Kategoriler
05:45 Hikayeleri

ama ben tarihimi bilmiyorum. n’olacak şimdi?

senelerce türk tarihi dersi gördükten sonra tarih hocasına türkler kadar geniş bir tarihe sahip miletin olup olmadığını sormak herhangi birinizin aklına geldi mi bilmiyorum ama sivil’in aklına gelmişti. benim aklıma başka şeyleri sormak gelmişti hep ama terbiyem el vermiyordu. o zamanlar terbiye sahibiymişim demek ki. o zamanlar dediğim lise. lisede tarih dersi almıştım. sayısal öğrencisiydim. çok lazımdı amına koyim.

tarihe dönelim. millet olarak pekçok konuda olan sığ görüşümüzü tarih ve tarih eğitimi konusunda da sürdürdüğümüzü düşünüyorum. hatta başka konularda da böyleyiz. şimdi burada tek tek saymak istemiyorum ama ciddi orospu çocukluklarımız var.

konu sapmasın. tarihe dönüyorum (zaten yazıp hemen çıkacağım, çok işim var dışarıda, meşgul adamım ben). tarihteki şahsiyetleri hep savaşlarıyla, kurdukları yıktıkları devletlerle falan tanıyoruz da daha ince şeyleri de bilmemiz lazım. ama mesela birinci dünya savaşının çıkışında avusturya-macaristan prensinin öldürülmesi gibi bir detaya girilip bunun aslında arkası dolu bir takım siyasi gelişmeler akabinde büyük çatışmaların çıkmasına sebebiyet verecek bir kıvılcım olduğunun söylenmesi hoş bir şeydi, tabi es geçmemek lazım. ama daha çok şey bilmek istiyor insan. ne bileyim, 3. demetrius yavşağın tekiydi, 2. konstantin ibne diye sevilmezdi ama bir kötülüğünü gören olmadı, darius amelelikten geliyordu, iskender burnunu karıştırırdı, 4. osman rakı manyağıydı, 3. selim sadrazam ferit’e götünü parmaklatırdı, napolyon kendisine “adamsın” diyenlere maaş bağlatıyordu ödenekten gibi şeyler de öğrenmek istiyor tarih derslerinde ama bu sisteme köle yetiştirmekten başka amacı olmayan eğitim sistemi (bu tamlama kısayol atadım ctrl+shift+ü yapınca kendi kendine yazıyor) bize öğrenebileceklerimizin çok azını veriyor. sonra gidip muhteşem yüzyıl izlemek zorunda kalıyoruz.

diğer bir anlamadığım detay yok olup giden kavimler. arkadaş atıyorum, urartular geldiler sümerleri yıktı, medler geldi urartuları yedi, persler de geldi medlerin anasını sikti. bu yıkılanlar gidenler falan tam olarak nereye gidiyor, buhar olup uçmuyor herhalde. lütfen biri bana anlatsın. ya da bana anlatmasın. başkasına anlatsın. öyle bir tarih anlatıyorlar ki sanırsın savaş dışında da bir şey olmamış. insan türüne bravo hakikaten.

tarih derslerinin diğer bir bomba tarafı da türk yalanları tabi. bunlar ilk olarak hristiyanlaşarak türklükten çıkma ile başlar. dna’larınızdan memnun olmadığınızda hristiyan olabilirsiniz ama müslümanlaşıp türklükten çıkma gibi bir durum yok. diğer milletten bireylerle seviştiler, çocukları oldu falan diyorlarsa bizim durum nedir peki? tarihsel şuur oluşturacağım diye kurulan tabulara bakar mısınız? almanlar kaybedince biz de kaybetmiş sayılmamıza falan girmiyorum.

içerisinde benim de vermiş olduğum vergiler bulunan devlet bütçesinden gencecik insanların canlarını sıkacak tarih dersleri için pay ayrılıyor olması her aklıma geldiğinde boğazım düğümleniyor. lisedeki tarih hocalarımı düşündüğümde başıma ağrılar giriyor zaten. yetkilerin dikkatini çekmek isterim.

(taslaklar arasında buldum bunu, neden bahsettiği konusunda sizden daha az fikre sahibim).

Kategoriler
05:45 Hikayeleri

almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık

kadersiz milletiz, başkası yenildi diye yenilmiş sayılıyoruz. hep kahraman, hep hakkıyla kazanan bir millet olduğumuz halde.

başlıktaki yalanla ilk karşılaşmam ilkokul ikiye dayanır. devlet okulunda olduğumdan sabahçı-öğlenci uygulaması vardı, 7’de falan başlıyordu ders. zannedersem bir kış sabahı 7:15 gibi karşılaşmıştım. almanlar yenilince kendi de yenilmiş sayılan ama aslında hep başarılı olan bir devletin mirasında kurulan bir okulda işler böyle yürüyor maalesef. o zamanlar popüler olan bir çavuşoğlu koleji vardı, orada okuyan çocukların okul saatleri daha normaldi.

şimdi nereden geldi bunları yazmak aklıma. geçenlerde tegerete diye telaffuz ettiğimiz haber kanalında tarih bilgisine sahip olduğu iddiasıyla kameralara karşısına geçen yaşlı tonton bir amcamız vardı. genel olarak bu kanala çıkanlar mukaddesat sahibi insanlar oluyorlar. ancak kanalın sahibi güzel bir dolandırıcı. dolandırıcı deyip de günahsız, sevecen, masum kalplerine ağrı düşürmek istemedim, güzel dedim bu yüzden. neyse, az önce bahsettiğim tonton amca da kurdu bu cümleyi. ciddi ciddi söyledi, istemsiz kahkahalara boğdu beni.

ilkokul ikideyken bana hayatımın ilk samimi hasiktirini çektirmiş bu cümle 2009 yılında hala söyleniyor. 15 sene olmuş, arkadaşlar buradan yaşımı hesaplayabilirler. gencim, tezcanım, heyecanlıyım, ondan yazıyorum belki bunları. ama birileri bana anlatsın nasıl oluyor bu olay ???