Archive for the 'Haşmet Babaoğlu' Category

jetset olsam kulak kirime kadar açlara veririm

ozan doğulu, verdiği 40 kilo ile dünyanın en yardımsever insanlarından biri olabilirdi.nehaberat sevgili okuyucular. en son dün görüşmüşüz gibi yapmıyorum. zira son yazımı yazdığım vakit ozan doğulu tostoparlak bir şeydi. ozan şimdi filinta gibi olmuş. vay amınakoyim ne kadar ilginç değil mi. 2 yazı arası 40-50 kilo veriyorsun. çift haneli rakamlardan bahsediyoruz burada. benim 40 kilo fazlam olsa hayatta bu kadar rahat veremem. en başta kime vereyim, nereye vereyim. totalde 45 kiloyla yaşamını sürdüren siklet dışı tanıdıklarım varken gönül isterki o 40 kilo fazlalığı bir ihtiyaç sahibine vereyim. hatta yanlarımı yerine göre iklimine göre birden fazla insana da verebilirim. keşke ozan da böyle yapsaydı. ozan’dan çıkma tamponla ısınan bir evsiz “ulan delikanlı adam allahıma” diyerek kışı geçirirken, ozan; aynada az götlü haline bakardı. tam bir win-win. yada ne biliyim ozan bu operasyonla aldırdığı kiloları açlıktan kırılan 3. dünya ülkelerine gönderseydi. kemikli tarafı kemiksiz kısmı sayesinde çok zimbabveli duası alırdı. oralarda kendisine acayip isim yapardı.

örnekleri var mı, var. mesela kongo, sudan, malavi gibi ülkelerin halklarını hayata bağlayan tek şey angelina jolie’dir. birleşmiş milletlerin yetişemediği yerdeki her memelinin yaşama nedenidir angelina. hatta o kadar ki, bazı ülkeler kalkınma planlarını onun koşuyoluna doğru yapıyor. örneğin, nijer milli eğitim bakanlığı işi gücü bırakmış sevimli çocuk yetiştiriyor. 3-8 yaş aralığındaki ağlak çocukları, ‘büyümüşte küçülmüş tevazu sahibi inceden sevimli’ çocuk yapıp nijer sokaklarına salıyorlarmış. angelina jolie olurda nijer’e uğrarsa ve bu sabilerden birini yahut birkaçını evlat edinirse beverly hills’in botoksla güçlendirilmiş yardımseverlerinin nijer topraklarına akın edeceğini düşünüyorlar. önce ulan böyle strateji mi olur, çabuk lağvedin ülkeyi diyesi geliyor insanın. sonra alışıyor, yadırgamıyorsunuz, “kendi içinde tutarlı abi” diyorsunuz.

arzular şelale yine

çok özlemişim yalın, yalnız dolaşmayı amına koyim.

bir de istanbul çok değişken. kimi zaman arsız bir çocuk, kimi zaman kollarını açan bir sevgili, off amına koyim offf

bu ülkede mutlu olmak

mutlu eşekler

bu ülkede mutlu olmak yukarıdaki gibi yaşamak-tı, artık değil. değil çünkü kesinlikle modern bir toplumuz. bunun göstergesi ne peki derseniz yaptığımız TV dizileri. farkında mısınız, artık dizilerimizde daha iyi sevişiliyor. gazetelerde dizi dönemiyle birlikte erotizmin ve şehvetin geri döndüğü yazılıyor. artık kız arkadaşlarınız da böyle cümleler kurabiliyor.

seni yatakta uyutmam

uyutma, uyumayalım. şehvet sarsın dört bir yanı, aşk şarkıları mırıldanalım. umarsızca ve eşekçe. işte bunlar modernliğin ve gelişim işaretleri. gaylere, lezbiyenlere karşı da eskisi kadar tutucu değiliz, saygı duymayı öğrendik. sevgiyi de öğrendik tabi, bütün dünyanın sevicileri, birleşin! yakında sev-iş olarak meydanlarda olacağız.

ara sıra garip şeyler yapıyorum

bugün çok sıkılmıştım. aklıma eski sevgilim geldi. gelmesinin sebebi miles reklamları. sevgilimle sürekli tatile çıkmayı planlardım. o zamanlarda riomaggiore’de kayıkla gezmek, st. tropez’de yüzmek, paris’te akşam yemeği, moskova’da içilecek vodka ve akordiyon eşliğinde yapılacak dans her şeyden öteydi. hakikaten o zamanlar ki bana bakıyorum, bir de şimdiki bana. şimdikine bakamıyordum, ayna lazımdı. duş aldım, aynanın karşısına geçtim. kim lan bu orospu çocuğu dedim, ayna biraz nemlenmişti.

son zamanlarda thrice – eclipse dinliyorum. bugün m.g. beni aradı, ı.e. ise tanrı oldugunu iddaa ediyor.

bu yazıyla birlikte blogda yeni bir kategorinin ilk yazısını yazdım.