metal camiasının en zeki ülkücüsü erhan kabakçı’nın kafa-göz giren procesinin mahsüllerine ulaşmak için beyaz tavşanı takip et.
piyango vursa da ağlarsın
çünkü sen doomcusun
aptalsın, salaksın, mankafasın
melankolik tavrını sikiyim
senin o sevgilini sikiyim
çünkü sen doomcusun
karı kızı başına toplarsın
neden ben, neden dünya diye ağlarsın
anathema zanathema dinleyip
hasta edersin elalemi
msnde sürekli dnd durursun
orospunun tek çocuğusun
gözyaşın kadar yarrak girsin götüne
girecekte
ağla sen ağla
sülaleni sikiyim
domino etkilerine kapalı olan zatımının prensiplerini gelen bir mail üzerine bozuyorum. mustafa öztürk, 62 ytl’yi aha burada “mim”lemiş. onu da bu işe kardan diye bir keraneci bulaştırmış anladığım kadarıyla ama pek emin değilim. hatta büyük ihtimalle elemanın adı kardan falan değildir. ne sikimse, konu bizi yazmaktan alıkoyan şey nedir?
öncelikle mustafa öztürk’e bana(bize) mim nediri anlattığı için çok teşekkür ediyorum. kendisi mim denilen mekanizmayı şöyle tanımlamış;
Mim denen dalga dubara çok sikik bir şey aslında.. Denyonun teki kuyuya taş atıyor, ara sıra ben de oluyorum bu.. Sonra diyor ki bu bu bu insanlar da bu konuda yazı yazsın..
en nefret ettiğim insan tipleri;
- topu boş kaleye yuvarlayan forvetler
- kavgada düşene vuran taşaksızlar
- oje kokan kızlar
gerçek forvet kreatif olur, kendi golünü yaratır. gerçek erkek alayına gider, gelişine vurur. oje kokan kızlara lafım yok. aurama girmedikleri sürece takılmaya devam edebilirler. velhasıl, başkalarının benim yerime düşündüğü konulara açıklık getirmek masturbasyondan başka birşey olmaz ama bu seferlik mustafa öztürk’ü kırmayalım ve lastik yakalım.
kapı çalar, gelen partnerimdir, post ejaculation syndrome.
win98 mavi ekran verir, sinirlenirim, yazmam.
muhitin delikanlıları halısahaya çağırır, ctrl+w çeker, çıkarım.
türkiye türklerindir, kafama sıkar giderim.
öyle diyorlar ama ben inanmıyorum. beni gerçekten tanıyan birinin de inanacağını sanmıyorum ama farkına vardım ki hayatta kimse beni gerçekten tanıyamamış -ben de onları-. karaktesiz adi şerefsizin biri biliyor herkes beni. büyük hata yapıyorlar, ne diyeyim.
lisans ve üzeri diploma derecelerine sahip bir kısım insanın sektörde +repleri toplama çabasını konu olan kişisel gelişim kitabı. bakkallarda lezzo marka oraletlerin bitişik reyonundan temin edebilirsiniz. hala doğu almanya’da birkaç tane bulunan lezzo bayisi bakkallarda bulabilirsiniz yani. çünkü bu kitabı sadece seçkin müesseseler satmaya nail olabilir. sayfaları karıştırırken kariyer ve jartiyer ilişkisini analizleyen bir paragraf ile karşılaştım. son günlerde durgun olan dimağımda adeta eureka patlaması etkisi yarattı. ferhat güzel’in nasıl bu kadar cool olduğunu da nasıl oldusa bu kitaptan öğrendim. bilgi doldum.
Son üç gündür çalışıyorum, yaptığım iş finansal raporlarma ve iç denetim. Üç gün sonunda diyebileceğim tek şey böyle işin anasını sikeyim.
Patronumu yakmak istiyorum, iş arkadaşlarımı da. Son komşu ofistekileri, sonra da bütün dünyayı. Korku salmak lazım en başında ama mizacımız yetersiz. Haftaya parti kurucam.

Ne botmuş amına koyim be, herkesi ayağında. Son günlerde de sinir bozucu gelişmeler yaşıyorum üst üste. En çok istediğim şey bu botlardan giymiş bir kızı raylara botları rayların dışında kalacak şekilde bağlamak, hem de İstanbul-Ankara hattına bağlamak istiyorum, çnkü oradan “hızlı tren” geçiyor. Gelsin hızlıca, götürsün bütün vücudu , iki bot kalsın geride, ibret olsun aleme.

