Kategoriler
05:45 Hikayeleri

hayat sevince güzel

bu lafı kim söylemişse baştan savma iş yapmış, çünkü detaya girmesi gerekiyordu. onun yerine detaya ben giriyorum, ayşecik’ten böyle bir şey beklememek lazım.

mart ayının gelmesiyle birliket… ehehehe yazının devamını tahmin etmek zor olmamalı. istanbullu okurlarım eğer kedi konulu bir yazı bekliyorsa daha vahşi olmalarını önerir ve en yakın hayvanat bahçesinin darıca’da olduğunu hatırlatmak isterim.

efendime söyleyeyim, otobüslerde metrolarda manitalara abanmalar, değdirme uğraşları, naz kırışlar, hadi ama nolurlar, fast food restaurantlarda menünün yanında manitayı götürmeler, kafelerde kıstırmalar, yalan romantizmler, öğrenci evlerine hadi akşam bize içmeye gidelim davetleri… hepsine son zamanlarda çok daha rastlar olduk değil mi?

yaz da geliyor. güneylere inmeler, festivallerde coşmalar, 35 derecede piyasa yapma çalışmalarına az kaldı. hayvanat bahçesine göndermediklerime şöyle gelsin de onlarla insanat bahçelerini konuşalım (a tribute to  otomatik portakal).

evet güzel insanlar, çok da bokunu çıkarmadan verin veriştirin birbirinize. aman köşe yazarı olacak kadar dolu olmayın yaşananlardan sonra. en sonunda da deftones olun bir güzel, diamond eyes tüm müzik marketlerde.

bir de insanın başka biriyle yeni ayrılık yaşamış eski sevgilileri tarafından aranmaya bu mevsimde başlanması ilginç bir durum. ben gelişine vurmaya devam edeceğim siz geldikçe.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

alo aşkım metrobüsteyim

aheyheyheyhey diye gülüyorum bu olaylara, bu ne çarpık sevda lan…

olur muya böyle bir şey, telefonun çalıyor ve sen alo aşkım metrobüsteyim diye cevaplıyorsun. kalıbının üstüne maymun çarli işesin. bir de googledan otobüsteki kimdi diye aratın, ya da benzeri bir keyphrase’i. otobüslerde birbirini gören ama konuşamayan çifte kumruları sanal çiftleşmesine şahit olacaksınız bulduğunuz sitede. tabi bulursanız, o yüzden size kolay gelsin diyorum ve başka bir konuya geçiyorum.

eminönü çok güzel yer kardeşim ya, ilçeliği nasıl düşürülür buıranın. kriz dönemlerinde esnafın tadından yenmiyor. valla adamlar her şeye rağmen şen. soludukları havadan mı yoksa hepsi “kokoyin”e mi üflüyor bilmiyorum diyerek ibrahim tatlıses’e göndermemi yaparım. bunu anlamayan gerizekalılar için yakında bir yazı daha yazacağım, o zaman onlar da anlayacak…

hayat beni kızdırıyor da, güldürüyor da. hadi bakalım.