Kategoriler
A Day to Remember

polislerimiz üzerine oynanan oyunlar

ne var ne yok, sevgili tüketiciler. bugün de kamu gardiyanlarımıza, kelle koltukta emekçilerimize, iç güvenliğimizin ete kemiğe bürünmüş teminat mektuplarına, yalnızca bir kelimeyle geçmem gerekirse polislerimize aslında ne kadar haksızlık yapıldığını dillendirmek adına siz okurlarımın karşısındayım.
dün ve yahut ondan önceki gün. gündemi takip etmediğimden mütevellit tam da emin değilim, ama kesinlikle geçen hafta içinde türk polisinin yerinde müdahalesi yine çok talihsiz bir olaya rastladı. şu anda adını tuşlayarak apple marka kar beyazı klavyemi kirletmek istemediğim bir partinin ilçe yöneticilerinden birinin, emniyet güçlerinin entropiyi düşürmek için giriştiği operasyon sırasında öleceği tuttu. her zamanki gibi, bazı kendini bilmezler  çevik kuvvetimizin lağvedilmesini istediler. hatta daha da ileri gidip, sözde olayın sorumluların çarmıha gerilmesi için, son derece mesnetsiz bir kırtasiye (dosya) hazırlamak marifetiyle konuyu bölge savcılığına intikal ettirdiler. müstakil hadiseleri toplumsal tragedyalara dönüştüren gündem vampilerinin, başka bir deyişle bağımsız medya kuruluşlarının yarattığı galeyana twitter andavalları da iştirak edince kahraman teşkilatımızın imajı büyük yara aldı. birkaç solcu rantiyerin tiraj kaygısı koca bir teşkilatın halkı için yaptıklarını unutturabildi, aklım almıyor. sel mağduru teyzenin bir polis memurunun sırtındaki pozunu halen günlüğümün sayfaları arasında saklarım. peki ya, kırk kilo kokaini eliyle koymuş gibi bulan narkotik şube köpeği anton’u ne çabuk unuttunuz. sözümü “peki ya engin ceber” diyerek kesmeye çalışan sol neşriyat tayfasını duyar gibiyim. fevziye cengiz diyen kadınlarımızı ya da festus okey diyen afrotürk vatandaşlarımızı da duyuyorum. hepinize söyleyeceğim tek şey şudur arkadaşlar: sepetten elbette çürük yumurtalar çıkabilir. fakat bütün yumurtalar çürüktür demek hiç de ılımlı bir yaklaşım değil. diğer taraftan hali hazırda mahkemesi görülen konular hakkında naylon bir gündemin oluşmasına sebebiyet verdiğini düşünüyorum. ayrıca polis akademileri ıpıl ıpıl yeni jenerasyon polisler yetiştiriyor artık. psikoloji ağırlıklı yeni müfredat ile aktif saha görevleri öncesi polis adaylarındaki empati güdüsünün artırılması ile halk yararına en ivedi şekilde karar verebilecekler. birkaç sene sonra zaten eser miktarda olan orantısız güç kullanımıyla boyanan abartılı gazete manşetleri görmeyeceğimizi umuyorum. yine de emniyet birimlerimizi karalamaya çalışan fraksiyonlar ve geri zekalı köşe yazarları yapacaklarından geri kalmayacaklardır. imaj çalışması yerine asıl işi olan soruşturmalara ve iç güvenlik sorununa teşkilatımızın tüm enerjisini vermesinin yolu bu çığırtkanlara gereken mukavemetin halk tarafından gösterilmesi gerekiyor. sevgiler.

Kategoriler
Trivial

aslında iyi biriyim

bütün çocuklar pilot yada polis olmak istiyor. sanırım ben kırmızı halka içindeki çocuktum. hiçbir şey olmak istemiyordum lan ben. bu yazı da trivial 'e gidernaber. ben evden nadiren çıkan bir insanım. en yakın arkadaşım da şuayıb isimli bir bambu. ikea’daki benzelerinden çok daha farklı olduğunu düşünüyorum şuayıbın. kendisinin tek handikapı biraz agorafobik olması. henüz dışarı adımını attığını görmedim. bir keresinde balkona çıkartayım, dedim. sarardı, soldu, beti benzi attı. o günden sonra bırakın dışarı çıkarmayı, yerini bile değiştirmedim.