Oynamaya devam edin, umarım en iyi haliniz böyle olur.
buradan bugün karnesini alan liseli olsun ilkokullu olsun bütün kardeşlerime sesleniyorum. eğer karnenizde birler varsa onlar dört yapın, biz eskiden öyle yapardık. gerçi şimdi notlar 100 üzerinden ama siz her halde yükseltmeye çalışın notlarınızı. 90 olsa 99 yapmaya çalışın, yeter ki ailenizi kandırmış olun. bu sizin uyanık ve zeki olduğunu gösterir ve gizlice sigara içtiğiniz ortamlarda beleşten sigara kapmanızı ve ortamın efendisi olmanızı sağlar. sigara içmiyorsanız hemen başlayın. takdir ve teşekkür belgesiyle eve dönmeye çalışan arkadaşlarınızı dövün ve bu belgelerini yırtın. siz kırıklarınıza kafayı takmışken onların mutlu olmasına izin vermeyin. hocalarınızın arabalarına yumurta atın, biz çok yapardık, çok mutlu olurduk. istediğinizi yapın bugün, karne gününde istediğinizi yapmak en doğal hakkınız. okullarınızı da bombalayın bir zahmet. ben ne diyorsam yapın, sizin iyiliğinizi düşünüyorum çünkü.
ama kırıtan er kişiyi bünyem kaldırmıyore. eşcinsel misiniz, orospu musunuz, yoksa stil ikonu olacağım paralara vuracağım diye peypırmunlarda jetset insanların sağ arka çaprazlarında pozisyon almış kırıklardan mısınız? onu bi önce bilin, bildirin.
birde aktif lezbiyenler maskülen pozlar yapmasın.
bu arada netteki en insancıl blog 5 posta‘dır.
trivial : dün zaten hassas olan belimi komşunun getirdiği aşure kasesini kaldırırken incittim. aşureden nefret ediyorum. zaten amacım arkadaki mayoneze ulaşmaktı.
ne ayak bunlar? lastefemde falan görüyorum, dinliyorsunuz bunu, ne iş? ekmek çıkar mı biz de, sürer miyim o ekmeğe balımı, kaymağımı, reçelimi, nutellemı? Bu arada nutella seven kızlar, benimde evimdeki 6 kavanoz nutella ve ben sizi bekliyorum.
ahhhahahha, iyi oluyor amına koyim böyle, sikilyor insanlar. çok da hoşuma gidiyor. insanların götündeki donu alan şirket yine iş başında. sizler bu şirketi prison break dizisinden hatırlıyor olmalısınız. herkes faturada yazan tutarın son rakamına baksın, amorti 7 imiş. kuruşlar dahil değil tabi. kriz teğet geçip gitmiş oluyor böylece. inşallah rusya doğalgazı keser.
orhan kural kadar kıral insan görmedim. bi kere üretken bir yazar. affetmiyor, yazıyor, vuruyor ağzına ağzına daktilonun. yani büyük ihtimalle daktiloyla yazıyordur. kompiter falan gibi termik santrallerde peydahlanan enerjile işi olmaz orhan kıral’ın. dilekolay 14 tane kitabı var, hepsi de birbirinden şahane gezi kitapları(#). önce neden bu kadar kitap yazıdığına anlam verememiştim. itü’de istatistik anlatıyor profesörümüz, orada yardımcı olarak kullanılıyormuş kitapları. biliyorum yardımcı kitapların son temsilcisinin kırmızı bilgi bankası olduğunu zannediyordunuz. yanlış. ayrıca bilgi bankalarını, ahmet buhanları çalışmak gerekiyordu. orhan kural’ın kitapları itü’de direk harf notunuzu etkiler, üstelik çalışmanıza da gerek yok. şöyle ki, alırsınız kitabı, parayla alırsınız tabi. gidersiniz orhan kıral’a imzalatırsınız, orhan kıral’ın sol omuzunun üstünde asistanı vardı ona da isminizi yazdırırsınız. ve viola! notunuz 1 not arttı. ne kadar kitap, o kadar harf notu. kitaplar da zevkli zaten; orhancık şili’de, orhancık ufakların ötesinde falan..
