-- Cihangir Yokuşu

kırmızı bir cumartesi

pek bir anlamsız geçen yazın -her yıl olduğu gibi- ardından soğuyan havalar nedeniyle titremeye başlamamın yaşadığım ilk kalp çarpıntısı kadar mutluluk vereceğini düşünmezdim. öyle ki sokağa çıkıp sabaha kadar koşasım var.

böyle insanların başına art arda kötü şeyler gelir de felaket silsilesi yaşar ya. işte aynen öyle bir hafta yaşadım sayın sözlük okuru. şok üstüne şok yaşadım öyle böyle değil. her yaşadığım olay ayrı bir bergen parçasına tema olur. peki ne yaşadım? iyi bir arkadaşınızın bilgisayarında son girilen internet sitelerinin arasında gay pornolarına giden linklerin olması dışında pek çok kötü şey diye cevaplayabilirim bu soruyu.

bugün bir de sivil ile buluştuk. gerçekten de bu kez sivildi. birkaç ay sonra görüşmüş olduk, yine birkaç ay sonra alkolle olan küslüğümü bitirdim. bir de hayatımda ilk kez tavla oynadım ki hayatta en iyi olduğum alan buymuş galiba, yeni farkettim. oyunun neticesini de buraya yazıp kimseyi rencide etmek istemiyorum.

taksimde hangi grubun eylem yaptığını yanlış tahmin etmem dışında iyi bir gün olmuş sanırım. yazıda da şu ana dek küfür kullanmadım.

bugün tekrar tekrar kurduğum cümle şuydu: “keşke tekrar üniversitede hazırlık sınıfında olsam“. üniversitede hazırlık okumadım ama zaman içinde gereksiz yere ciddileşen hayatımın aradığı panzehir bu olurdu.

2009da bu bloga neredeyse hergün yazıyormuşuz ama ben takvimi de daha da geriye çekip eylül 2005e gitmek istiyorum.

o sabah güneşin doğuşunu birlikte izliyorduk…

Bir Cevap Yazın