artık dışarı çıkmam gerektiği zaman solo çıkıyorum. yalnız ilginçtir o dünyalılarla ilk temas anım var ya inanılmaz epik oluyor. amelie poulain oluyorum resmen. pusetini kaldırıma çıkartmaya çalışan annelere yardım ediyorum. ikinci elizabet kılıklı teyzelerin -ki muhitimde çok var bunlardan- poşetlerini döneceğim köşeye kadar taşıyorum falan.

işte geçenlerde yine dışardayım. ne halt yiyeceksem yemiş, otobüs vasıtası ilen eve dönüyorum. yanıma da bir tane velet oturmuş ama tam oturmamış. her durakta zaten oturmadığı yerden kalkıp etrafa bakıyor. tanıyamıyor, sonra yine oturur gibi yapıyor. 5-6 durak aynı hareket yordu tabi çocukcağızı. “abi bu durak meydandan geçmiyor mu ki?” dedi, bana. geçmez dedim, demez olaydım. birden muslukları açtı. nasıl ağlıyor, nasıl ağlıyor. ben hemen teselli müptelası toplu taşıma teyzesi moduna girdim. hani vardır ya, 1,5 yaşındaki çocuk bacağını kapıya sıkıştırınca “bi şey olmadı değil mi halası. aslan gibidir benim yeğenim. seneye de sünnet olacak zaten” gibisinden teselli veren tipler, onlardan oldum.

-aa hiç yakışıyor mu sana, kocaman adamsın. ben sana tarif ederim yürüyerek gidersin meydana.
-(burun çek, göz sil) peki durak yakın mı meydana.
-var biraz mesafe.
-..
-bulabilecek misin?
-bilmiyoyum.

ulan baktım olacak gibi değil. tuttum elinden gideceği yere kadar bıraktım. adı musa’ymış. dershanesine geç kalmış. 13 yaşındaymış ve doktor olmak istiyormuş. doktor olmak istediğini duyunca er ryan’ı kurtarmış gibi sevindim. biz mühendis olduk da noldu amınakoyim. musa’dan ayrıldıktan sonra arkasından baktım, umarım kansere yada aidse çare bulur yoksa yarım saat haybeden otobüs bekleyeceğim diye düşündüm. çok sinematografik bir andı.

işte yine aynı gün uykusuzluktan ölen bi arkadaşıma gittim. aslında ben arkadaşa gittim onu uykusuzluktan ölmek üzereyken buldum. musa’yı falan anlattım işte. “sen aslında iyi birisin” dedi. öyleyim di mi lan diyip kahve yapmaya gittim. kızcağız koltukta uyuyakalmış. ben de elimde stüdyonova kahve kupalarıyla kalakaldım. sarstım, tokatladım, uyanmadı. ben de mavi asetatlı kalemle alnına “çok güzel uyuyordun, kıyamadım” yazdım ve çıktım. akşama doğru “orospusun lan sen” diye mesaj attı. ahahahah.

Kategoriler
A Day to Remember

almanyada bir mayıs günü

may day alman polisipolisler çok büyük insanlar. türkiyede olsun almanyada olsun bir hareketleriyle insanları rükuya sokabiliyorlar. biz de polis abilerimize toplum olarak saygılıyız icabında.

n.k.p.v.a.s.

Kategoriler
Cihangir Yokuşu

yunan güvenlik güçleri

 

başlığı gündematik kaygılarla koydum. sözüm sadece yunan güvenlik güçlerine değil bütün coplu baskı unsurlarına. şöyle ki; ta içişleri bakanından merkezde bu heriflere çay taşıyan vasıfsız elemanına kadar hepsini sikeyim. rotasyon yok, beklemek yok, hepsini. yanlız t.c. emniyet güçlerini bunun dışında tutuyorum. diğer ülkelerin polislerinden içişleri bürokratlarından bahsediyorum. çünkü bizimkilerden korkuyorum. gelirler döverler bizi hiçbir şey yapmasalar celp bile göndermeden adliyedeki otomatik portakallarını devreye sokarlar, blogumuzu kapatırlar. buradan yunan polisine rahatlıkla küfür edebiliyorum. evet aradaki suya güveniyorum, yalan değil. türk polisine laf yok. copların malzemesini değiştirmişler diye duydum. hatta gördüm de. istiklalde çevik kuvvet kıtası yürürken sağa çekiyordu. önce anlamamıştım. düşündüm coptan olabilir.