kiyoto’cu o, greenpeace’çi o, ne kadar uluslararası kuruluş varsa ocu o. sevimli duman avcıları isimli emprovize müzik yapan grubuyla bir gönülçelen. arada rüyalarıma giriyor kendisi. mavi taytının üzerine giydiği tişörtünün üstünde kocaman “O” yazıyor. rüyaların hepsi hollywood prodüksiyonu ve hd kalitesinde. rüyalarımın birinci sezonu boyunca brad pitt’i dövdü. önce karizma şekilde sigara içmekten suçlu olduğuna hükmetti, sonra dövdü. onun olduğu rüyalarda sigaralar hep buğulu görünüyordu, anlam veremedim. ikinci sezonda winona ryder’ı dövdü. o sezon sadece bir bölümdü. metabolik rtük o olaya dur demiş olmalı.
herkesi herşeyi, dava eder mister kıral. kimseden korkusu yoktur. can dündar’ı dava etmiş. etsin yakışır paşama. bir ara motor sporları federasyonu’nu dava etmek için dosya hazırlıyordu, noldu bilmiyorum.
barbileri grup halinde seviştiren minik kızların aksine 06yaş kümesinin diğer yarısı top oynar, taso oynar. en azından benim bulunduğum ekosistemde öyleydi. kız kısmısının periyodik mitinglerini de şeyden biliyorum o zamanlar “espiyonaj çok önemliydi”. bu espiyonaj olayı da süleyman demirel çıkışlıydı sanırım yoksa bildiğin ispiyonculuk, gammazlık. mahallenin en saf en sümüklü kızından kimin kimi öptüğü falan vade farksız sakız karşılığı öğreniliyordu. eskiden herşey daha kolaydı, karne diye birşey vardı lan. üstünde 13 küsür 5 vardı. neyse bu kızlar büyüdü serpildi ilk işi barbileri atıp; kitap almak olmuş. yani benim denk geldiklerim öyle yapmışlar. tamamlayıcıları da ( adamlar işte ) boş durmadı avmleri doldurdu. bugün gördüm bu arkadaşların sözcüsünü. imajı “so chic”ti; beyaz adidas ayakkabı, adidas orijinıls eşofman altı, yine adidas orijinıls eşofman üstü pek tabi 3 strayps hepsi, bi de yeşil atkı vardı onun markasını göremedim.
sonra masadaki 5 kişiye kızlar mı daha trendi kızanlar mı dedim
- 2 kişi kızlar dedi ( tam o anda yandan birkaç tikiden oluşmuş bir yumak geçiyordu ondan sanırım )
- 2 kişi kızanlar dedi ( adidas outletini soymuş arkadaşın etkisi oldu sanırım )
- 1 kişi oray eğin dedi ( onun da önünde gazete açıktı direk ondan )
Bayramların en güzel iki olayından biriydi bu para toplamak ile beraber. Ben kendi paramla aldığım torpilleri yakıp genelde arkadaşlarımın üstüne atardım tahribatı keşfetmek için. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp. Kendi paramla almadığım torpillerin yakılmasında birinci kişi rolünde olmadığımdan yakıcıyı gaza getirip elinde tutması sağlardım fitil ateşlenirken. Heyecan yapıp ters bir yere atardı yakıcı da. Ya bir yaşlı teyzeye denk gelirdi, ya da gıcır gıcır bir tomofile. Ben de zevk yapardım. Şimdi bana çocukken kızanların karşısına çıkıp me again, it’s me again diye haykırma zamanıdır Brian Berry tadında. Seviyorum ama yine de bayramları.
Bayramın ilk günü bitiyor, peki neler kaldı aklımızda bayramın ilk gününden
1- Kriz mahallenin piçlerini de vuruyor dolaylı olarak, harçlıklarını torpile yatırmak yerine ceplerinde tutuyorlar her ihtimale karşı.
2- Bayramı kendilerine modifiye olma fırsatı gibi gören ve bastırılmış duygularıyla orospuluklarını doyasıya yaşayan güllü dallılar
3- Televizyondaki malkoçoğlu filmleri, türk cengaveri tarafından sikilen bizans prensesi ve ibne abisi
4- Protein manyağı olmaya hazır toplum
5- Bir de ben akşam GTA oynadım
Ne diyor Votafon reklamında adam, hayat ne yapamayacağımızı söyleyemeyenlerle dolu. Misal şu sigara olayı, içsem de karşıyım içmesem de. Atmosferin amına koyan bu insanlar değiller mi, bırakın zehirlensinler kapalı alanda da açık alanda da. O yüzden haydi hep beraber 62 kere