Kategoriler
Human Race Must Be Destroyed

bordro mahkumları inc.

selamlar, selamlar, sel, am, lar. sevgili tüketiciler. umarım her şey yolundadır. yayınladığımız son yazının temmuz ayında kaleme alınmış olması patronlarımıza ne kadar zaman ayırdığımızın alfanümerik hali gibi. otuzbir çekmeye zamanımızın olmadığı, kendimizi dinleyebildiğimiz tek yerin ev-iş sendikasına bağlı otobüs koltukları olduğu bir dönemdeyiz.

iş görüşmelerine ensene düşürdüğün kulaklıklarınız ve omuzlarınızdan yükselen ananı sikeyim ya duruşunuzla iştirak ettiniz. bir sene öncesine kadar, hayatınızı minimum düzeyde idame ettirmenize yetecek miktardan daha fazlasını kazanmak isteyeceğinizi ya da tahammül eşiğinizi yükseltmeniz gerekeceğini düşünmediniz. şimdi ise her ay başında atm ekranında nasıl daha fazla para görebilirimin hesabını yapmaktasınız. ilk anda yürek burkan bir detay olarak kayıtlara geçen bu davranışınızı yeni yeni kabulleniyorsunuz. açık konuşalım. işinizden nefret ediyorsunuz. herhangi bir holdingin genel müdürü olsaydınız yine de işinizden nefret edecektiniz. sabah tam vaktinde sizi masanızda bulabilmelerini tek bir motivasyon ögesine borçlusunuz: tabii ki para sizi aptal orospu çocukları. paranın tek faydasının mal ile değiştirebilir olması. allahtan etrafta çok fazla mal var. gayfisafi milli hasıla. beş yaşında veletlerin bile haberdar olduğu bir kavram. çoğunuzun ne sike yaradığını bilmediğiniz bu yarrak, sizlere yıllarca mutluluğun anahtarı olarak monte edildi. ve sürekli artıyor. aynı doğrultuda refah seviyeniz de yükselme eğiliminde. sendikaların dört kişilik aileler için modellediği açlık sınırı ve yoksulluk sınırı diye şeyler de var. her ay açıklanan rakamlara göre ağlamanıza gerek var mı, donunuz hâlâ götünüzde mi gibi ev reisleri için hayati önem taşıyan sorulara cevap bulabiliyorsunuz. kasım ayı rakamlarına göre, tek başınıza dört kişilik bir aileden daha mutlusunuz. içgüdüleriniz diyor ki, daha fazla kazanırsam olduğumdan daha mutlu olabilirim. muhtemelen bundan beş yıl sonra şu an kazandığınızın üç katını kazanacaksınız. her pozisyon değiştirdiğinizde bünyenize berber çırağı masajı yemişsiniz gibi gereksiz bir rahatlama hasıl olacak. artık alınacak terfi kalmadığında ise önce normalleşme sonra bayağılaşma sürecine gireceksiniz. kurumların ve meslektaşların sizi kalemtraş misali açmaya çalıştıklarını hissedeceksiniz. patron olduysanız kelimeleriniz havada uçuşurken sizi patlakladığnı resmeden çalışanlarınız, hâlâ çalışansanız karşınızda size söyledikleri uğultuya dönüşecek bir patronunuz olacak.

tebrikler, kariyer-mutluluk eğrisinin en dibine düştünüz.

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

hayat sevince güzel

bu lafı kim söylemişse baştan savma iş yapmış, çünkü detaya girmesi gerekiyordu. onun yerine detaya ben giriyorum, ayşecik’ten böyle bir şey beklememek lazım.

mart ayının gelmesiyle birliket… ehehehe yazının devamını tahmin etmek zor olmamalı. istanbullu okurlarım eğer kedi konulu bir yazı bekliyorsa daha vahşi olmalarını önerir ve en yakın hayvanat bahçesinin darıca’da olduğunu hatırlatmak isterim.

efendime söyleyeyim, otobüslerde metrolarda manitalara abanmalar, değdirme uğraşları, naz kırışlar, hadi ama nolurlar, fast food restaurantlarda menünün yanında manitayı götürmeler, kafelerde kıstırmalar, yalan romantizmler, öğrenci evlerine hadi akşam bize içmeye gidelim davetleri… hepsine son zamanlarda çok daha rastlar olduk değil mi?

yaz da geliyor. güneylere inmeler, festivallerde coşmalar, 35 derecede piyasa yapma çalışmalarına az kaldı. hayvanat bahçesine göndermediklerime şöyle gelsin de onlarla insanat bahçelerini konuşalım (a tribute to  otomatik portakal).

evet güzel insanlar, çok da bokunu çıkarmadan verin veriştirin birbirinize. aman köşe yazarı olacak kadar dolu olmayın yaşananlardan sonra. en sonunda da deftones olun bir güzel, diamond eyes tüm müzik marketlerde.

bir de insanın başka biriyle yeni ayrılık yaşamış eski sevgilileri tarafından aranmaya bu mevsimde başlanması ilginç bir durum. ben gelişine vurmaya devam edeceğim siz geldikçe.