, siktiler attılar istanbulu.

benim caddenin şu halinde yürürken bi fotoğrafım yok, nuri’nin olsun bari.

karşı duruşun dürümcüsü

beyoğlundaki mangal keyfinden bahsettiğimizi hemen anlamanız lazım başlıktan, anlamadıysanız siktirin gidin.

abd karşıtı posterlerle, barış dolum mesajlarla bir yandan da coca-cola satmasıyla garip ironilerin mekanı olmuştur burası hep. dün de böyleydi bizim için. mba nerede yapılır diye düşünürken hiç hazetmediğim pink floyd’dan another brick in the wall çaldılar. ani bir düşünce akımıyla we dont need no education esnasından hong kong’un benim için doğru tercih olacağına karar verdim, olmadı yeni zellanda.

bir de unutmadan söyleyeyim, mangal keyfinin ayranını beğenenlere bir de benim idrarımı tatmalarını tavsiye ederim.